Sıra Kemalist orduda mı? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
 

Sıra Kemalist orduda mı?

Bizim Düziçi İlçesi’nde Düldül adında bir dağımız var. Yaşar Kemal’in İnce Memet romanında da adı geçer. Bu dağ ovadan baktığınızda tepesi sipsivri ulu bir dağdır. Dumanlı Dağı’na çıktığınızda bir sıradağ silsilesinin uç kısmıdır. Andırın Yeşilova yönünden baktığınızda ise iki yüksek dağdan bir tanesidir sadece.

Kısaca ovada yaşayanlar için bir efsane olan Düldül, Andırın Yeşilova’da veya Dumanlı Dağı’nda yaşayanlar için hiç de öyle değildir.

Burada fark ettirmek istediğim Düldül Dağını herkesin bulunduğu konuma göre tanımlaması, farklı biçimde anlatması olasılığıdır. Aslında herkes doğruları söylenmekte ancak söylenenler Düldül Dağını tanımlamakta yetersiz kalmaktadır.

Her birimizin beynindeki Doğu gerçeği de tıpkı bunun gibi bir şey. Dün bir televizyon kanalında Aktütün Karakolu’na yapılan saldırıya ilişkin izleyici yorumları da bu görüşü doğrular nitelikteydi.

Ben 2000 yılının başında gittim Doğu'ya. Gitgellerle tam beş yıl tanıklık ettim o yöreye. Her gün terörle yatılıp, terörle kalkılan Tunceli’de il milli eğitim müdürü olarak görev yaptım. Farklı valiler, farklı generaller, farklı kaymakamlar, farklı siyasetçiler, farklı bürokratlar tanıdım o süreçte. Valiler değişti, generaller değişti, kaymakamlar, bürokratlar hatta siyasetçiler, hükümetler değişti ama Tunceli değişmedi genel anlamda. Tunceli değişmedi de Hakkari, Diyarbakır değişti mi? Değişmedi elbette. Bu anlayışla değişmez de. Çünkü sistem orada dengeleri koruma, dengelerden yararlanarak iktidar olma anlayışıyla işletiliyor. Aynı olayların tekrar tekrar yaşanması, Aktütün Hudut Bölüğünün beşinci kez saldırıya uğraması hep bu yüzden.

Aktütün’e yapılan saldırının peşinden karelere bakıyorum. Orduya saldırmak için ne kadar çok sırada bekleyen varmış meğer. Bir gazete “Genelkurmay bu kez hesap versin” diye manşet yapmış yanına Org. Başbuğ’un resmini koyarak. Başbakan “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir.” demişti aylar önce de. Ya son zamanlarda mantar gibi türeyen ve aynı kaynaktan yönlendirildiği açık olan televizyonlarda orduya yönelik eleştirilerin dozunu artıran yorumculara ne demeli? Varoşlarda, özellikle bölücü ve dincilerin etkisindeki yoksul insanların ağızlarından alışılmadık şekilde dökülen orduyu suçlayıcı cümleler nedensiz değilmiş anlaşılan.

Elbette askerler içinde yanlış yapanlar olmuştur hatta yanlış yapmaya devam edenler de vardır. Ama yiğidi öldürüp hakkını yememek gerekir. Tanık olduğum kadarıyla ordu bu ülkenin en sağlam kurumudur ve Türkiye’nin bölgedeki konumu itibariyle olmazsa olmazıdır.

Tunceli’de bulunduğum sürece onların büyük ölçüde yürekten çabalarına tanıklık ettim ülkenin kalkınması için. Yalnızca teğmenin, binbaşının, yüzbaşının değil, yarbayın, albayın, generalin arazide askerleriyle omuz omuza mücadeleye katıldığına, subay ve asker eşlerinin çocuklarına sadece anne değil baba da olduklarına tanıklık ettim. Bir de generallerin pek çok siyasetçiden daha fazla kitap okuduğuna.

Kısacası doğuda askerler münferit hatalar yapmış olabilirler ama esas hatayı yapanlar, yapması gerekeni yapmayanlar hükümetlerdir. Hükümetler çözüme ilişkin hiçbir eylem planını sonuna kadar götürecek iradeyi ortaya koyamamışlardır.

Çünkü; Atatürk ve Atatürkçülük unutulmuş, unutturulmuştur.

Yıllardır yaşananların hiç birisi tesadüf olamaz. Bilmeliyiz ki dünya bir sistemdir ve sistemin bütün parçaları birbiriyle ilintilidir. O nedenle bu yörede meydana gelen her olay, atılan her adım etkili güç merkezlerinin uygulamaya soktuğu bir strateji parçası olarak değerlendirilmelidir. Bu stratejiyi oluşturanlar ve bu stratejinin uygulanmasında rol üstlenenler dönen gerçeğin farkında olan hiçbir engel istemiyorlar karşılarında. Hele hele Kemalist bir orduya hiç tahammülleri kalmadı. Ne de olsa çok yol kat ettiler.

 
Toplam blog
: 114
: 860
Kayıt tarihi
: 29.12.06
 
 

Osmaniye Düziçi doğumluyum. Sınıf öğretmenliği, ilköğretim müfettişliği, il milli eğitim müdürlüğ..