- Kategori
- Güncel
Sözün/lafın tamamı kime söylenir?
Yaklaşık iki haftalık zaman içinde Türkiye’nin İstanbul’dan başlayıp-resmi veri ve rakamla-77 Şehrinde yaygınlaşıp sürekli artarak devam eden “Gezi Parkı” eylemleri ülke gündemini belirleyip etkisini ülke sınırları dışına taşıdı. Dünyanın birçok önemli başkent ve şehirlerinde destek alarak devam eden, kendisini “Türk Siyasi Tarihine” kalın kalem ve harflerle yazdıran en büyük eylemine tanık oluyoruz. Gelişmeleri ve yaşananları öncelikle sosyal medyadan izleyenler için şaşırtıcı ve yanıltıcı olsa bile kısa süre içinde kendi içinde bir düzene kavuşan yaşadıklarımız kısaca özetlenecek olursa büyüleyici ve etkileyiciydi.
Olayların başlangıcı ve sonrasında kontrol gücünü asgari olarak elinde tutan GENÇLER, yakın zamana kadar sürekli olarak eleştirilen ve bilinçli şekilde siyasal/sosyal yaşamın dışında tutulmaya çalışılan bir güçtü. Dogmatik ve Statükocu bir rotada yaşayan ‘eskiler’ her fırsatta gençlere ‘öğreten’ tarzda geçmiş ve ülkede/dünyada yaşananları anlatıp ders çıkarmalarını salık veriyordu, oysa atladıkları önemli bir detay vardı o da bu gençlerin ‘teknoloji çağında doğup, teknolojinin kucağında her türlü imkân ve olanakla’ büyüdükleri gerçeğiydi. Durduğu taraf ne olursa olsun zihni ve düşünceleri örümcek ağı bağlamış, yosun tutup küflenmiş bu tarz ve düşünce yapısı ‘değişim’ kelimesinin içeriğini yaşamına uygulamadan ve gereklerini yerine getirmeden yaşadığı için karşısındaki bu gücün gelişim ve içten içe büyümesini doğal olarak göremedi. Hemen hepimizin tanık olduğu “bizim zamanımızda” ve “biz sizin gibi gençken” söylemleri sonrası karşınızdaki kişinin tavrı ve davranışlarındaki değişiklik, lafa böyle başlandığı zaman karşıdakinin aslında kendini hızla ve nasıl kapadığını bilir ancak kendimize bu doğruyu yakıştırmaz ve görmezden gelip itici bile olsa “öğretici” tavrımıza devam ederiz.
Ancak bu yaşadıklarımızın bizlere öğrettiği, özellikle gençlerin öğrettikleri ile fasiküllerle kitap ve çok değerli sosyolojik belirlemeler yapılacak cinstendir ( Bilgi Üniversitesi iletişim fakültesinin 5.06.2013 tarihinde kamuoyu ile paylaştığı Gezi Parkındakiler ile yaptığı ve kimliklerden taleplerine, neden isyan ettiklerinden sosyal statülerine kadar yaptığı araştırma örnek/ilk ve çok değerlidir ).
Her türlü hiçleştiren ve yok gören tavra en güzel cevabı veren gençler, hayatın ve yaşam tarzı ile insan erdemlerinin her türlü ideoloji ve izm’den yüce ve değerli olduğunu bizlere gösterdiler. Yaşam tarzı ile yaşam alanlarına müdahale edilmesine izin vermeyeceklerini açık ve yüksek perdeden gösterdiler, her türlü demagojik söylem ve ifadeye kapalı olduklarını mütevazı şekilde gösterdiler. Muhatap olduklarını ve geleceğin kendi ellerinde şekilleneceğini bildiklerini, her türlü sistem ve yapının başta zihinsel sonra fiziksel güç ve isteklerine, kısacası varlıklarına ihtiyacımız olduğunu bildiklerini gösterdiler. Kandırılamayacak kadar zeki, aşağılamayacak kadar mütevazı ve hayatlarını feda edebilecek kadar özverili olduklarını gözlerimize, kulaklarımıza ve en önemlisi ezber yaşayıp/düşünen ve konuşan beynimize çok güzel şekilde kıvırıp soktular.
Her fırsatta demeç veren bilumum politikacı ve siyasetçiyi sadece dinleyip sosyal medyadan o muhteşem zekâları ile bazen duvar yazısı, bazen döviz bazen de çeşitli paylaşımlarla ne kadar ciddiye aldıklarını gösterdiler. Yaratıcılıklarını sadece sergilemediler, incitmeden ve yukardan bakmadan herkesi ortaklaştırıp gözlerimizde/yüreğimizde/beynimizde basmakalıp düşünce ve yaklaşımlarla ötekileştirip uzaklaştıklarımızı ellerinden tutup başlarının üzerinde taşıyıp hepimizi utandırdılar. Aynı karede yan yana getirmeyi düşünmediğimiz, bırakın düşünmeyi hayal edemediğimiz her kesimi bir araya getirip sadece Türkiye değil Dünya’ya İNSANLIK DERSİ verdiler, hem öyle böbürlenip kasılmadan bu dersi verip yaşamlarına devam ettiler.
Bizler son iki haftada önce GENÇLERDEN ÖĞRENDİK ve DERSLER aldık, aldığımız dersleri belleklerimize iyice yerleştirip, geçmiş alışkanlık ve tortularımızdan hemen sıyrılmamız gerektiğini öğrendik. Evet, bunu halen öğrenemeyen ve burnundan kıl aldırmayanlar var, ancak onlar için bir vecize vardır “LAFIN TAMAMI APTALA/EŞŞEĞE” söylenir diye.
Şimdi bu süre içinde kaybedenleri sıralayacak olursak öncelikle;Medya ve Köşe Yazarları, Polis ve Emniyet Birimleri, Valilikler, AKP Hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, Siyasi Parti ve Liderleri ( CHP-Kemal KILIÇDAROĞLU, MHP-Devlet BAHÇELİ, BDP-Selahattin DEMİRTAŞ ), Akil İnsanlar, Sanatçı, Aydın ve Entelektüeller, Legal ve/veya İllegal Örgütler, Tüccar Zihniyetli ve İnsaniyetten Yoksun İşyerleri/Şirket ve Kuruluşlar, Her Fırsatta Yalakalık ve Dalkavukluk Yapan Bilumum Mahlûkat-ki bazıları ‘insan’ formuna bürünmüş- Cinsiyetçilik, Irkçılık ve Her Türlü Ötekileştirme Çabası İçindeki Kişi-Kuruluş ve Oluşumlar, Spekülatörler, Provokatörler, Fırsatçılar, Ortaya Çıkarılan Direniş Ruhu ve Güzelliğini Emek Vermeden ve/veya Emek Verip Tek Başına Sahiplenmeye Çalışanlar.
Kazananları sıralayacak olursak;Kadın ve Gençler ( Genç Kızlar-Genç Erkekler-Lezbiyen-Gay ve Homoseksüeller ) İçinde “İnsan Sevgisi ve Umut Taşıyan” Her Yaştan Erdemli İnsanlar. ÇARŞI, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Göztepe, Karşıyaka, Bursaspor Taraftar ve Grupları. Sosyal Medya ve Teknoloji
Not: Şüphesiz iki listede atladıklarım olmuştur, ancak hepsi değerli ve önemlidir, onlardan şimdiden özür diler ve atladığım/unuttuklarımı da eklemenizi rica ederim.