Şirin mi şirin bir İstria kasabası: Rovinj (1) / Yurtdışı Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '12

 
Kategori
Yurtdışı Tatil
 

Şirin mi şirin bir İstria kasabası: Rovinj (1)

Şirin mi şirin bir İstria kasabası: Rovinj (1)
 

Hırvatistan’ın kuzeybatısında bulunan İstria yarımadası irili ufaklı çok sayıda turistik yerleşime ev sahipliği yapar. Yarımadanın en önemli turistik yerleşimlerinden biri kuşkusuz Rovinj’dir. Geçimini denizden ve turizmden sağlayan Rovinj, Adriyatik Denizi’ne hakim bir tepenin üzerine kurulmuş şirin mi şirin bir kasabadır. Aslına bakılırsa Rovinj kasabasının üzerine kurulu olduğu tepe bir zamanlar sahile yakın konumda olan bir ada imiş, ancak 1763 yılında bu ada ile anakara arasında bulunan kanalın doldurulmasıyla anakarayla birleşmiş.

Bir tepe hayal edin; zirvesinde büyükçe bir kilise otursun ve bu kiliseye çıkan dar ve uzun patikalar boyunca pastel renkli binalar sıralansın. Biraz uzaktan bakıldığında “İşte kartpostallık bir görüntü,” diyeceğiniz bir görüntü versin. İşte böyle bir yer Rovinj: yüzyıllardır sayısız insanı içine aldığı gibi sizi de büyük bir konukseverlikle sarmalayacak bir Hırvat kasabası.

14.000’den biraz fazla nüfusa sahip olan Rovinj, Hırvatistan’ın en önemli turistik kasabalarından biridir. İstatistiklere göre kasabaya gelen bir yabancı turist ortalama 6.9 gün konaklamaktadır. Çalışan nüfusunun yüzde 20’sinden fazlası turizmle uğraşan Rovinj’de önemli bir gelir kaynağı da balıkçılıktır. Rıhtımda gün boyu ağlarını onaran balıkçılar ve akşam üzerleri birbiri ardına denize açılan balıkçı tekneleri balıkçılığın kasaba yaşamındaki öneminin gözle görünür kanıtlarıdır.

2012 yılı yaz tatilimizin büyük kısmını Rovinj’de geçirdik. Kasabayı çok beğendiğimiz için 2013 yaz tatilimizin bir haftalık bölümünde yine Rovinj'deydik. Çok beğendiğimiz bu kasabayı sizlerin de beğeneceğini düşündüğümden, Rovinj’i sizlere elimden geldiğince tanıtmaya karar verdim. Rovinj kasabasını bize önceki yaz tatilinde Dubrovnik yakınlarında bulunan pansiyonunda konakladığımız Zoran Bey tavsiye etmişti. Tavsiyesinin ne kadar yerinde olduğunu Rovinj’i görünce anladık.

Eşim Füsun ve küçük kızımız Bensu ile Rovinj’e bir Ağustos günü bizdeki deniz otobüslerinin aynı olan bir katamaranla vardık. İtalya’nın Trieste şehri limanından her sabah kalkan bir katamaran Slovenya’nın Piran kasabasına uğradıktan sonra, İtalyanların Rovigno şeklinde adlandırdıkları Rovinj’e varıyor. Katamarandan indikten sonra soluğu yedi gün süreyle konaklayacağımız bir aile pansiyonunda aldık. Pansiyonun sahibi bize iki oda bir salon ve açık mutfaktan oluşan ve üç büyükçe balkonu bulunan bir daire tahsis etti. Pansiyonumuz son derece güzel bir manzaraya sahip büyük bir bahçesi bulunan bir binaydı. Güvenliğimizden ailenin sevimli köpeği Stella sorumluydu. Mutfağımız, Hırvatistan’daki pansiyonlarda çok yaygın olan kompakt bir mutfaktı. Bu kompakt mutfaklar iki gözlü elektrikli ocak, evye ve mini buzdolabından oluşuyor. Mutfağımızda bir ailenin ihtiyaç duyacağı A’dan Z’ye bütün mutfak aletleri, tabak, tencere, bardak ve kap kacak bulunuyordu. Hepsi de pırıl pırıl temizdi. Balkonda duvara monte edilmiş açılır kapanır çamaşırlıktan, salonda bulunan klimaya kadar bir konuğun ihtiyaç duyacağı her ayrıntı düşünülmüştü. 

Pansiyona eşyalarımızı yerleştirdikten sonra, soluğu pansiyon sahibinin önerdiği ve pansiyona beş dakika yürüme mesafesindeki Porton Biondi plajında aldık. Tanrı vergisi güzel bir doğa arkamızda ve Rovinj’in pastel renkli silueti sol yanımızda, kendimizi çocuklar gibi şen bir şekilde Adriyatik’in mavi sularına bıraktık. Plaj ne çok kalabalık ne de çok tenhaydı. Herkes denizden ve çakıl serili plajdan rahatça faydalanabiliyordu.

Porton Biondi plajının tam arkasında büyükçe bir kamp alanı olan Porton Biondi Camping yer alıyor. Kendilerine ait karavanlar ve araçlarla Rovinj’e gelen birçok yabancı konuğun Porton Biondi ve benzeri birçok kamp alanında, gerek karavanlarında gerekse çadırlarında rahatça konakladıklarına tanık olduk. Hatta sabahları kamp alanının önünden geçerken değişik uluslardan onlarca Hristiyan gencin beraber ilahiler söyleyerek güne başladıklarını gördük.

Pansiyon sahibinin anlattığına bakılırsa Rovinj’e Nisan ayından beri yağmur yağmamıştı ve evlerin bahçelerinde bulunan çimler sararmaya yüz tutmuştu. Hırvat görevliler kasaba sakinlerinin bahçelerini sulamalarını yasaklamışlardı ancak biz yine de gizli gizli bahçelerini sulayan birkaç kişi gördük. Duyduğumuza göre bahçelerini sularken görülen veya ihtiyacı olan komşularına birkaç kova su veren kasaba sakinlerinin suları görevlilerce kesiliyormuş. Görevlilerin insanların sularını kesmeleri için bir ihbar almaları yetiyormuş. Bu durum bize ilginç geldiği için burada not etmeyi uygun buldum. 

 
Toplam blog
: 42
: 1065
Kayıt tarihi
: 13.11.12
 
 

1995 yılında İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Bölümü'nde..