Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mayıs '12

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
59
 

Soykırım

Soykırım, sözlük karşılığı olarak bile farklı özellikleri vurgulanarak tanımlanmaktadır. Sözlüklerde; Bir etnik grubun metodik biçimde yok edilmesi, “bir grup insanın yok edilmesi biçiminde ifade bulan insanlık suçu” ve “ bir etnik grubun sistematik olarak yok edilmesi” biçiminde tanımlarla karşılaşılmaktadır.

Tanımlar bir arada düşünüldüğünde, soykırım ile ilgili şu saptamaların yapılması olanaklıdır: Soykırım; her zaman etnik özellik göstermeyen, başka özellikleri ile de tanımlanabilen bir grupa karşı işlenen metodik ve sistematik insanlık suçudur.

Yunanca ırk, ulus ve soy anlamlarına gelen genos sözcüğüne öldürme anlamına gelen cide sözcüğünün eklemlenmesiyle geliştirilmiş soykırım sözcüğü, ilk kez bir suç olarak 1944 yılında tanımlanmış ve 1945 Nuremberg Şartı ile de bir insanlık suçu olarak belirlenmiştir. Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni kuran Roma Statüsü’nün 6. maddesi ile 1948 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2.maddesi de, söz konusu suça açıklık getirirken kavramı da tanımlamıştır. Buna göre;

Soykırım; ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubu toptan ya da bir bölümünü yok etme niyetiyle:

. Grup üyelerinin öldürülmesi,

. Grup üyelerine ciddi biçimde fiziksel ya da zihinsel zarar verilmesi,

. Grubun varlığının tümü ya da bir bölümüyle yok edilmesi sonucunu verecek koşullar altında tutulması,

. Grup içinde doğumları engelleyecek önlemler alınması,

. Grup içindeki çocukların zorla başka gruplara nakledilmesi, olarak tanımlanmıştır.

Bu eylemlerin sürekli gerçekleştirilmesi, soykırım politikası uygulandığı anlamına gelmektedir.

Yukarıdaki tanımın oturduğu ana kavram, gruptur. Soykırım; etnik, dinsel, ulusal ve ırksal bakımdan bir grup özelliği gösteren kişilere karşı uygulanan bir eylem olarak tanımlanmıştır. İkinci ana kavram da, bu guruba karşı bir ortadan kaldırma eylemi gerçekleştirilmiş olmasıdır. Diğer bir ifadeyle, o grubun grup faaliyetlerini zarara sokmak, ayrımcılık yapmak ya da azınlık hakları ihlalleri yapmak değil, onları ortadan kaldırmanın hedeflenmiş olması gerekmektedir.

Söz konusu iki olgu bir arada ele alındığında ortaya şu türden bir durum çıkmaktadır. Soykırımdan söz edebilmek için bir toplumda birden fazla grup olması ve bunlardan en az birinin, diğerini ortadan kaldırma faaliyetinde bulunması gerekmektedir. Tanım içinde yer almasa da, mantık gereği ortadan kaldırma faaliyetini sürdüren grubun, diğerine oranla çoğunluk olması ve bu çoğunluğun da bir ırk, din, ulus ya da etnik özellik ile kendilerini ifade etmeleri beklenmektedir. Diğer bir ifadeyle, ötekini ortadan kaldırma niyeti olanın, farklılığı pekiştirmek amacıyla kendisini de tanımlamış olması gerekmektedir.

Ruanda Kampının oluşma sürecinde; Hutu ve Tutsilerin kardeşçe yaşayan ama sonraları sadece deri renklerinden dolayı hak v ereceğiz talepleriyle birbirinden kimlik, alt kimlik olarak ayrılarak birbirlerine hedef ilan edilircesine bölge bölge ayrılan ve evleri işaretlenerek her birinize haklarınızı, özerkliklerinizi vereceğiz denilerek katliam derecesinde ırkçılığın nedeni olarak soykırıma uğradıklarını birbirlerine düşman edildiklerini tarih sayfalarının karanlığında korkunç bir tünel gibidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 538
Kayıt tarihi
: 07.05.12
 
 

1967 yılında Niğde’de dünyaya geldim. İlköğrenimime ve ortaöğretimime 1974 yılında Gelibolu’da; o..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster