Sosyal güvenlik yasasının söylenmemiş sonuçları / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Nisan '08

 
Kategori
Güncel
 

Sosyal güvenlik yasasının söylenmemiş sonuçları

Sosyal Güvenlik yasası değişti.

TBMM'de karşı görüş söylemenin kayıtlara geçirmekten öte hükmü olmadı, çünki kalkacak parmak sayısı belliydi.

Sanki parmak kaldıracaklar çoğunluk olunca, çıkan yasalar, alınan kararlar doğru oluyor!

Çok bilinen örnektir. Galileo "Dünya dönüyor" dediğinde çoğunluk aksine inanıyordu. O kadar ki, idamına karar verildi. Aklı yetmeyenlere doğruyu , gerçeği söylemiş neye yarar! Sözünden çark etti de, canını kurtardı.

Gerçek ile doğru birgün ortaya çıkar ya, yine de göremeyenler, anlayamayanlar olacaktır. "Onları kendi yetersizlikleriyle başbaşa bırakalım öyleyse" diyebilsek keşke! Keşke bu sayıca çoğunlukta olanların düşünüp, inandığı yanlışların ucunda telafi edilemez kayıplar, yıkımlar, acı, gözyaşı, kan olmasa!

"Çoğunluk isterse olur" denilerek istenilen yapılıyor. Çoğunluk ne kadar istiyor orası belirsiz aslında, sadece temsili çoğunluk belli.

Son yıllarda: Muhalefet etmek, ileriyi görememezlik, gericilik, tutuculuk; Demokrasi de sadece TBMM'deki parmak sayısı diye yutturulur oldu.

Demokrasi böye parmak sayısına indirgenirken, demokrasinin diğer önemli unsurlari suskun, ilgisiz, umarsız.

Parmak sayısı aritmetiğine indirgenmiş sözde demokrasilerde olduğu gibi, pek çok yasa şıpınişi çıkarılıyor. Böylece icraatın hızlandığı tartışmasız, tartışmalı olan icraatın doğruluğu sadece.

Hızlı geçen yasalardan biri SSGSS.

Bu konuda Emek Platformu biraz silkelenir gibi oldu, 9000 gün prim gereği 7200 güne indirildi, "Taraflar uzlaştı, anlaştı" diye duyuruldu ve çatladı hemen.

Sosyal Güvenlik Yasası gelecek nesillerimizi, ulusumuzun, devletimizin varoluşunu ilgilendiriyor.

Peki gençler nerde ?

Çocuklarının geleceği karartılan ana babalar nerde?

Basın yayın organlarında konuya etraflıca değinen pek az oldu. Değinenler de geniş kitlelerce okunmayan veya seyredilmeyenler. Çok izlenen, okunan basın yayın organlarımız konuyu pek de haber, inceleme, tartışma değerinde bulmayınca iş köşe yazarlarına kaldı.

Okuduğum en doğru yazı, 8 Nisan 2008 Hürriyet'te Yılmaz Özdil'den.

Şöyle diyor sayın Özdil:

"........................

E hazıra dağ dayanmaz...
Miras bitti.
Sıra çocuklarımıza geldi...
Onları satacağız.
*
Sosyal Güvenlik Yasası, budur.
*
Bakın, ne diyorlar bize?
"Tasarıyı tasa etme...
Seninle alakası yok!
Taaa 2036’da hayata geçecek."

*
Nasıl olsa, "taaa 2036’da hayata geçecek" diyen arkadaşlara kimse sormuyor,
"madem, taaa 2036’da hayata geçecek,
niye taaa 2035’te yapmıyoruz bu yasayı da, taaa bugünden yapıyoruz?"

..........................."

Evet, işin can damarı bu. Çocuklarımızı, yani geleceğimizi satıyoruz.

İki yıl kadar önce benzer bir durum Fransa'da yaşandı. Üniversite gençliği sokaklara döküldü, tepkiler büyüdü ve yasa geçmedi.

