​ Stres, saç ve fırın sütlaç / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '07

 
Kategori
Psikoloji
 

Stres, saç ve fırın sütlaç

Stres, saç ve fırın sütlaç
 

Aldım elime makası. Saçlarımı orasından burasından gönlümce kestim. Uzunlu kısalı tellerden oluşan oldukça özgün modelde bir saçım var artık. Sonra kestiğim saçları harman yapıp, iş arkadaşımın masasına güzelce yerleştirdim. Yerime oturup görünce ne yapacak diye izlemeye koyuldum. Elinde bir dosya, her zamanki gibi acele adımlarla tak tak tak sesler çıkararak masasına yaklaştı ve bir çığlık attı. Sanki kara böcekler sarmıştı masasını. Gülmekten göbeğim çatladı. Oysa yan masadaki arkadaş, gayet sakin ‘Tam psikopat ya...’ deyip okuduğu magazin haberlerine yeniden gömüldü.

Stresin verdiği sıkıntı, hiç de adetim olmayan bir şekilde oflayıp puflamama neden oluyor, bu atalet havası beni daha da boğuyordu. Bilindiği gibi, belli eşiğe kadar stres öğrenmeyi artırabiliyorsa da o noktayı aşarsa öğrenmeyi çok azaltıyor; şu an için bende sıfırlanmış durumda. Hiçbir şeye konsantre olamıyorum, hatta en ufak girişimde bile bulunamayacak kadar kendimi tükenmiş hissediyorum. Bedenimi baştan aşağı geren, zaten azalmış olan enerjimi sömüren bir canavar gibi.

Aynı odada çalışan bir tutam insanız. Kimimiz hiçbir şey yapmamaktan sıkılmış, benim de içinde bulunduğum daha azınlıktaki grup da o kadar koşuturmaya rağmen yapacak işlerin bir türlü bitmemesinden. Öyle ya da böyle bıkkın, sıkıntılı insanlar...

Yürekleri daralan, daraldıkça ağızlarına bir şeyler tıkan insanlar... Acıkmadan, istemeden; zaman geçsin diye, belki de hayat bitsin diye. Oysa ki ben bu önümde duran fırın sütlacı, üstündeki yanık tabakaya rağmen, kendisinden hiç hoşlanmasam da ağzıma tıkarken aynı anda iki-üç kolum daha olsa da şu şu işlerimi halletsem diye planlar yapacağım. Önüme gelen gelmeyen, işle ilgili-ilgiiz her işe bulaşacağım. Taa ki posam çıkıncaya kadar. Bir şey yapmamaktan sıkılanlar ise, tüm bir ömür işler önlerine bile gelse benim gibilerin önüne atıp, ‘Üf, hiç iş yok’ diye sıkıntıyla gerinecek, hayata kendilerine lanetler edecekler.

Yürekleri daralan, daraldıkça ağızlarına bir şeyler tıkan insanlar... Sanki ağızlarından dökülecek gerçeklerden korkarmış gibi. Ağzını doldur, gözlerini bağla ve kulaklarını tıka. Hayat ne kadar boş, değil mi?

Blog Resim: Nathan Florence

 
Toplam blog
: 132
: 3374
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..