Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '08

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
930
 

Süper Lig'teki Kendine Müslümanlar

Süper Lig'teki Kendine Müslümanlar
 

Sezonun ilk yarısı Edu'nn gördüğü yanlış kırmızı kart.


Galatasaray ve Beşiktaş'ın Açıklaması

Galatasaray ve Beşiktaş kulübü Fenerbahçe-Kayseri maçı hakkında bir açıklamada bulunmuşlar. Bu açıklama şu şekilde;

"14 Şubat 2008'de 'Beyaz Sayfa' ile yola çıkanlar renklerini belli etti. Futbolda barış ortamının sağlanması adına attığımız bütün adımlara rağmen ligin tamamlanmasına 6 hafta kalmışken Fenerbahçe-Kayserispor maçında 70 milyonun gözleri önünde emek hırsızlığı yapıldı. Neredeyse Süper lig şampiyonu atandı. Dileriz bu önceden yazılmış bir senaryonun ürünü değil, münferit bir hakem hatasıdır. Her ne kadar 14 Şubat 2008'den bugüne kadar yaşadıklarımız bunun böyle olmadığını düşündürse de biz buna inanmak istemiyoruz. Ligin bitmesine 6 hafta kaldığını tekrar hatırlatıyor ve Federasyonumuza sesleniyoruz. Özellikle Gözlemciler Kurulu ve Merkez Hakem Kurulu'nun uygulamaları, kurallara ve eşitlik ilkesine tereddüt düşürmektedir. Lütfen Türk futbolu adına gerekli önlemleri alınız, Ligin adaletini sağlayınız. Bu sadece Galatasaray'ın değil, spor ahlakına, fair-play'a inananların seslenişidir" *Kaynak:galatasaray.org

Aslında bir bakıma haklılar da; bir Fenerbahçe'li (BJK'nin 100. yılında eski tüm futbolcuların adlarının yazdığı o güzelim formayı üstüme geçirecek kadar fanatiklikten uzak bir taraftar olarak) olarak ben bile çok rahat diyorumki Fenerbahçe'nin galibiyeti hakemin ilk bariz hatasıyla penaltı sonucu gelen golle geldi. Hakemin maçı 5-6 dakika uzatması, Semih'in golü 'Ofsayt mı? Değil mi?' bir yana penaltı çok daha bağriz bir hataydı.

Sezonun ilk yarısında Edu'nun oyundan atıldığı maçtan sonra nerdeydiniz?

Haksız oldukları tarafa gelelim. Sezonun ilk yarısı Kayserispor-Fenerbahçe maçı; madem futbolda barış ortamı, adalet, şeffaflık istiyorsunuz da peki neden bu maçın ardından bir yönetici bile çıkıp tek bir laf etmedi. Galatasaray kendini bizim yönetimimiz değişti diye savunabilir. Peki ya Beşiktaş? Onlar niye tek bir laf etmediler. Herşey bir yana bu halkı ve insanları saf ve cahil yerine koymaktan başka birşey değil. Spor takımlığı yöneticiliği ve antrenörlüğü gün geçtikçe siyasete benziyor bu yüzden. Chelsea maçı öncesi Galatasaray taraftarlarının Chelsea'yi karşılayacak BJK taraftarlarının ise ağırlayacak kadar Fenerbahçe'ye düşman olmasının sebebi ise yine yöneticiler. Yaptıkları açıklamalarla taraftarları her geçen gün birbirlerine düşman ettiler. Neden her geçen gün Fenerbahçe'nin taraftarı daha üst düzey karakter ve kişilikte insanlardan oluşurken, Galatasaray ve BJK'nin taraftarları kendi içlerinde bile kavga eden nerden geldiği belirsiz 'maganda'lardan oluşuyor? Galatasaray ve BJK yöneticileri artık lütfen kendinize çeki düzen verin, yaptığınız açıklamalarla bilinçsiz taraftarları kışkıştıyorken, bilinçli taraftar grupları arasında ise alay konusu oluyorsunuz.