Aman! Yanlış anlaşılmasın!
Üniversite gençlerini , olay çıkarmaya, kargaşa yaratmaya kışkırtmıyorum.
Dediğim şu. Üniversiteli, üniversitesiz gençlerin hiç mi görüşleri, önerileri yok?
Ne düşünüyorlar?

Uygulamadan en çok etkilenecek onlar, seslerini duydunuz mu?

Birer dilekçe de mi yazamazlar?

TV reklamlarına ana tema olan gençlerimiz arasındaki geyik muhabbetlerinin yanısıra ,

"Kabul edebilirsin de, bari ne olacağını anla" diyerek bir haberleşme zinciri de mi oluşturamazlar ?

Görüntülü bilgisayar başı sohbetlerinde "Sosyal Güvenlik Yasası bizi çok etkiliyor, içeriğini biliyor musun?" da mı diyemezler birbirlerine?

Daha pek çok, izin gerektirmeyen, kavgasız, kargaşasız, seslerini, görüşlerini duyuracakları öneri geliştirilebilir.

*

Bugünlerde 20'li yaşlarında olan gençlerimiz için , 50-60'lı yaşları hayal etmek zor.

Son şekliyle 7200 iş günü, kesintisiz ve yılda 360 işgünü çalışılabildiği kabuluyle tam 20 yıl ediyor.

Şimdi, üniversite okumamış askerliğini de yapıp gelen bir genç olsun, şanslı olsun, 20 yaşında iş bulsun.

Hiç ara vermeden 20 yıl çalışsın, emekliliğe hak kazandı ama yaşı 40. Altmışbeşe var 25...

Üniversiteyi bitirenin durumu az daha hallice. 25'li yaşlara kadar okulda. Aralıksız 20 yıl çalıştı, etti 45 yaş.Onun da 20 yılı daha var..

Emekli olurlarsa 20-25 yıl maaş falan alamayacaklar.

Yani açlar, yani çalışmaya devam. Taa 65 yaşını dolduruncaya kadar.

Var mı emeklilik hakkı?

Var!

Sıkıysa emekli olsun!

7 yasinda başlıyor yaşam yarışı.
Pek çok zaman hafta sonları da, günde 12 saati bulan çalışmayla sürüyor.
Yılda 2 hafta, en cok 3 hafta izin. Taa 65 yaşına kadar. Sonra...

Sonra, kaldıysa halin, biraz yaşayacaksın.

Bu yaşamak mı, kölelik mi?

*

Tamam.

65 yaşına kadar çalışmaya razı geldi...

Var mı çalıştıran?

Orada durun!

*

Pek çok özel kurum 60 yaşını doldurana "Güle güle" diyor.

Bakın yönetmeliklerine, gizli saklı değil bu!

Kamu, en masumundan, gittikce küçülmeye uğraşıyor diyebiliriz.

Yapılanlara göz atalım.

Fabrikalar satıldı, limanlar satıldı, iletişim satıldı.

Ormanlar, madenler satıldı.

Kıyılar satıldı.

Adalar haraç mezat...

Ulaştırma zaten özelde...

Eğitim cemaatlerde,

Sağlık düzenlemede,

Enerji en büyük pasta, masada...

Yoların satışı yolda.

Barajlar, sular, tarihi yerler, müzeler falan..

Taa 2036'a kalmaz.

SSGSS gibi, kademeli gidiş...

Yani, kaç kişiyi 65 yaşına kadar kamuda çalışabilir
kaba hesap, belli.

Ne kaldı geriye?

Kendi işinizde çalışmak mı? Güldürmeyiniz adamı!

Esnaflık da küreselleşen dünyamızda bitiyor. Dev alışveriş merkezlerine, uluslararası şirketlere karşı hangi dükkan dayanabilecek?

