- Kategori
- Basın Yayın / Medya
Sınırlar arasında (2)

Bundan yaklaşık on gün önceydi, Banu Avar'dan bahsetmiştim size. Kimi arkadaş bilerek, kimi arkadaşta tesadüfen, ama sonuçta, 110 kişi açmış o sayfayı. Ve eminim ki okunmuştur. Tanıyanlar, "evet takip ediyorum" demiştir, tanımayanlar ise "O kim yahu" diye çevrelerine sormuşlardır. En azından ben öyle olmasını umuyorum.
Sözün kısası bu ismi; içinde bulunduğumuz coğrafyada oynanan oyunlar başta olmak üzere, şu koskoca dünyayı bir bilgisayar oyunundaki ülkeler gibi yönetip, savaşlar çıkaran ve istediği toprakları ele geçiren oyuncular gibi idare eden ve yönlendiren bir takım güçlerin, neler yaptıklarını öğrenin diye zikretmiştim. Çünkü bu hanımefendi binbir güçlüğe ve baskıya göğüs gererek, doğru bildiğini yapıp, doğruları araştırıp bizlerin bilgisine ve yorumuna sunmaktadır.
Bir süre öncesine kadar bu hummalı çalışma ve meyveleri olan programları zevkle izlemekteydim. Ancak bir duydum ki ses getiren programları ile Türk Milletini (Bu topraklarda yaşayan herkesi kapsar bu sözüm) aydınlatmaya, uyandırmaya çalışan bu değerli gazeteci, araştırmacı ve yapımcı hanımefendinin, yaptığı bir programdan dolayı, TRT ile aralarında sorunlar çıkmış. TRT, programlarını makaslamaya başlamış, yayın saatiyle oynamış ve yanlış duymadıysam yayından da kaldırmış. Tabi burada aklıma ilk gelen şu klasik, herkesin bildiği atasözü oldu: "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar". Hele ki Türkiye'de yaşıyorsanız bu atasözünün geçerliliğini sorgulamaya gerek olmadığını da biliyorsunuzdur.
Bu olaylardan sonra kendi kendime: " İyi ki yazmışım, destek olarak da algılanabilir ve sahipsiz olmadığının, takipçisi olanların var olduğunun ispatı olur." demiştim. Ancak bu akşam kanallar arasında dolaşırken SUN TV deki bir programa telefonla katıldığını gördüm. Program canlı mıydı, banttan mıydı, bilmiyorum. Ancak Sayın Avar, yoğun olarak, TRT 'den istifaya zorlandığını, ancak binlerce çalışanı ile TRT camiasının ve milyonlarca izleyicisinin kendisine destek olduğunu, bildiğini söyleyerek istifa etmeyeceğini, mücadele edeceğini söyledi. Kendi adıma bu yapılanlara utanmaktan başka elimden ne gelir diye sorduğumda cevabım; "Birlikten kuvvet doğar" oldu.
Her platformda doğrunun arkasında olduğumuzu tüm dünyaya haykırmamız gerekmektedir. Bu anlamda yeri geldiği için Milliyet ailesine bir kez daha teşekkür etmek zorunda olduğumu hissettim. Özgürce duygularımızı ifade edebileceğimiz, bu ortamı sağladıkları için onlara çok çok teşekkür ederim. Gerçek anlamda halka da söz verdiği için, yerinde ve gerekli bir hizmeti gerçekleştirmektedirler.
Siz MB yazarları ve siz okuyucu olarak blogda bulunan insanlar: Her gün bu sayfalarda onlarca farklı konu ile yüzlerce blog yer almakta ve sizler; kimilerini zevkle, kimilerini merakla, kimilerini duygulanayak, kimilerini ise sinirlenerek takip etmektesiniz. Çoğu zaman üzerinize düşeni yaptınız ve beğendiğiniz konuları arkadaş ve dostlarınızla paylaştınız. Şimdi ise sizden isteğim, bu konuyu dile getirmeniz. Sorgulamalı, cevaplar yazmalı, yeni bloglar üretmeli, soranları bilgilendirmeli ve her ne şekilde olursa olsun desteğimizi hissettirmeliyiz. Duyarlı her yurttaşı bu konuyu dile getirmek için çağırıyorum.
"Karanlığa küfretmek yerine bir mum da siz yakın"