- Kategori
- Gündelik Yaşam
Su çürür mü?

Yaşam ne garip, ne zaman ne yapacağı neyi yaşatacağı belli olmuyor. Her ne kadar yaşam bir oyun ve bizler oyuncularız desek dahi, rolümüzü bilmeden doğaçlama oynuyoruz. Senaryosu yazılmamış, yaşandıkça yazılan ve her oyuncuya göre değişen bir oyun. Ancak her senaryonun bir giriş bir gelişme bir de sonuç bölümü var. Tıpkı bir kompozisyon ödevini hazırlar gibi….
Doğuyorsun başlıyor, yaşıyorsun sürüyor ve nihayet ölüyorsun. Birkaç yıl fazla ya da eksik, ama hepsi bu işte… Yaşarken hep bir şeylerin oluyor, yapacak ve bir şeylerin oluyor yapmasaydım dediğin. Her insan gibi sonsuzluğu ya da daha fazla yaşamayı da düşlüyorsun haliyle.
Sonsuzluk denilince insanoğlunun var oluşundan da önce var olan hala süren ama hiç bitmeyecekmiş gibi görünen "su" geliyor aklıma. Günlerce dayanılan açlık ama üç gün bile dayanılamayan susuzluk.
Bir yaz tatilinde oldukça uzun bir süre evimizden ayrı kalmıştık. Bahçe sulamak için su depoladığımız bir bidon vardı. Biz döndüğümüzde bidondaki su bir miktar azalmıştı. Bidonun içerisinde kalan suyun kurtlanmış olması beni hayrete düşürmüştü. Evet su kurtlanmıştı. O zaman, bu olaya tanık olduğumda ergenliğimi yaşamaya yeni başlamıştım ve anlam verememiştim. Su nasıl kurtlanır ya da çürür? Su bile çürürmüş o zaman öğrendim.
Yıllar sonra her suyu düşünüşümde, sürahide şişede duran suyun değil de hep devinim gösteren, hep hareket eden sudan etkilediğimi fark ettim. Belki o zaman duran suyun çürümesi beni böylesi bir etkilenmeye itti. Belki de su hareket etmeden benim için bir anlam ifade etmiyor ondan. Denizde dalga, ırmakta akıntı- çağlayan, camide sokakta fıskiye-şadırvan. Suyun güzelliği hep hareketinde…
İnsanoğlu için su kadar önemli bir diğer şey ise suya benzetilen duygular. Hep söylenir ya "su gibi temiz duygular", "Duygularım akıyor", "Su gibiyim kabıma sığamıyorum", "su gibi aziz ol". Heyecanı aşkı, sevgiyi, duygu yoğunluğunu hep bunun gibi örneklemelerle veririz. Duygudaki devinimdir duyguyu canlı tutan. Tıpkı suyun sonsuzluğundaki sır gibi…
Duygularımızı hiç yeniledik mi? Yeniden aşık olduk mu mesela? Ya da haykırdık mı sevdiğimizin yüzüne onu ölesiye sevdiğimizi? Yoksa sürahide duran su gibi nasıl olsa orada duruyor hep var mı dedik? Günlerce sahip çıkmadığımız için eksildiğini fark etmedik mi? Ya da çürümeye başladığının farkına varmadık mı?
Evet duygular su gibidir. Hareketlenmezse elden geçirilmezse bir süre sonra çürür, yok olur. Ama biz hala var sanırız, orada öylece duruyor sanırız… Oysa nafile bir yanılgıdır ki bu, o çürümüştür durağanlıktan tıpkı su gibi…