- Kategori
- Felsefe
Sümsük rüzgarla tembel bulut

Heyy sana söylüyorum; Beni iyi dinle ‘’rüzgar efendi!’’
Bana doğru sümsük, sümsük eseceğine deli dolu esen kasırgaları düşün de öyle es esebildiğin yöne…
Şu önündeki tembel, tembel oturan avare buluta söyle de elini çabuk tutsun, tez varsın, yağsın kalplerin kısır döngüsüne, sulasın hasır altından su yürütmeyi, ya da var gücünle üflesin ki savursun onların şanını, namımın gitmesini istemediğim yere..
Ya itiraf edeceksin dostluğunu, ya da kusacaksın düşmanlığını dünyaya…
Soluksuz ve bitimsiz öpüver şimdi mangalın ateşini, sonra çek ciğerlerine dumanını, bırakma hiç ellerinden, sımsıkı sarıl ona, kim bilir senindir diye!
Yoksa hiç söylemediler mi?
Allah'tan izinsiz esemez ki hiç bir rüzgar, yağamaz ki hiç bir yağmur çakamaz ki şimşek…
Eğer ki haksız yere bir daha sual edecek olursan eğer, işte o zaman vaktinden evvel geçirirsin ilmiği kendi nefsine...
Şimdi kurşunluyorum seni şeytanın kulaklarıyla..
‘’Ne o! Korkuyor musunuz benden? Sakın endişe etmeyiniz.. Nasıl olsa ben gelmeden evvel rüzgarım süpürür sizi..’’
(Antoloji kayıt 07.11.2006 23:49:00 )
Bilmezler mi ki tepmesin diye suçsuz yere, destursuz kimse dokunmaz deli eşeğe..
Sürgündür bütün dedikodular cehenneme..
Tamam mı?
Çok zamansız bir yazı oldu bu biliyorum ama sizde biliyorsunuz ki ben yazamam başkasından sonra!
Sabiha Rana
Resim:Kramskoy