ABD'de eczane yoktur mesela. Eczacilar alisveris merkezinin bir yerinde maaşlı çalışabilirler, o kadar!

Doktor, avukat mı dediniz? Kaçınız o okullara girip, bitirebilecek ? Dahası kaçınız sınav uğruna daha 9-14 yaşındayken yarışı kaybedecek?

Sağlık devasa şirketleşmeye doğru gidiyor.

Hukuk için de bir yol bulunur.

İşçinin lafı mı olur!

Dükkanını, işyerini kapatıp, marka altında kasa, masa görevlisi olarak ücretli çalışmaya devam, taa 65 yaşına kadar.

Yazar, çizer, oyar, boyar, çalar, söyler , oynar takımını baştan sil zaten.

Dün neleri vardı ki, yarın olsun!

Haa, ölmediniz, biri sizi baktı ve 65 yaşınıza vardınız diyelim.

Bugüne göre emekli maşları düşük olacak.

Bugün ne kadar? Eski emeklilerde ayda 700, yenilerde1100 YTL civarinda

Geçinebilir misin bu parayla?

.......................

"Mezarda Emeklilik" deniyor ve en çok bu boyutuna değiniliyor ya eksik bu tanımlama.

Okuduklarımda bundan farklı olarak, Sn. Özdil geleceğin satılıdığını demiş de, bir boyutu atlamış. Öz diline alamamıştır veya...

Uluslararası güçler öyle tek hamlelik oyuna girmezler.

Benim aklım o kadarına ermez ya, erebildiklerini sıralayayım.

Vatandaşlığa, vatandaşı olunan devlete duyulan güven yıkılınca, ortada sömürülmeye hazır başıboş bireyler kalacak.

Malum, köleler olmadan bir ülkeyi zaptetsen ne yazar! Kendi halkını götürüp çalıştıracak değilsin ya! Oradakiler gerek, o nedenle işbirlikcileri de kollamalı.

Topa, tüfeğe, orduyla işgal edip de milli mücadele mi başlatacaksın? Ahmaklığın alemi yok!

İşgalci şirketleriyle yatırımcı diye gelir oturusun.

Gayrı bireyselleşmiş, örgütlenmeye güveni, inancı kırılmış, bedava çalışacak, sürekli borç altında, zorlukla karnını doyuracak, başını kaldıramayacak, elindeki tek lokmayı kaybetme korkusuna ses çıkaramayacak tüketiciler gerek.

65 yaşına kadar karnını doyurma savaşı veren birey, ne olup bittiğini anlayabilecek kadar kafasını kaldırıp etrafına da bakamayacak, işini kaybetme korkusundan sesini çıkaramayıp köleleşecek.

Arada işsiz kalanlar, muhtaç duruma düşecek ve cemaat benzeri sadaka dağıtıcıların eline bakıp, düzenin arka bahçesinde oy deposu köleler olarak kalacaklar.

Sadaka dağıtıcılarına muhtaç "köleler", devlete güvenemez olacaklarından millet, ulus bilinci yok olacak ve devlet kavramı yıkılacak, sahiplik ve efendilik gelişecek.

Devlete inanç yıkılıdıkca, kayıt , kanun dışılıklar artacak, güvenler sarsılacak, umutlar yok olacak ve köle sürüleri haline dönmüş bireyler, dilenildiğince güdülecektir.

Bu yasa sadece , ileride insanlarımızı köle gibi çalıştırmayı değil, devletimizi, devletimizin vatandaşı olmaya güveninimizi yıkmayı amaçlamaktadır.

SSGSS'nin uzun dönemde sonuçlarının bu olduğunu kaç kişi apaçık anlatmaktadır?

 
Toplam blog
: 41
: 1621
Kayıt tarihi
: 29.05.07
 
 

Doğaya, sanata, spora, bilime ve ülkeme bağlı; doğruya, gerçeğe, akla yönelik; uluslara saygılıyı..