- Kategori
- Siyaset
Son Kemalistler!...

Türkiye, Tek Parti rejiminin son kırıntılarını da temizlerken, üzerlerine "cumhuriyet ideolojisi" giydirilmiş son Kemalistler, iyice romantikleştiler.
Esasen, tüm diktatör ideolojilerin hayranları, diktatöryalar bitince romantikleşir ve ideolojik ritüellerine daha fazla sarılırlar. Komünizmin bittiği Rusya'da kalan "son komünistler" de böyledir; Almanya'da yaşayan "son faşistler" de böyledir...
Dayatmacı Kemalist ideoloji'nin gölgesinde, "her yer bizim, bu ülke bizim; devlet bizim" duygusuna sahip olan rejim yandaşları, diktatörya bitip de gerçekleri görmeye başlayınca şu psiko-sosyolojik evreleri yaşarlar:
1-Ülkedeki demokrasi isteklerine önceleri tepeden bakıp "bunlar küçük marjinal gruplardır, çeşni olarak bulunsunlar" anlamında gülümser ve ciddiye almazlar.
2-Demokrasi mesafe almaya başladıkça biraz silkinir ve "ne oluyor bu baldırı çıplaklara" edalarına girer, zinde kuvvetlere ima yollu görev çağrısı yapmaya başlarlar.
3-Demokrasi yoluyla iktidar olanların muktedir olma katsayısı yükseldikçe, Kemalistlerin öfke katsayısı da yükselmeye başlar. Artık, "haddini bildirmekten" söz etmeye başlarlar..
4-Haddini bildirmenin yolu, tek kelimeyle "darbe yapmak" tır. Açık açık göreve çağrılan zinde kuvvetler darbeyi yapar ve bizim Kemalistleri rahatlatır.
Ancak, son on yıldır bu aşamaya bir türlü gelinemedi. Aksine, sivil iktidar giderek daha muktedir olmaya başladı; aslında normal bir demokratik ülkede olması gerektiği gibi...
Ama söz konusu olan Türkiye gibi, "seçilmemiş güçlerin" hakim olduğu bir ülke olunca seçilmişlerin hakimiyeti bu son aşamada, halkın seçtiklerine tepeden bakanları "ağlatmaya" başlıyor.
Evet, son Kemalistlerin romantikleşmesi ve dokununca ağlamaya başlamaları bundandır. 19 Mayıs kutlamalarını şeklinin değişmesine ağlarlar. Sanki sırf kendilerininmiş gibi Türk bayraklarının çaplarını daha da büyütürler ve illa ki "seni yeterince anlatamadık, bizi affet; günahlarımızı bağışla..." anlamında Atatürk'ten af dilerler.
Kemalizm'in son tangosu işte böyle oldukça etkileyici bir trajedi havasında gelişiyor. Bu "trajik görüntüler" insanı ister istemez gülümsetiyorsa da sonuçta, ta ilk mektepten itibaren giydirilmiş bir ideolojinin hemen çıkarılıp atılmasının bazıları için kolay olmadığını düşünüp üzülüyorsunuz...
O zaman da, Merhum Özal'ın dediği gibi: "Alışırlar..Alışırlar.." diyerek, üzüntünüzü bir nebze gidermeye çalışıyorsunuz...
Ne var ki, bazılarının alışması da kolay olmayacak gibi görünüyor...Alışmak bir yana bayağı bir patalojik haller sergileyenler bile var.
Ne diyelim, Allah cümlemizin akıl sağlığını korusun!