Karınca çalışırken bütün yaz şarkı söyleyip yatan Ağustos Böceği Hikayesi

Fenerbahçe her geçen gün daha da büyürken siz neler yaptınız. Leverkusen'e 5-1 Liverpool'a 8-0 yenildiniz. Kulüplerinizi borç batağına sürüklediniz. Futbolculara ve antrenörlere ödeme yapmadınız açılan davalar kaçan futbolcular yüzünden ülkemize yurt dışından oyuncu gelmek istemiyor, Türk futbolunu, Türkiye'yi yurt dışında yanlış aktarıyorlar. Bize gelen tüm futbolcular(Alex, R. Carlos, Lugano...) ülkelerinde Fenerbahçe'yi ve Türkiye'yi ünlü yaparken sizin ülkeden kaçırttığınız futbolcu ve antrenörler (Ribery, Del Bosque...) yurt dışında Türkiye'yi karalıyorlar. Lincoln'ü aldınız kendi derginize manşetler attırdınız; 'Alex'te neymiş?' Lincoln'e verdiğiniz parayla Mehmet Topuz'la Mehmet Yıldız'ı alırdınız üstüne bir de Denizlispor'dan Yusuf savunmaya da Hayrettin Yerlikaya. Ya Beşiktaş; pazarda Hıyar seçer gibi futbolcu seçiyorsunuz. 'Şunu alalım. Aaa yok bunun skandalı varmış çürük çıktı hemen yanındakini koy pazarcı.'

Beşiktaş'ın toplan 92 milyon ytl borcu var, bunun 41 milyon YTL'si Başkan Demirören'e. Başkanınızın böyle büyük bir parayı kulübe hibe ettiğini mi düşünüyorsunuz? Kimseye bir suçlama yapmadan tamamen varsayımsal konuşarak diyorumki. O para klüpte Amerikan Doları şeklinde kayıtlıysa, Türkiye'nin YTL'de devalüasyon beklediği şu günlerde A. Doları 1.50, 1.60 YTL olursa o borç 51-55 milyon YTL'ye çıkacak. Repo'dan bile çok kazandırıyor.

Bir de bu kulüpler stat yaptıracak. Beşiktaş'ın ki 42.000 kişilik olcak. Tam anlamıyla şaka gibi. 32.000 kişilik bir statı yıkıyorsun 42.000 yapıyorsun. 10.000 kişi için milyonlarca Dolar harcıyorsun. Bilet gelirlerini 1.5 katına çıkarsa bile değmez. Madem taraftarına da bu kadar güveniyorsun yap 60-70 bin kişilik bir stat. Fenerbahçe de aynı hataya düştü siz düşmeyin bari. 45-55 bin kişilik statlar orta büyüklükte statlar oluyor. Dünya'nın önde gelen klüpleri artık en az 65.000 kişilik statlar yaptırıyor. Yaptırın şimdi dolmazsa bile sportif başarılarla birlikte zamanla dolar. Şimdi yaptırıp 10 yıl sonra yetmeyince ne yapacaksınız bir 30 sene daha mı bekleyeceksiniz yoksa yıkıp yenisini mi yapacaksınız?

Hep kötü şeyler mi yaptılar? -Hayır!

