Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '07

 
Kategori
Mizah
 

Şişmanlar niçin neşelidir

Şişmanlar niçin neşelidir
 

Çevremizdeki şişmanlara şöyle bir baktığımızda çoğunun hep neşeli olduğunu görürüz. İnanın ben de şişman olduğum için söylemiyorum bunu. Şişmanların çoğu kendisiyle barışık insanlardır; onları neşeli kılan da budur. Hatta konumuzun biraz dışına çıkarak şunu da iddia edebilirim: Şişmanlar daha hareketli, daha hamarattır.

İnsanın kilosuyla ilgili değişik sıfatlar vardır dilimizde: zayıflar için çiroz, çöp, üflesen uçacak; zayıfla şişman arasıdakiler için tombul, etine dolgun, balık etli; şişmanlar içinse dombili, şişko... alay yollu şişko patetes... Esas problem kimin şişman kimin tombul olduğuna ilişkindir. İşte burada değişik ölçütler gündeme gelir: Yok efendim boyla kilo arasındaki fark on beş olacakmış, yok kadınlarda şu kadar; ama erkeklerde bu kadar olacakmış. Bir tartışmadır gider. Pek çok göbekli, şişman olduğunu kabul etmez. "Ben balık etliyim, tombulum kardeşim; şişman değilim." derler. Şunu kabul etsen n'olur sanki! Böyleleri birkaç kilo aldılar mı hemen bunalıma girer, diyetler yapılır, sabah ve akşam yürüyüşlerine çıkılır, misafirlığe gidildiğinde hamur işlerine el sürülmez. Göbeklerindeki yağ katmanını şöyle parmaklarının arasına alıp "Eritmem lazım bunu." derler. Hele yaz yaklaştığında mayo, bikini sıkıntısı ortaya çıkar. Bir telaş... Söyler misiniz bana dünyanın nimetlerinden yararlanamayan, tatlıları, dolmaları, köfteleri afiyetle mideye indirmeyen biri nasıl mutlu olsun, çevreye neşe saçsın? Bunları mutlu eden en büyük an tartıya çıktıklarında 250 gram zayıfladıklarını gördükleri andır.

Şişmanlar ise durumlarını kabullenmişlerdir. Onlar ancak sağlıkları bozulup da doktorun ciddi bir edayla "Zayıflamazsan ölürsün." dedikleri anda böylesi telaşlara girerler. Değilse hafta sonu eklerindeki bir haftada nasıl 4 kilo verirsiniz sayfalarına mizah dergilerine bakar gibi bakarlar ve kıs kıs gülerler. Evet şişmanlar durumu kabullendikleri için günlük yaşamlarını altüst edecek diyetlere girmezler, damak tatlarını geliştirecek keşiflere devam ederler. Kendileriyle barışık oldukları için komplekse girmezler. Bilirsiniz insanın mutsuz olmasındaki en önemli etken takıntılardır. İnsan takıntılarını ne kadar saklamaya çalışırsa çalışsın yüzünde taşır. Süreki olarak kendisinin beğenilmeyeceği kaygısıyla dolaşır.

Kaygılarıyla dolaşan insan her an patlamaya hazır bir bomba gibidir. Böyle bir insanın neşeli olmasını nasıl bekleyebilirsiniz? İsterseniz günlük yaşamın birkaç alanında şişmanlarla şişmanlık kompleksi yaşayanları bir karşılaştıralım. (Fazla yer kaplamasın diye şişmanlara şişman, şişmanlık kompleksi taşıyanlara şişmanımsı diyelim)

Misafirlikte: Şişmanlar koltuğa rahatça yayılıp sohbete en derin yerden katılırlar, şişmanımsılar oturuken göbekteki katmanlar görülmesin diye kendilerini kasmaktan kahkaha bile atamazlar.

Düğün ya da bir davette: Şişmanlar rahatça oynayıp dans ederler; bütün kurtlarını dökerler, şişmanımsılar giydikleri kıyafetteni yağlarının taştığı hissine kapıldıkları için sadece dansa kalkarlar; göbeklerinin açığa çıkacağı hareketlerden kaçınırlar hele asla harmandalı oynamaya kalkışmazlar. Şarkıcı "Eller havaya." dediğinde tavana bakarlar.

Plajda: Şişmanlar kuma kendilerini bir havlu gibi serip güneşin tadını çıkarırlar, serinlemek için denize girerler; göbeklerinin bıngıl bıngıl sallanmasına aldırmadan top oynarlar. Şişmanımsılar göbeğimsileri görülmesin diye güneşlenirken havlulara sarınırlar; bu yüzden tenleri harita gibi olur. Bronzlaşma işini solaryuma bırakırlar. Denizdeyken kendilerini kamufle ettiklerini düşündükleri için denizden hiç çıkmazlar.

Sevgilinin yanında: Şişmanlar kendilerini rahat bıraktıkları için sevgilisine güven verirler, şişmanlığın verdiği fiziksel ve ruhsal sıcaklıkla sevgililerini ısıtıp mutlu ederler. Şişmanımsılar, göbeklerini saklama telaşı taşıdıklarından araya bir duvar örerler, sevgililerinin belinden tutmasına izin vermedikleri için sevgilileri tarafından yanlış anlaşılırlar; genellikle de ilişkinin dokunma boyutunda büyük sıkıntılar yaşarlar.

Bu yazdıklarımı şişmanlığa bir methiye olarak algılayıp sağlıklı yaşam dersi vermek isteyen arkadaşların yazılarını çerezimi yerken okuyacağım; ama ne zamana kadar okurum; bunu doktorum bilir.

 
Toplam blog
: 114
: 1620
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..