​ Sizin futbol keyfiniz hangisi? / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '06

 
Kategori
Futbol
 

Sizin futbol keyfiniz hangisi?

Futbol, bugün artık hayatımızın önemli bir karesini oluşturan güncel bir konu haline geldi. Futboldan ayrı bir günümüz, neredeyse hiç yok gibi. Öyle ki; futbola karşı en ilgisiz olanlarımızın bile, hayatlarının bir kısmı mutlaka futbolla kesişiyor:

Akşamları belli bir saatten sonra televizyon izlemek istediklerinde; bir spor programıyla mutlaka karşılaşıyorlar. Ya da hafta sonları dışarı çıktıklarında; caddelerin, sokakların dört tarafında bayrak ve forma satan seyyar satıcıları ve spor mağazalarını, evlerin ve araçların camlarından sarkan bayrakları ve futbol aşkıyla, tutkunu oldukları renklerin formalarıyla bir sahada kendi aralarında maç yapan veya tuttukları takımların o haftaki lig mücadelesini stadyumlarında izlemek üzere yağmur, çamur demeden yolları aşındıran insanları görmekten kendilerini alıkoyamıyorlar. Yâni bu insanlar çok istemeseler de; tamamen futbolla dolu olan bir hayatı sürdürüyorlar.

Futbol her ne kadar maçlarda geçen tatsız olaylar, tribün sakinlerinin maçlar sırasındaki hal ve hareketleri ve futbolcuların, yöneticilerin ve teknik adamların özellikle de kaybedilen maçların sonrasında maçın hakemleri, rakip takımlar ve daha nice derin konular hakkındaki görüş beyanatları yüzünden toplumda elit bir kesimin boy hedefi haline gelse de; yine de ilgi duyanlar için, bir başkadır futbolun seyir keyfi.

İster evde veya bir lokalde, isterseniz stadyumda, coşkun bir taraftar kalabalığı arasında…

Evde, sıcak bir ortamda maç izlemek, her ne kadar aile içinde çatışmalara yol açsa da; yine de evde maç keyfi gibisi yok. Hele bir de eve, futbol tutkunu arkadaşlarınız geldiyse… Söz konusu futbol olunca; kutu gibi ev, dev stadyumlara bedeldir:

Hakemin kararlarına hep bir ağızdan edilen itirazlar, faul yapan oyuncuya kükreyişler, yanlış taktik veren hocaya edilen serzenişler. Ve en sonunda; atılan gole çılgınlar gibi sevinçler, yenilen gole bağlanan karalar… Ve karşılıklı tatlı atışmalar…

Maçlar; evde biranın, su gibi aktığı anlar. Ve çekirdeğin, fıstığın ona yetişemediği…

Ve evin hanımının kapıları çarpıp, annesine gittiği… Onun içindir ki evlilikler, ufak sarsıntılar geçirir her hafta sonu. Yalnız artçı sarsıntıları sürer evliliklerde futbol depreminin, 34 hafta.

Stadyumlar… Stadyumlar, sanki birer dünya üssüdür; mahşerin… Fanatizmin, insanları gün geçtikçe zebanileştirdiği.

Stadyumda insanlar, sanki bir evrim geçirirler. Oysa dışarıda ne kadar sakin görünür insanlar; stadyumda holiganizmin gazını alıncaya kadar.

Belki de artık bu yüzden, kimseler maça gidemez bu şehirde. Holiganlara kalır meydanı; kitleleri buluşturan coşkunun.

Sırf bu yüzden adı çıkmış şehirde;

Fenerbahçe’nin,

Beşiktaş’ın,

Galatasaray’ın.

 
Toplam blog
: 266
: 1321
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul'da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..