Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Mayıs '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
166
 

Soma

Soma
 

Her yaşta baş edilmesi en güç durumdur ÖLÜM.

Bu kaybı yaşayan özellikle de minik bir çocuksa acıyı tanımlayabilmek olanaksızlaşır.

Hem manevi hem de ekonomik açıdan hayatın bambaşka bir yüzüyle tanışır.

Kırılır, inkar eder, başkalaşır yüreği…

Hele ki giden Babaysa durur zaman.

Yıllar geçer, ömür geçer ve ben o günlere dair tek bir şey hatırlıyorum demeye başlar. Kendinden uzaklaşmasına inanamaz hale gelir.

Oysa hepimizin en büyük zenginliği zaman.

Acıya saygım sonsuz, yas’a da, üzüntüye de…

Ama özellikle yaşı ve cinsiyeti ne olursa olsun bir çocuğun yaşadığı bu travmayı zamanında atlatmasına destek olmak asıl görevimizdir.

İnançlarını ve duygularını zedelemeden o hazır olduğunda ölümün de yaşam kadar içimizde olduğu anlatılmalıdır.

‘’Ateş düştüğü yeri yakar.’’ Muhakkak ki o minicik bedenlerin ruhlarına düşen ateş bir gün bir yerde bir başka şekilde sebebi her ne şekilde olursa olsun hepimizin yüzleşeceği bir durumdur.

Çocuklar çok iyi gözlemcidirler. Bunun için araya iletişim engeli koymanın manası yoktur. Söylediklerinizi, söylenenleri, gördüklerini çok iyi değerlendirirler. Onlarla konuşurken olabildiğince net, sade ve açık olunmalıdır.

Ölümle baş edebilmek için güvendikleri yetişkinlerin açıklamalarına ihtiyaç duyarlar.

Bunları yazma ihtiyacı duyuyorum.

Çünkü maalesef Soma’ da can’ları için can’ından olmuş yüzlerce babaya, yüzlerce abiye, yüzlerce kardeşe ve yüzlerce sevgiliye yani gidenin ardından kalana dokunmak için.

Yanlarında olamasak da yüreğimizin bir köşesinde yangın olduğunu bilmeleri, hissetmeleri için.

Çok büyük bir facianın ardından konuşmak, yazmak bir yana kendi yuvalarımıza bir dönüp baksak bu durumun ne kadar can yakıcı olduğunu belki daha net algılarız.

Benim biri 7 diğeri 4 yaşında iki oğlum var.

Babaları 4 günlük seyahate gittiğinde daha ilk geceden soruyorlar.

Anneciğim babam ne zaman gelir?

4 gün sonra yavrum.

Ama ben onu çok özledim, bugün gelsin.

Anneyim içim acıyor Soma’ daki veya hiç fark etmez vahim bir şekilde hayatlarından olup yuvalarına dönemeyen insanlarımızın evlerindeki diyaloglara hangimiz cevap bulabiliriz.

Nasıl o anne evladına ölümü tüm çıplaklığıyla anlatabilir.

Şunu biliyorum ki Tanrı o minik yüreklerin yanında ve onlar bizlerden daha güçlü. Algıları daha açık. Önlerinde kocaman ve aydınlık bir gelecek var. Çocukların yaşamın içinde yer alan ölüm gerçeğinden korunması değil, onlara yaşamın her zaman ölümle rakip  olduğunun ve yaşamın daha güçlü olduğunun vurgulanması gerekmektedir. Sevilenin kaybı ile acı çekilse de sevginin çok kıymetli ve özel bir duygu olduğu işlenmelidir. Tüm acılar ancak sevgiyle diner.  

 

Sevgiyle Kalın…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 245
Kayıt tarihi
: 29.05.13
 
 

15.04.1981 Ankara doğumluyum. Akademik hayatım bittikten sonra kendimi mutlu hissettiğim ve görme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster