​ Suriye'de Doğum ve Paylaşılamayan Bebek / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Mart '17

 
Kategori
Güncel
 

Suriye'de Doğum ve Paylaşılamayan Bebek

Suriye'de Doğum ve Paylaşılamayan Bebek
 

Suriye savaşı; batının, doğunun, kuzeyin ve de güneyin silahlarını bu bölgeye çekebilecek kadar değerli olan neden dolayısıyla yapılıyor olmalıdır diye düşüncesine itiliyorum. Hatta Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında neyi hedefliyorsa taraflar arasında büyük anlaşmazlıkları ortaya çıkardığı da bir gerçek...

Savaşın başlangıç nedeni de dâhil olmak üzere birçok nedenin aslında bahane olduğu ve birçok oldu sanılan durumun aslında olmadığı bilinen nedenlerin bilinmeyenler yanında devede kulak olduğu aşikâr.

Suriye meşhur Sümerlerin bulunduğu coğrafyada olması, bölgede terör örgütü, cihatçılar, sözde İslamcıların cirit attığı bir bölgenin tam da ortasında bulunuyor. Destek olmaksızın pantolon alabilme gücünden yoksun olan gruplar inandırıcı geliyorsa eğer, elli iki ülkeye karşı meydan okuyabiliyor! Sözde Müslüman İŞID ilginç bir şekilde en çok da Müslümanlara ve tarihi dokuya zarar veriyor. Yapıyı değiştirmek amacıyla bir şekilde devreye girmiş, devreye sokulmuş taşeron bir görüntüsünde.

Suriye Türkiye açısından asla masum bir devlet olmadı. Terörist grupların ülkemizde yirmi yıla yakın kan akıttığı tüm gruplar bu bölgeden beslendi. Suriye devlet desteği olmadan Şam’da karargâh kurabilmesi mümkün olmayan PKK’nın Şam tarafından desteklendiği aşikârdı. Kuruluş itibariyle Fransızlar tarafından örgütlenen söz konusu azınlık grup, çoğunluğu bir şekilde tahakkümü altına almayı başarabildi. Suriye konusunda yapılan araştırmalar, doktora tezlerini Suriye savaşı başlamadan çok daha incelemiştim. Araştırmacıların tezlerinden çıkardığım sonuç; büyük bir devletin desteği olmaksızın bu bölgede Sünni Irak ve İsrail arasına sıkışan devletin varlığı hâlihazırda zaten bir projeydi. Ancak aynı objektif bakış açısını Türkiye açısından yapmaya çalıştığımız zaman nedense yine grupların, mini devletlerin büyük devletlerin kontrolü altında olduğunu söylerken ciddi şarjla karşılaşabilme tehlikesi var. Ancak Türkiye’deki son kalkışmaların da Suriye’deki pazarlıklar sonucunda Türkiye’yi hizaya getirme çabaları olduğu da düşünülebilir. Bölge büyük devletlerin yıllardır cirit attığı bir alan. Türkiye’nin her vatanseverce istenen güce erişememesinin bu bölgeye büyüklerin müdahalesini kolaylaştırdığı düşünülebilir. Türkiye’deki tüm askeri ihtilallar terör hareketleri de bu bakış açısından değerlendirilebilir. Birçok uzman zaten bu tip olayların arkasındaki gücün kesinlikle NATO ve ABD olduğu konusunda hemfikir. Aynı şekilde Kıbrıs’ta askeri üstlere sahip olan İngilizlerin Kıbrıs Savaşından haberdar olmaması, herhalde mümkün değildi. Aynı şekilde rolü oldu mu bilinmez çünkü bu konuda neredeyse hiçbir kaynakta Kıbrıs Savaşı esnasında İngilizlerin rolü hakkında bir yazı gözüme çarpmadıysa da son harekâtta yüzlerce uçağın Kıbrıs’ta hazır bekletildiğine dair haberler 15 Temmuz sonrası bir miktar ancak dikkat çekmeyecek şekilde dile getirilmişti. Bölgede büyük güçlerin desteği olmadan küçükler varlıklarını devam ettiremezler. Bu hem anlamlı hem de mümkün değil. Ermeniler ve Rumların daha önceden paylaşıldığı bilinen bölgede, Bulgarlar, Sırplar, Hırvatlar aynı şekilde batılılarca sonsuz destek görmüş olmalarına rağmen gerçekte ne alabildikleri, alabilecekleri hala soru işareti gibi gözükse de umut fakirine ekmeğidir ne de olsa. Ancak son ekonomik krizde Yunanlıların birçok tesisini, kurumunu rehin verdiği biliniyor. Avrupa Birliği bir anlamda iki dünya savaşında Almanların yapamadığını ekonomik olarak Almanlara vermiş gözüküyor. “Rahatlat ve sahip ol!” taktiğinin sadece bizim Yeşilçam filmlerine has bir durum olmadığını Almanya’nın kazandığı ekonomik mevzilerden daha iyi bir şekilde anlamış oluyoruz.  Konu biraz dağılmış olmakla beraber Suriye’de hiçbir şeyin diğerinden bağımsız olması mümkün olmadığı alenen görülebilir.

Savaşın nedenleri ekonomik olabilir, stratejik olabilir hatta tamamen bunların dışında başka bir sebep de olabilir. Bu sebep her neyse dünya düzenini değiştirecek ölçüde ve büyüklükte bir sebep olmalıdır ki, Çin dâhil bu süreçte rol kapmaya çalışmayan herhangi bir ülke yok gibi. Bu bölgede böylesine uzun ve acımasız bir mücadelenin birçok nedeni olabilir. Bunun sağlıklı sonuçlarını, nedenlerini belki bundan on yıl sonra hayatta kalabilenler daha net bir şekilde öğrenebilecek. Ancak bölgede büyük bir doğum sancısının olduğu da alenen görünüyor.

"Batının mevcut sisteminin bir sis bulutu içerisinde sahte cennet yaratmak ve bu cennet hayali uğruna tüm insanlığı doğal ve gönüllü kölelere çevirdiği bir sistemden ibaret olduğunu anlayabiliyorum. Bu savaşın nedeni; sahte cennet hülyasını yıkabilecek bilgilerin açığa çıkmamasını sağlamak dahi olabilir! Nizamiye Medreselerinde olduğu gibi…

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..