​ Stalin'in tavuğu / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '11

 
Kategori
Deneme
 

Stalin'in tavuğu

Stalin'in tavuğu
 

STALIN’IN TAVUĞU  

Çok uzun zaman önce okumuştum bu hikayeyi . 

Dün bir arkadaşımın mail adresime göndermesiyle tekrar okuma şansı buldum. 

Ogünden bugüne hikayenin bende uyandırdığı anlam çok farklıydı. 

O okuduğum yıllardan bugune çok , daha çok şey ifade etti. 

Bunda hiç yorum yapmayacagım hiç birşey yazmayacagım hikaye üzerine, sadece bu hikayeyi sizinle paylasacagım. 

‘’Stalin çalışma odasına yakın dostlarını toplamış sohbet ediyordu. Votka şişelerinin biri gidip, diğeri geliyordu. Kafalar iyice dumanlanmıştı. 

Stalin kan çanağına dönmüş gözlerini etrafında dalkavukluk yarışına girmiş adamlarına çevirerek sordu: 

- Saçını ihtilalde, halk içinde, devlet yönetiminde, bürokraside ağartmış dostlarım... 

Söyleyin bakalım halkın yönetime baş eğmesi, kayıtsız şartsız itaat etmesi için yöneticiler ne yapmalı, nasıl davranmalıdır? Her dumanlı kafadan bir ses çıktı. Kimisi adaletten, haktan söz etti... 

Kimisi demokrasiden... Kimisi sürgünden, sehpadan, hapisten... 

Kitlesel cinayetlerin deha çapındaki katili Stalin, beğenmedi adamlarının izahatlarını... 

Bir kadeh daha votka çekerek şöyle dedi: 

- Yönetimi eline geçiren hükümdar en yücedir! Halkın karşınızda başeğip durması için ne yapmanız gerektiğini durun da şu beyinsiz kafalarınıza çivi gibi çakayım... 

Hemen hizmetçileri çağırıp emretti. 

- Çabuk bana bir tavuk getirin... 

Aceleyle bir tavuk kapıp getirdi adamları... 

Stalin, kafaları iyice dumanlanmış adamlarının gözleri önünde başladı canlı canlı tüylerini yolmaya tavuğun. 

Bütün tüyleri yolunup cascavlak kalan tavuğu odanın ortasına salıverdi, lider... 

- Şimdi izleyin bakalım nereye gidecek bu şaşkın tavuk... 

Zavallı tavuk bu azaptan kaçıp kurtulayım diye aralık kapıdan dışarı canını atayım diyor, soğuktan tir tir titriyor... 

Masaların altına giriyor, köşeli masa ayakları canını yakıyor... 

Duvar diplerine koşuyor teleksiz, tüysüz kanatları yara bere içinde kalıyor... 

Şömineye yaklaşıyor tüysüz derisi kavruluyor... 

Çaresiz, tüylerini yolan Stalin'in bacakları arasına saklanıp, sığınıyor... 

O zaman Stalin, cebinden bir avuç yem çıkarıp önüne tane tane atıveriyor yolunmuş tavuğun... 

Yemlenen tavuk, Stalin nereye yönelse peşinden koşuveriyor.. 

Ağızları bir karış açık kalan dostlarına bakıp, pos bıyıklarının altından gülerek şöyle diyor Stalin: 

- Gördünüz mü, Halk dediğiniz topluluk bu tavuk gibidir. Tüylerini yolup al ve serbest bırak... 

O zaman yönetmek kolay olur... 

Stalin'in sofra dostları hayretler içinde kalıp: 

- Vay anasını birader, adamdaki akıla bak, diye başlarını salladılar...’’ 

Gerçek midir yoksa ortaya atılmış bir hikayeden mi ibarettir bilmem, lakin 'Stalin'in Tavuğu' diye bir tabir var... 

Tüyleri yolundukça, önce yolunmaktan afallayıp sonra tüylerini yolanların bacakları arasına girip, ara sıra önlerine serpiştirdikleri yemlerin peşinden koşanlarin arttığı bir toplum düşünün. 

Düşünün düşünmesine ama gerisini siz getirin... 

Avrupa Yakasında Adanalı bir karakter vardı. Dilber Hala. İzleyenleriniz hatırlar, Dilber Halanın özlü sözlerinden birini kullanmak istiyorum. 

‘Ben lafımı ortaya gorum, beğenirseniz alırsınız, beğenmezseniz bırakıp gaçarsınız. ‘ 

VE GÜNÜN SÖZÜ  

'' Bilim ve sanat, bir kuşun iki kanadı gibidir. Bu iki kanadı kullanan toplumlar uçar ve özgür olurlar, uçamayanlar ise tavuk olur. "Tavuk toplum" önüne atılan bir avuç yemi gagalarken, arkadan yumurtalarının alındığının farkında bile olmaz.'' Charles DARWIN 

 
Toplam blog
: 58
: 3499
Kayıt tarihi
: 16.11.10
 
 

Mersin Üniversitesi Turizm Otelcilik Konaklama işletmeciliği mezunuyum. ..