​ Sizlere sesleniyorum: Nedir sizce bizlere o ilk kelimeyi yazdıran? / Edebiyat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ağustos '07

 
Kategori
Edebiyat
 

Sizlere sesleniyorum: Nedir sizce bizlere o ilk kelimeyi yazdıran?

Sizlere sesleniyorum: Nedir sizce bizlere o ilk kelimeyi yazdıran?
 

Bazen yazma işlevinin kendisini, yazarak aktaracak olduklarımızdan daha büyük bir tutkuyla isteriz. Ak yeleli atlara biner de, rüzgarlarla yarışırcasına bir süratle varır dayanır kapınıza. Bir dürtüdür bu ve ne engel tanır, ne de sınır bilir.

Zorlar o an kelimeler sizi; yüreğinizden fırlayıp çıkmak, kağıda akmak için adeta debelenirler...
Gelde dur de...yapabilirsen engelle...

Bazen şiirler geçer içimden; niçinsiz, nedensiz bir dizi kelime yanyana durur diziliveririr...
Bilmem ben çoğu zaman; neden onlar? Neden yanyanalar? Ne için biraradalar?...
Dökülürken tane tane parmak uçlarımdan, ancak tamamına erdiğinde yazılanlar; fark ederim olan biteni ben çoğu zaman...

Yazma sürecimin bu akışı ilginç gelmiştir hep bana. Sevdiğim yazarları ve şairleri bir araya toplayıp sormak isterdim aslında; nasıl bir dürtüdür ki kağıda o ilk harfi kondurmaya iten onları? Ya sonra o ilk kelime ve ardı sıra gelecek olan...kim tayin eder bunu, kim belirler bu süreci? Plan var mıdır? Ya kurgu? Şairler taslak hazırlar mı? Ya deneme yazanlar? Peki ya sizler? ...

Merak ediyorum ben bunları... Peki bir olay mıdır sizleri bu yolculuğa sürükleyen? Bir yazının doğumu hamile kalınan anla mı başlar?

Paylaşmak istedim sizlerle ben, kendi yolculuklarımdan bir kesiti...
Ve dilerseniz ardından beklerim paylaşmayı sizinkileri...

İşte aşağıda yer alan benimki:

Şiirler geçiyor içimden; bazısı tünelin sonunda ki ışık, bazısı uçurumun dibindeki gelincik...
Kimini tutamıyorum, uçuşuyorlar yelle, sel alıyor kiminiyse...

Bazen buğulu bir bakış fırlatıyor olsam da ardlarından; yakalamakla yok artık işim... Umursamdan dönüyorum sırtımı, bakmıyorum savrulanın ardından...

Bir göz izi, bir dudak bükmü kadar olsun, üzülüyorum bazen de...
Zaman zaman sus oluyorum, yazacaklarımı damıtırken parmak uçlarım...

Bazen ses oluyorsam da, düğümleniveriyor dokuz boğum; kalıveriyorum daha oracıkta soluksuz... aktıkça sözcükler kalemimden usul usul açılıyor yeniden nefesim, akmaya başlıyor hissedipte o ana kadar fark edemediklerim ...

Akşam ayazı çıktımı vuruyorum kendimi yola; selam etmek için bezen de arşu alaya...
Merdivensiz çıkar iken o yedi katı; inan olsun sormuyorum var mıyım? ben miyim? yada neyim ?...

Bazen de bir ney sesi; tek vuruşluk kudümle dokunurken yüreğime; bir semzazenin etek ucuna tutunuyor kelimelerim... işte o an da, açılıverir göğe avuç içlerim...

Bir kanaryanın ötüşü ah bir de buse olup konarsa şakaklarıma; varı yoğu unutur da dönerim...
Umursamam artık kimim ben, yada sormam bile neredeyim?...

Sanıyorsanız; zamandır bize bunları açıklayacak olan; yaşanan öyle bir durumdur ki, ben ummam...
Zaman dahi, kaydı bırakır hal bu iken...

Gece ağır ağır güne dönerken, varırım yolculuktan ben evime...
Sadece ben bilirim bu hallerin yegane nedenini...
Nefesiydi derim soluksuz bırakan beni, neyin...
Alıpta beni benden savuran aslına bakarsanız, yine benim...

Kandırmadan...
Aldanmadan..
Olabildiğince ağırdan...

Bazen sakin, bazen de delişmen kelimeler, ayırd etmeden bir bir beni takip ederler,
Bilirim, süzülürken gökten yere tüm o sözcükler; dizen ne benim, ne bir başkası...
İlmek ilmek, atılırlar...
Teğel teğel , çözülürler...
Yudum yudum içilirler...

Gün olur suret olupta beliriverirler...
Bazen seslenip, bazense susuşlarıyla gelirler...

Zaman zaman o ürkek bakışlı yangın yerindeki, yavru kedi...
Bazen, kara cüpbeli bir şaki...
Bazense, bir sakinin bedeninde gül şerbeti sunan eldiler...

Fakat ne olurlarsa olsun yine de bilirim; herbiri bendendiler, herbiri benim ...
Yok ki başka biri...

Sevgi ve ışıkla,
Ayna

17.06.07

 
Toplam blog
: 268
: 1969
Kayıt tarihi
: 15.09.06
 
 

Var olan her oluş ve bozuluş hakkında gözlem, tahlil ve sonuca varma sürecindeki yolculuğumu, siz..