Ama bütün bu olumsuzlukların arasında Beşiktaş JK'yi dün okuduğum bir haberden dolayı tebrik edeceğim. Almanya'da spor okulu açmışlar. Bu cidden çok önemli birşey, Dünya'nın her yerinde büyük kulüpler Futbol Okulları açıyorlar. Bu okulların kulübe hem para, hem de kaliteli genç yetenek katkısı oluyor (Prestij'i saymıyorum bile). Ayrıca Almanya'da açmalarının avantajı artık kendi ülkemizin gençlerini ülkemize getirmek için bonservis vermekten biraz da olsa kurtulacak olmamız. Ama tabi unutmamak gerekir Almanya'ya her giden ailenin çocuğu o memleketin havasından suyundan kaliteli oyuncu olmuyor, eğitim şekli sayesinde oyuncular bu kadar kaliteli oluyorlar. Ayrıca yurt dışında okul açmanın diğer bir avantajı burdaki yetenekli yabancı gençleri Türkiye'ye kazandırmak. Nasıl Bojan Krkic Barcelona sayesinde İspanya'ya kazandırıldıysa bizde yabancı ülkelerdeki okullar sayesinde yetenekli gençleri çocuk yaşta keşfedip, ülkemize getirip Türk yaparak Türk Milli Takımı'na kazandırabiliriz. Bence bu konuda asıl çalışma yapması gereken Fenerbahçe! Tam Brezilya'daki prestijini yükseltmişken burda bir Futbol Okulu açarak yetenekli gençleri Kulübe ve Türkiye'ye kazandırabilirler. Her sezon önceside Rio'ya gidip o bölgenin bir takımıyla maç yapmakta hem reklam açısından hem de gelir açısından kazanç sağlar.

Avrupa Futbolunun gelişim yönüne dikkat

Son olarak yazımı sonlandırmadan önce Fenerbahçe'ye tebriklerimi sunmak isterim. Avrupa'da başarısını yükseltmesinin yanı sıra artık Avrupa'nın üst düzey klüplerini yapı açısından yakaladığınıda gururla açıklamak isterim. Avrupa kulüplerinin büyüme yönüne dikkat edersek; 20 sene öncesine kadar her takım oyuncuları genelde takımla bütünleştirip bu oyuncuları takım için ilah haline getirmeye çalışıyorlardı. Örnek olarak Eric Cantona (M. UTD), Helguera (R. Madrid). Kısmen hala daha örnekleri var Gerard (Liverpool) gibi. 5-10 sene öncesine kadar ise En iyi yıldızları satın alma dönemi başladı Real Madrid'le birlikte. Ama bu R. Madrid'i ilk 1-2 sene rakipsiz yapsada hemen ardından da çöküşe sürükledi. Şimdi ise genç yıldızlara ve altyapıya önem verme dönemi başladı. Dünya klüpleri artık 26-27 yaşını geçmiş oyunculara milyonlarca Dolar ödemiyorlar. Bu parayı 4-5 tane genç yıldız adayına veriyorlar. M. UTD'ın Wayne Rooney, C. Ronaldo, Anderson, Tevez; Arsenal'in Fabregas, Hleb, Denilson; Barcelona'nın Messi; Real Madrid'in S. Ramos ve Robinho; Liverpool'un Agger ve Torres'i alması gibi. Dün okuduğum haberde de Fenerbahçe'nin Metz'in 18 yaşındaki orta saha oyuncusu Miralem Pjanic'in peşinde olduğunu okudum. Umarım doğru bir haberdir ve umarım Fenerbahçe bu oyuncuyu alır. Umarım 1-2 milyon euro yüzünden transferi iptal etmezler Luis Fabiano'da olduğu gibi. Ama şunu da eklemek istiyorum bence Fenerbahçe genç oyuncu alacaksa Güney Amerika'dan ve özellikle Brezilya'dan almasında yarar var. Fenerbahçe bu ülkede kendine yavaş yavaş bir taraftar grubu oluşturuyor.Bu ülkeden daha fazla oyuncu alınması demek Fenerbahçe'nin bu ülkede daha fazla tanınması, Fenerbahçe'ye daha fazla sempati duyulması ve Fenerbahçe taraftarlarının artması anlamına gelir. Bu ülkede taraftar sayısı arttıkçada Fenerbahçe'nin bu ülkede pazarı artacaktır. Brezilya'da Adidas'ın Fenerbahçe formalarının satışı her geçen gün artıyor. Fenerbahçe'nin buraya bir Fenerium açması ayrıca daha önce bahsettiğim gibi bir Futbol okulu açması ve her sezon başında burda bir takımla hazırlık maçı yapması reklam açısından çok iyi olacaktır.

