- Kategori
- Güncel
Şimdi sıra CHP ve DSP üyelerinde mi?

Bizi yolumuzdan kimse döndüremez.İZİNDEYİZ ATAM
17/04/2009
“Benim bildiğim darbeyi askerler yapardı. Silahsız, topsuz tüfeksiz akademisyenler veya emekli paşalar nelerine güvenip de darbe yapmaya kalktılar! Bizim bilemediğimiz gizli bir erk mi vardı ellerinde? Bu darbe de neyin nesidir? Bu darbe nasıl bir darbedir ki, tutuklananlar neredeyse PKK teröristleriyle bir tutuluyorlar? Aylardır niçin gerçekleri öğrenemiyoruz, saklanan nedir? Her insan suçu sabit görülene kadar masum sayılıyorsa, neden ki insanlar önce tutuklanıyorlar, sonra suçları araştırılıyor? Hukuk dediğimiz böyle mi işler? Hukukun üstünlüğünü bumudur, böyle mi anlamalıyız?” Biri bana bunları anlatıversin !…
*****
Cumhuriyet Mitingleriyle milyonlarca kişi sokaklara dökülmüş, iktidarda olan partiye seslerini duyurmak istemişlerdi. Neydi iktidardan istenilen! Türkiye’yi doğru idare edin yoksulluğa yolsuzluğa son verin, hukuktan elinizi çekin, Türkiye laiktir, laik kalmalıdır.
AKP niçin bu seslere kulaklarını tıkadı ve “imam bildiğini okur” duruşunu sergiledi?
İsteseydi kendisini toparlayabilir tüm halkın iktidarı olamaz mıydı? Elbette olurdu ama bunu yapmadı ve burnunun dikine gitti hep. Sonra da muhalefet eden herkesi kendine göre düşman belledi.
Tüm bunlar neden oluyordu? Bir kere, Anayasa Mahkemesi’nin kesin kararı vardı ortada.
“AKP laiklik karşıtı eylemlerin odağıdır...”
Peki, bu karara nereden varmıştı Anayasa Mahkemesi?
Çünkü sergilediği politikalarla Türkiye’yi nereye götürmek istediği açıkça belli oluyordu.
*****
Cumhuriyet Mitinglerinde konuşanları veya organizesi içinde olanları arayla tutuklanmaya başladılar. Gerekçe neymiş? Darbe hazırlığı, halkı kışkırtma imiş. (İşte tam söylemin yeri, buna kargalar bile gülüyor.) Şöyle bir geriye bakarsak, önce emekli generallerden başlayan gözaltılar dan tutuklamalardan sonra, sırasıyla Tuncay Özkan, Mustafa Özbek ve son olarak da Prof. Dr. Mehmet Haberal (Üçünün de Ulus’a seslenen Tv kanalları var) ve diğer aydınlarımız tutuklandılar. (Şimdi sıra Halk Tv var sanıyorum.)
Bu insanlara baktığımızda hepsinin de Atatürkçü ve onun devrimlerinin bekçisi olan değerler olduklarını biliyoruz. Şimdi ise, katillerle, gerçek teröristlerle bir kefeye konulmak isteniyorlar.
Oysaki yukarıda da dediğim gibi, suçu ispatlanana kadar her insan masumdur.
Düşünelim biraz. Türkiye’de en önemli muhalefeti bangır bangır bağırarak CHP ve onun Genel Başkanı Deniz Baykal yapıyor. Şimdi iktidara göre, en büyük darbeci o ve milletvekilleri oluyor değil mi?
Ama dokunulmazlık zırhları var dokunamıyorlar. (Tıpkı, mecliste dosyaları kabarık olanlara dokunulamadığı gibi.) Bana göre, dokunulmazlığı kaldıracaklar ama zamanını kolluyorlar. Kim bilir kaç numaralı planın içerisindedir buda?
Şimdi işin püf noktasına bakalım. CHP ve DSP üyelerinin dokunulmazlıkları yok biliyoruz. Acaba 13. dalga böyle mi gelecek dersiniz?
Sanırım daha sonra da bu iktidara muhalif olan herkes vatan haini, devleti yıkma planları içerisinde olan birer terörist olarak yakalanıp tutuklanacaklar. Nereye kadar? En son Atatürkçüyü zindana tıkana kadar. Düşünce bu, istek bu görünüyor. Ama bu o kadar kolay değil elbette.
Bu nasıl haktır? Bu nasıl demokrasidir?
Tescillenmiş bir iktidarı beğenmeyebilir, ondan vatan, millet hayrına iyi şeyler yapmasını isteyebiliriz. Yapamıyorsan, başarısızsan, çek, git deriz.
Bu bizlerin en demokratik hakkımız değil midir? Devleti yıkmak istemekle ne ilgisi var bunun. Bundan ötürü terörist mi sayılacağız? Böyle şey olur mu?
Seçimler öncesi verdiği sözleri tutmayan, “hangi iktidar başta olursa olsun” halk vereceği oylarla sonucu yeniden belirler. Seçimler bunun için yapılmıyor mu? Bundan ötürü iktidarlar değişmiyor mu?AKP deki bu tahammülsüzlük nedendir?
AKP nin korkusu
AKP nin korkusu yerel seçimlerde oylarının düşmesinden ötürü, genel seçimlerde kaybetme telaşından mı oluyor acaba?
Halkının yanında olan, halkı için çalışan bir iktidarın hiç bir şeyden korkmaması gerekmez mi? Çözümler üretmek yerine korkmak, telaş nedendir?
(Nasıl olsa biliyoruz ki, korkunun ecele faydası yoktur.)
Antalya’da tatilde olan Sayın başbakandan düşünmesini ve Türkiye’yi daha fazla kaos ortamına sürüklememesini, germemesini, herkesin başbakanı olmasına davet ediyor ve bunu kendisinden halktan birisi olarak talep ediyorum. Ayrıca şunu da bilmesini istiyorum bu olaylar halkı sindirmiyor ve daha çok tetikliyor.
Başbakana;
Sn. Başbakan, kıymayın bu ülkeye, yazık oluyor. Rejim sorunu çıkartıp halkı üzmeyin. Sizden beklediğimiz yanımızda olun ve güzel şeyler yapın. Dünya Sultan Süleyman’a kalmamış. Gideceğimiz yer belli ve giderken birkaç metre kefenle gideceğiz sadece. O da, nasip olursa….
Biraz ülke ve ülkenin insanları için pozitif düşünün. Yarınların ne getireceğini sadece Allah bilir.
Dileyelim ki, yarınlarımızda bu kâbus dolu günler geride kalır, tüm ülkemiz için aydınlık günler gelir inşallah. Bizlerde o zaman hep birlikte hamdolsun diyelim.