Sınava Göndermeyen Annesini Vurdu / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

sufi-su /Emel Yeşilkayalı

http://blog.milliyet.com.tr/sufi-su

07 Haziran '09

 
Kategori
Güncel
 

Sınava Göndermeyen Annesini Vurdu

Sınava Göndermeyen Annesini Vurdu
 

Sınava Göndermeyen Annesini Vurdu


"ADANA'da ilköğretim okulu 7'nci sınıfı öğrencisi 11 yaşındaki R.A., kendisini okula göndermeyerek, bugün yapılan Seviye Belirleme Sınavı'na (SBS) girmesine izin vermeyen annesi 39 yaşındaki S.A.'yı yatakta uyuduğu sırada babasına ait ruhsatlı tabancayla başına ateş ederek öldürdü."

Bu haberin devamında, R.A.'nın psikolojik sorunlarının bulunduğu, okulda arkadaşlarıyla da kavga ettiği, öğretmenin sınıf arkadaşlarına, onunla tartışmamalarını söylediği yazıyor. Haber, "Türk Ceza Kanunu’nun 31/1’inci maddesi uyarınca suç işlediğinde 12 yaşını doldurmamış olan çocukların cezai sorumluluğu olmadığı, bu kişiler hakkında ceza kovuşturması yapılamayacağı, ancak çocuklara özgü güvenlik tedbirlerin uygunalabileceği; Yasaya göre, nüfus cüzdanına göre 12 yaşına dahi girmemiş olan R.A.'nın., gerçek yaşı belirleninceye kadar ceza sorumluluğu bulunmadığından koruma altına alınmak üzere Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Sitesi’ne teslim edileceği belirtildi."ği ifadeleri ile son buluyor.

İnternetteki araştırmalarıma göre, Adana'daki Çocuk Sitesi 0-18 yaş grubu korunmaya muhtaç çocuklara hizmet vermekte. Kuruluş 0-12 yaş ile 13-18 yaş arası çocukları barındırmak üzere 2 ayrı bloktan oluşmakta. Kuruluşta kalan 176 çocuktan 22'si zihinsel engelli. Meslek elemanı sayısına baktığımızda ise, 2 psikolog ve 3 sosyal hizmet uzmanının görev yapmakta olduğunu görüyorsunuz. Muhtemelen bu psikologlardan birisi 0-12 yaş çocuk yuvası bölümünde, diğeri de 13-18 yaş yetiştirme yurdu bölümünde görevlendirilmiştir. Sosyal hizmet uzmanlarını da paylaştırmışlardır tabii.

Şimdi, bu çocuğumuzun ağır psikolojik sorunları olduğu belli. Yaşadığı son olaydan sonra psikolojisinin daha da bozulmuş olması ise kuvvetle muhtemel. Bu kuruluş, her ne kadar 24 saat hizmet veren bir kuruluş olsa da ve geceleri bir nöbet elemanı kalıyor olsa da, çocuğun durumundan az çok haberdar olabileceği ya da daha kontrol altında tutulabileceği varsayılan aile ortamında kontrol edilemeyen çocuğun; 176 çocuğun barındığı, üstelik yarısından fazlasının ondan küçük veya zihinsel engelli olduğu toplu bakım hizmeti veren bir kuruluşta nasıl kontrol edilebileceğini ve diğer çocukların nasıl korunacağını merak ediyorum.

Aslında 5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu, bu tür çocuklarla ilgili tüm kurumlara görev verir. Kanun'a göre, "çocuğun fiziksel ve ruhsal sağlığının korunması ve tedavisi için gerekli geçici veya sürekli tıbbî bakım ve rehabilitasyonuna" ilişkin görev, Sağlık Bakanlığı'na verilmiştir. Sağlık Bakanlığı gerekli yüksek güvenlikli kuruluşları da oluşturmak yükümlülüğündedir. Ancak bugüne kadar ilgili Bakanlığın böyle bir kuruluş oluşturmak gibi çabasının ve niyetinin bulunmadığını, hatta bu konuyu görevi olarak algılamadığını bilmekteyim.

Öte yandan, Adalet Bakanlığı 30 yıldır ilgili kanunlarla kendi görevi olduğu halde başaramadığı, bir kurum oluşturamadığı suça yönelen çocuklarla ilgili görevleri alel acele çıkarılan bir yasayla, alt yapısı oluşturulmayan, ön hazırlığı bulunmayan, buna uygun personeli bulunmayan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu'nun üzerine atmış ve kurtulmuştur.

Olan olmuş, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu bunu kendi görevi olarak çoktan benimsemiş ve her yerde olmasa bile bazı illerde gereken adımları atmıştır. Mevcut personeli ile mahkemelerden gelen sosyal inceleme taleplerini karşılamaya çalışmakta ve kendilerine gönderilen R.A. benzeri suça yönelen çocukları korumaya ve tedavisini yaptırmaya çalışmaktadır.

Ancak buradan herkese sormak isterim: ailelerinin koruyamadığı, tedavi ettiremediği, Sağlık Bakanlığı'nın kısa süreli ayaktan tedavilerle geri gönderdiği, Adalet Bakanlığı'nın çocuğa yönelik uluslar arası sözleşmelere de atıfta bulunarak uygun bir kuruluş oluşturmadığı bu çocuklardan birisi bir gün yuvadaki çocuklardan herhangi birine zarar verirse kim, hangi kurum, kuruluş suçlanacak? Yanıtı basit aslında: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, olay hangi kuruluşta meydana geldiyse o kuruluş ve o gün nöbette kim varsa o kişi. Merak etmeye gerek yok. Günlerce ilgililerin görevlerini ihmal ettiğinden, gerekli tedbirleri almadığından, vurdum duymazlığından konuşulur, gazetelerde, bloglarda vicdanlı insanlar "Onlar Devlete Emanetti!" başlıkları ile yazı yazarlar. Sonra... Unutulur...

Bu çocuklara yönelik yüksek güvenlikli ara kuruluşlar oluşturmanın, Sağlık Bakanlığı'nın sadece bu çocuklara yönelik yatılı tedavi ve rehabilitasyon kuruluşları oluşturmasının ve ilgili Yasa'da adı geçen tüm kurumların görevlerini sahiplenmesinin zamanı gelmedi mi hala sizce de?

Sevgiyle sağlıcakla kalın...

 
Toplam blog
: 76
: 1567
Kayıt tarihi
: 28.03.09
 
 

Merhaba, ben sufi-su. Sosyal hizmet uzmanıyım. Yıllarca korunmaya muhtaç çocuk çocuklar, koruyucu..