​ Statüko mu?.. Evet şimdilik / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
 

Statüko mu?.. Evet şimdilik

Statüko mu?.. Evet şimdilik
 

Pek Sayın Beşir Atalay, 22 ve 23. dönemde Ankara Milletvekili olarak TBMM’ne ayakbastı.

58 ve 59. Hükümetlerde Devlet Bakanlığı, 60. Hükümet’te İçişleri Bakanlığı yaptı.

Tırmandığı en üst siyaset merdivenin etiketi, Başbakan Yardımcılığı…

Görevi Başkan’a yardım etmek. Maaşı, makam arabası ve süksesinin en temel nedeni bu “yardım”…

Geçtiğimiz gün, pek Sayın Başbakan Yardımcımız, Başbakan’a bir yardımda daha bulundu ve onu koruma gayreti ile dedi ki;

- Gezi Parkı ahalisi statükocudur… Biz ise, değişimi savunuyoruz.

Tarih, bu özlü sözü kayda geçmelidir…

İçinde yaşadığımız dönemi bütün çıplaklığı ile ortaya koyan bir sözdür bu.

Ve devam etti Başbakan yardımcımız;

- Arap Baharı ile bu kalkışmanın hiçbir alakası yoktur. Arap Baharı’nı yaratan halk yenilik istiyordu. Bizim Gezi Parkı protestocuları ise, statükoyu savunuyorlar.

Bu söz de önemli bir tarihi tespittir.

Kutluyoruz.

Ve gerçekten de, lafın gelişi olarak, yapılan tespit doğrudur.

Ama esası?..

İşte Gezi Direnişi’nin özü, bu esasın içinde gizlidir.

Statükocu, sözlük anlamında mevcut düzeni koruyan, değişmesini istemeyen kişileri ifade eder.

Evet… Gezi Parkı direnişinin özünde mevcut düzeni korumak ve değiştirmeye çalışanların önüne set çekmek vardır.

Ama, kuru kuruya kelime anlamı ile bu böyledir.

Bütün çabalara rağmen halen tümü ile yok edilemeyen Türkiye’nin mevcut düzeninin temel ekseninde, Cumhuriyet değerleri yer almaktadır…

Hukuk Devleti, Atatürk İlkeleri ve tam bağımsızlık hedefleri bu eksenin olmazsa olmazlarıdır…

Gezi Parkı direnişi ile tüm yurda dağılan bu olağanüstü demokratik tepkinin temel amacı, bu hedefleri korumak ve değiştirilmesine engel olmaktır.

Bu dar anlamı ile söz konusu halk hareketi, statükocudur.

Ama bu hedeflerin, gerçek demokrasi, Atatürk Devrimleri’nin tamamlanması ve Hukuk Devleti’nin geliştirilmesi yönündeki geniş anlamı ile ise, atılımcıdır, yenilikçidir…

Arap Baharı’nı tezgâhlayarak emperyalist güçlere kafa tutan ülkelerin yerle bir edilmesi ise, asla gerçek anlamda bir yenilikçi hareket değildir.

Bu ülkelerde sahneye konan yenilik; gerici, şeriat özlemcisi emperyalizmin vurucu gücü işlevini yerine getiren güçlerin yönetime tırmandırılmasından başka bir şey değildir.

Gerçek anlamda “çapulcu” olan işte bu güçlerdir.

Bu karanlık güçlerin, bizim zeka, kültür, dayanışma ve bilinçle bezenmiş sevimli çapulcularımızla karıştırılması ise, siyasi bir cinayettir…

Halkı kandırmayı hedeflemiş yeni bir toplum mühendisliğidir.

Pek Sayın Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay üstadımız, herhalde bu mühendislik uzmanlığını, vaktiyle “ziyaretçi” öğretim üyesi sıfatı ile kültürüne kültür kattığı ABD’nin Michigan Üniversitesi’nde öğrenmiş, tefekkür ve zikir eylemiş olacaktır.

Ama ne olursa olsun, hiç önemli değildir… Çünkü kültür kültürdür.

Ve pek Sayın Başbakan yardımcımız, tıpkı yardımcısı olduğu Sayın Başbakan gibi, kültürüne toz kondurmayan önemli bir şahsiyettir.

farukhaksal@gmail.com

www.soruyusormak.com

www.dnm-ler.com

www.akceder.com

 
Toplam blog
: 913
: 485
Kayıt tarihi
: 30.01.09
 
 

1942 yılının Şubat ayında Bursa'da (Mehmet Kemalettin'den olma, Emine İffet'ten doğma olarak) dün..