- Kategori
- Edebiyat
Sözcükler canlılar gibidir

Sözcükler canlılar gibidir. Hele de şiirseler!..
Sözcüklerin gücüne ve büyüsüne inanmışımdır oldu bitti. Heyecanlandırır beni güzel dizilmiş ve iyice anlam yüklenmiş sözcükler.
Ve yıllardır şiir yazmanın verdiği deneyimle öğrendiğim bir şey var. Eğer kendimi ifade etmek için seçip bir düzene koyduğum sözcük dizimi beni heyecanlandırıyorsa, mutlaka onları aktardığım insanları da etkilemektedir. Beni etkilemeyen sözcükler, başkasını da etkilemez genelde. Çünkü canımdan kanımdan katarak oluşturduğum sözcükler artık canlı birer varlık haline gelmişlerdir. Benden bir parça olmuşlardır. Yüreğin ve dilin diyalektik işbirliğiyle oluşan sözcükler gittikleri insanlarda da benzer işlemden geçerek aynı etkileri yaratırlar.
Gündelik işleri görmeye yarayan sözcükler öyle derin anlamlar taşımazlar. İçlerine fazla anlam ve duygu yüklenilmelerine gerek yoktur. Düz ve basit anlamlarıyla günlük işlerimizi yapmaya yardım ederler ve bütün vizyonları bu kadardır. Ekmek almak, bakkala gitmek, yemek yapmak, pazardan sebze almak, yatmak- kalkmak gibi ifadelerdeki sözcükler bunlardan bazılarıdır. Ne söyleyeni büyüler ne dinleyeni. Ama haklarını yememek lazım yine de. Çünkü yaşamımızı bu sözcükler yardımıyla sürdürürüz.
Ne var ki sözcüklerin insan duygularını en üst düzeye çıkaracak güçleri yoktur. Ben bunlara ruhsuz sözcükler diyorum. Bu benim yaklaşımım elbet. Genel geçer bir tanımlama değil.
Ama şiir yazarken durum değişiyor. Şairler, dili en iyi ve en etkili kullanmak zorundadırlar ki insanları heyecanlandırabilsinler. Günlerce bir dizenin peşinde olmak, sabahlara dek bir sözcüğün yanına hangi sözcüğün gelmesi için çalışmak hep bu kaygının sonucudur. Sözcükler öyle yan yana geleceklerdir ki içinde ritm, müzik, ton, tını, büyü her şey olabilsin. Şair ruhunu koyar bu sözcüklere. Sözlük anlamlarını korumakla birlikte, yeni anlamlar katabilmek için şairin kendisinin dizeler içinde gezinmesi gerekmektedir. Hem de öylesine koyacak ki, kendisi hiç görünmeyecek, okuyanlar şair yerine kendilerini koyacaklar. Şair hem şiirin içinde olacak hem hiçbir zaman olmayacaktır. Eğer şairi görüyorsanız şiirin içinde o şiir olmamış demektir yani şiir değildir.
Sözcüğe can veren şairler şiirde kendini kaybetmiş olacaklar, ama okuyanlar şairin yerine kendilerini bulacaklardır. Ve şiir burada ortaya çıkacaktır. Ne tanrısal bir iş değil mi?
Bu yüzden her yazılan şiirde sözcüklerin arasında şairin canı vardır. Her okuyuşta dirilen bir can. Ve öyle bir can ki, şairin kendi değil okuyanın kendini bulduğu bir can.
İçinde nice canlar taşıdığı için sözcükler etkiler insanı. Hele de şiir olmuşsa bu sözcükler büyüler, hayran bırakır insanı.
Bir şiir görürseniz yere düşmüş, sakın ola basmayın. Bir şairin canı yanar, yazıktır.
resim:www.takvim.com.tr