Sol muhalefet böyle olmamalı! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '11

 
Kategori
Güncel
 

Sol muhalefet böyle olmamalı!

Sol muhalefet böyle olmamalı!
 

8 Ekim Cumartesi günü Ankara’da KESK-DİSK-TTB-TMMOB tarafından düzenlenen mitinge, diğer bir ifadeyle   “İnsanca yaşam için eşit, özgür ve demokratik bir Türkiye” adı verilen “Sokak Meclisi”ne katıldım.

Cuma akşamı 3 otobüsle çıktığımız Trabzon-Ankara yolculuğunu, Pazar sabahında Trabzon’da bitirdik.

Önceleri 15–20 otobüsle ve halaylarla çıktığımız yolculukları anımsayınca, aradan geçen yılların hepten boşa geçmese de, muhalif güçler açısından hak edilmeyen bir gerilemeye denk düştüğünü kabul etmeliyiz.

Oysa bu miting AKP’nin mağdur ettiği onlarca kesimin ortak sesi olarak düzenlenmişti.

“Asgari ücretiyle, maaşıyla, emekli aylığıyla, işsizliğiyle, hastalığıyla, HES’lerle, kadınlığıyla, gençliğiyle, kimliğiyle, savaşla, hayat tarzıyla yaşayamayan” milyonların talepleri dile getirilecekti.

 Ancak gelin görün ki “Sokak Meclisi”ne Türkiye çapında katılanların sayısı 20 bini geçemedi yani anlayacağınız bir Trabzonspor maçı kadar bile ilgi göremedi.

AKP’nin medyayı ele geçirerek “özgür basını” bitirdiğinden,  mahkemeleri vesayet altına aldığından, tek adamla ülkeyi demir yumruk gibi yönettiğinden, özel yetkili savcılar eliyle aydın ve yazar avına çıktığından,  muhalefetin sesinin kısıldığından bahsederek bu ilgisizliği ya da başarısızlığı açıklayabilirsiniz.

Böylece “hak arama yollarını kestiği için her daim iktidarlar suçludur” ilkesiyle, ortaya konan siyasetin, etkinliğin başarısızlığını kolayca örtebilirsiniz.

Aynı gerekçe ana muhalefet partisi CHP için de geçerli değil midir?

AKP para, makarna, kömür dağıttı ve seçimi aldı.

Bu ve benzeri gerekçelerle muhalefetin kendinden kaynaklanan başarısızlığına kılıf araması hiç de inandırıcı gelmiyor bana.

Gerek mitinge yolculuk sırasında gerekse de miting sonrasında hep bunları düşündüm.

Örneğin 380 bin mühendis ve mimarı temsil eden TMMOB’da yapılan mitingi çoğunluğun  “gereksiz, boş işler” olarak algılaması, sadece bu mühendislerin akılsızlığı ile mi açıklanmalıdır?

Aynı şekilde 85 bin üyeye sahip Türk Tabipler Birliği’nin kortejinde pek çoğu genç hekimlerden oluşan ancak yüzlerle anılabilen bir üye topluluğunun yürümesi kimseyi rahatsız etmiyor mu?

219 bin üyeye sahip KESK’in üstelik sadece Ankara’da 50 bin civarında üyesi varken, bu mitinge katılanların sayısının en fazla 5 bin olması nasıl gerekçelendirilebilir?

DİSK’in ağırlık merkezi İstanbul ve özel sektör olduğundan katılım eksikliği bir derece makul karşılansa da, işçi sınıfının gözde örgütü olarak bu denli temsil cılızlığı kabul edilebilir mi?

                Solun umudu sayılan gençlik örgütlenmelerinin durumu da bunlardan farksızdı.

                Muhalif sosyalist gençler, ya bu mitingi bu “Sokak Meclisi”ni ciddiye almadılar ya da soldaki aşırı bölünmenin bir sonucu olarak onlar da kitlesel varlıklarını yitirdiler.

“Sosyalist/devrimci” slogan ve afişlerle, renkli görüntülerle boy gösteren gençlik örgütlenmelerindeki isim bolluğunun yanında, katılımın cılızlığı hayret vericiydi.

Gençlerin ellerinde taşıdıkları pankartların, afişlerin simgeleri her biri orak/çekiç, kızıl yıldız, kızıl bayrak gibi klasik sol/sosyalist motiflerin yeniden biçimlendirilmesiyle oluşmuştu.

Pankartlardaki Dev-Lis,  SGD, SKM, TÖP, DHF, DDSB, MB, EÖC, SÖZ, SD, PDD, DPDY Özgürlük, Odak, HKP, EDP, Tüm İGD, BDSP gibi adların açılımları neydi, hangi parti ya da dergi çevresini temsil ediyorlardı,  anlamaya çalışsam da bu adlar soru işaretinden öteye geçemediler.

Ayrıca mitinge gidip gelirken,  mitinge alanına geldikten hemen sonra da alandan kaçıp Sakarya Caddesi’ndeki meyhanelere oturup insaf dışı içki tüketen solcularımızın,  devrimcilerimizin hazin manzarasını gördükten sonra, soldaki başarısızlığın bir nedenini daha tespit ettiğimi düşünüyorum.

Politika üretemeyen, okumayan, eski ezberlerine çakılı, yapamadıkları devrimin sorumlusu olarak faturayı farklı düşünen solcu arkadaşlarına kesen, üretimden koptuğu için halkla diyalogu kesilen bu arkadaşların umutsuzluğun girdabında teselliyi alkolde araması gündelik yaşam için bir çözüm olsa da, büyük çürümenin acıklı yazgısına karşı bir çözüm olamıyor yazık ki.

Son söz olarak odalar ve sendikalar, Ankara’da merkezi miting gibi eylem türünü planlarken çok daha özenli ve dikkatli olmalıdırlar.

Çünkü bu tip mitinglerin başarısızlığının maliyeti hükümetin elinin güçlenmesine yol açtığı için daha yüksektir.

Üyelerdeki ve toplumdaki siyasal ilgisizliği, umursamazlığı, korkuyu, umutsuzluğu, yılgınlığı aşmanın da pek çok yolu vardır muhakkak.

Ama bence en önemlisi, basit çelişkiler üzerinden ve yaşayan sade bir dille muhalefet dilini yenilemektir.

 
Toplam blog
: 152
: 700
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Trabzonluyum ve bu kentte yaşıyorum. Kamuda inşaat mühendisi olarak çalışıyorum. Resmi görevimin..