- Kategori
- Gündelik Yaşam
Sonbahara beş kala...

O akşamüstü çıkan şu sıradan esintinin onu artık iyiden iyiye kopmaya yüz tutmuş o zayıf bağ ile, nerdeyse bir zaruret gereği bir arada tutuğu daldan alıp havalandırmasına artık ramak kalmıştı. Eh o da bunu farkındaydı... ne de olsa; mevsim artık, sonbahar beş vardı...
Önce koptu, sonra yukarı doğru şöyle bir havalanıp, savruldu...
Ve ardından günün son ışıklarının vurduğu turuncu tenine değen güneşin, ona kattığı inanılmaz çekiciliği sergilemekten duyduğu hazı farkında olduğunu açıka hissettirmekten de kaçınmadan, büyük bir zerafetle dans etmeye koyuldu.
Tenini sarıp sarmalayan rüzgarı kavalyesi yaparak, durgun gölün yüzeyine doğru o yumşacık dokunuşla sonlandırdığı, bu görsel şölenin her saniyesi; gerçek anlamda huzura doğru çıkılan düşsel bir yolculuktu...
Ağır ağır süzülmek istiyorum....
Tıpkı bir yaprak gibi tanrının benim için hazırladığı yaşam denen; o büyülü, o yumşak, o huzurlu gölün yüzeyinde kaygısızca gezinebilmek için...
Zaman zaman, uçuşan pamuktan bulutların üflediği esintilerle ürperebilmek...
Zaman zaman, sarı sıcak sonbahar güneşinde şevkati tadabilmek...
Bazen, çisil çisil yağan güz yağmurlarının kristal saflığındaki damlalarıyla, doyabilmek...
Bazense, göle ziyaretime gelen ayın ışığı ve yıldız tozlarıyla yıkanıp parıldaya bilmek için...
Tıpkı bir yaprak gibi....bir yaprak gibi; huzur içinde akmakta olan hayata bırakabilmek istiyorum bedenimi ve ruhumu...
Evrenin sunduklarına direnmeden, hayatımda beklentiye yer vermeden, yaşanacak olanları kurgulamadan...
Karşılık aramaksızın, şart koşmaksızın bendeki sevgi ve ışığı büyütüp yansıtarak paylaşabilmek için süzülmek istiyorum o gölde... sonbahara beş kala...
Her şey bunun için...
Hep böyle oldu...
Sevgi ve ışıkla,
Ayna
29.08.07