Bir de son bir tavsiye: Kulüp Logosu

Konunun biraz dışına taştım. Ancak önemli şeylere değindiğime inanıyorum. Ama Fenerbahçe kulübüne de son bir tavsiye şu klüp logosunu biraz yenilemek lazım. Avrupa'nın önemli klüplerine bakarsak çok fazla abartıya kaçmayan ama çok kaliteli logolar bulunuyor, bunlara örnek olarak en çok beğendiklerimi söylersem Manchester United, Liverpool, Everton. Bu klüplerin logoları sadece yuvarlak, üçgen, çokgen, arma vs.. şeklinde değil. Basitlikten ve abartıdan kaçınarak yapılan logolar. Ki Fenerbahçe'nin logosu Türkiye'nin en iyi malzemesine sahip logo. Galatasaray'ın logosu G ve S harfinin birleşiminden oluşan bir logo (Real Madrid'in logosuyla garip şekilde benzerlikler taşıyan!) Beşiktaş'ın ise arma içersinde siyah beyaz dikey şeritler ve arma şeklinde bir türk bayrağı. Fenerbahçe ise hiç birinde bulunmayan bir farklılık taşıyor bir amblem. Doğruyu söylemek gerekirse tam olarak ne olduğunu bilmiyorum tahminimce bir yonca ama değilse de tüm Fenerbahçelilerden özür diliyorum. Devir artık imaj devri. Büyük kulüpler sadece başarıdan büyük olmuyorlar imaj sayesinde bu kadar büyük oluyorlar. Bu kulüplerin logolarına bakanlar hakkında daha o anda bir düşünce oluşuyor. Bir şey alacakken kutusuna, ambalajına karar vermemiz gibi. Bize diğeri iyi deseler bile biz iyi tasarlanmış olanı seçeriz. Ayrıca Fenerbahçe'li yöneticiler herşeyi biliyorlar ama maalesef Futbolcu kalitesini artırma ve Futbolcu pazarlamayı bilmiyorlar. Fenerbahçe'li bayanları maça çekmek istiyolar. Elinizde Lugano gibi bir cevher var kullansanıza. Şu ana kadar Lugano'ya hayran olmayan bayan çok az gördüm. Avrupa'da bu derece yakışıklı olan Futbolcular kadın dergilerine kapak oluyorlar. Sizce bu sadece derginin teklif göndermesiyle mi oluyor? Türk futbolunun geldiği nokta iyi ve ilerlemeye devam ediyor ama daha yolun yarısında bile değiliz. İlerlemek ve Avrupa kulüplerine yetişmek içinse Avrupa kulüplerinde çalışan organizasyon şeflerini ekiplerini ülkemize getirmek şart.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yonca değil. Köklü bir kulübe yakışan en güzel simge. Ben kulübümün logosundan oldukça memnunum. Pek çok kombinasyon yapılabiliyor. Başka takım logoları oto logolarını anımsatıyor bana. Bizimkisi ise sadece bizi anımsatıyor.

karga 
 09.04.2008 10:10
Cevap :
Benimde zaten anlatmaya çalışdığım yani o simge (yani meşe palamuduymuş) cidden çok iyi bir malzeme bir logo için. Dediğim şey yine içinde meşe palamudu bulunan yuvarlak logodan daha çok bir arma şeklini alması. Ama ekliyorumki Türkiye'deki en iyi logo tartışmasız Fenerbahçe'nin ama daha iyi yapma imkanı varken daha azı ile yetinmek Fenerbahçe'ye yakışmaz.  09.04.2008 19:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 969
Kayıt tarihi
: 06.04.08
 
 

Yıldız Teknik Üniversitesi Fotoğraf ve Video Bölümü öğrencisiyim. Küçük yaşlarımdan itibaren filmler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster