Suriye'nin gerçeği..... / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '12

 
Kategori
Tarih
 

Suriye'nin gerçeği.....

Suriye'nin gerçeği.....
 

Kuşkusuz Suriye gerçeği,kuşku yok ki gerçek değildi.


Irak işgaliyle hızlanan düşük yoğunluklu Büyük 3. Dünya paylaşım savaşı, en dramatik safhalarından olacak bir aşamaya gelmiş durumda.

11 Eylül olayları sonrası, Küresel güçlerin Doğu Bloğu ülkelerini dizayn sonucunda, sıranın Orta Doğu da ki Totaliter Bloğun yıkılmasına geldiğini öngörmüştüm.

Görüyoruz ki Arap Baharı fenomeniyle yaşadığımız, Doğu Bloğunun yıkılan Duvar fenomeninin bir tekrarıdır.

Konunun bizimle ilgili yönü açısından; çok bilgili entelektüel uzmanların, yaşadığı bilgi zehirlenmesi sonucunda, bir türlü sokaktaki köpeğin bile anlayacağı basitlik ve somutlukta söylenemeyen gerçeklerin ortaya konmasıdır.

Türkiye Orta Doğu’da bir imparatorluk rolüne zorlanıyor.

Bu role kayıtsız kalamayacak, emperyal hevesleri genlerinde kışkırtmış bir toplumun mevcut Türkiye yönetimi de, rüzgâra karşı tükürmektense, köklü değişimler yaşanacak gelişmelere ikna edilmiş gözüküyor.

İktidarın, Ustalık dönemi savaşı dâhil, göze alınan bu köklü değişimin, ilk ve en çarpıcı gelişmesi, Orta Doğu da oluşturulacak, Türkiye’ye bağlı, merkezi Diyarbakır da olacak Birleşik Kürt Özerk Bölgesi olacaktır.

Bunun karşılığında Abdullah Öcalan’ın ülkemizin Nelson Mandela’sı olması kaçınılmazdır.

Bu gelişme sonucunda bölgesel gücü zayıflayacak Suriye, Irak, İran’da Batı merkezli Kapitalizme muhalif yapılar ve unsurlar pasifisze edilmiş, serbest piyasa ekonomisi içerisinde batıyla kol kola girmiş yeni toplumsal tezahürler gelişecektir.

Gelişmelerin yumuşak yaşanması için Küresel Güçler çok iyi becerdikleri ikna edicilikleriyle, Irak ve Libya’da olduğu gibi Küresel Güçlerle koparılamaz bağlara sahip Çin ve Rusya’ya gösterecekleri anlayış için, gereğini yerine getirecektir.

İran bu süreci mevcut idari anlayışıyla yönetemeyeceğinden, Kapitalist serbest piyasa düzenine gönüllü katılımı sağlayamadığından, hazin bir sonla İran Azerbaycan‘ı ve hatta yönetimi bile onların lehine kaybedeceklerdir.

Batı kapitalizmi ile uyumlu yönetimlerin Kuzey Afrika’dan başlayıp, Orta Doğu ile Afganistan ve Pakistan sınırına dayanması sonucunda  Küresel Şirketler kendi ülkelerinde olduğu gibi itaatkar idarecilerle çalışmış olacaktır. 

Doğu Bloğunun yıkılması sonucunda koşulların Almanya ve Rusya’ya dayattığı role benzer bir durum, Orta Doğu’da ki Totaliter rejimlerin yıkılmasıyla Türkiye için de yaşanacaktır.

Akdeniz den, Çin Setine kadar güvenliği oluşturulmuş bir ticaret ve kültür bölgesi Türkiye’yi Akdeniz deki o ihtişamlı, muhteşem yüzyılına götürmez mi?

Ne hazindir ki kaçınılmaz yürünen bu Küresel Yol’da ülkemizin siyaset yelpazesinin sağındakiler gelişmeleri yönetecek yeterli birikimli insan kaynağına sahip gözükmüyor. Hitler Almanya’sı veya Enver Paşa gibi bir maceraperestliğe sürüklenmek düşüncesi bile insanın kanını donduruyor.

Süreci dengeli yönete bilecek yetişmiş insan kaynağına rağmen, siyaset yelpazemizin solu ise bu küresel gerçekten çokça habersiz veya yıkılan bir ülkenin kalıntılarından muhteşem bir iradeyle yeni bir ülke kuran, o kuşağın yaşadığı travmadan bir türlü çıkıp, gücünü görecek durumda değil.

Bir 10 yıl sonra bu coğrafya ön gördüğüm şekilde değişirken, yöneticilerimiz umarım Suriye ve İran konusunda kendilerini dev aynasında görmezler.

Şeyh uçmaz, mürit uçurur.   

 

 
Toplam blog
: 35
: 862
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

İktidara mesafeli, Derrida ve yapısalcılara meyilli. İflas etmekten bunalıp, iktisat ve finans pı..