- Kategori
- Siyaset
Sustum sustum

ÖZGÜRLÜK
"Bir takım buyruklara göre hareket etmek bir anlamda özgürlüğü ortadan kaldırır, ama bundan dolayı insanı köle yapmaz, her şey hareketin amacına bağlıdır. Eğer hareketin amacı; kişilerin çıkarını değil de menfaat düşkünlerini çıkarlarına yarar sağlamak ise bu harekette ayak uyduran kişi gerçekten köledir ve kendisine hiçbir faydası dokunmaz."
Sustum, sustum, konuşmayacağım, yazmayacağım dedim.
Bloğumdaki yazılarımın hepsi, sevgi, mutluluk, dostluk üzerine olsun dedim. Dedim demesine ama buna da suskun kalamazdım ki... Bir bayan olarak asla…
Herkesin dilinden düşürmediği, bugün Türkiye de "a"dan "z"ye herkesin ağzında yer alan "türban" konusu.
Türban gerçekten Türkiye’nin büyük sorunu mu?
Derseniz, ben türbanı büyük bir sorun olarak görmüyorum. Aslında en büyük sorun "türban"ı Türkiye’nin gündemi kapatmak ve "türban" maksattı ile Anayasa iç tüzüğündeki değişiklik.
Helal olsun kadınlarımızın başını örtmeyi başardılar. Anayasayı içtüzüğündeki değiştirmek içinde "türbanı" örtüler. Ve o kapalı örtü içinde ki gerçekler neler???
Her ne olursa olsun bunlar bugün Türkiye’nin içinde olan sıkıntının örtmesi ve herkesin bakışını başka yöne çevirmekti.
Canım şimdi Başbakan "Yeni mi Müslüman olmuş" diyesi geliyor insanın.
Kendi türbanı getirerek Türkiye’de değişiklik mi yapacak yoksa Türban maksadıyla Anayasa gibi Türkiye’nin can damarı olan yasamızı mı değiştirmeyi?
Tabii bu da ayrı bir (?) soru işaretti.
Kendisi kürsüye çıkıp bas bas bağırarak neymiş efendim “Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” deyip arkasındaki yazıyı göstererek hep bir ağzından bağıran milletvekilleri. (O’nun milletvekilleri)
“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” tabii biz bunu sizden önce biliyorduk !!!!
Ya şimdi gel de deme sen bunları derken Egemenliğin Kayıtsız Şartsız Milletin olduğunu yani arkasında duran bu yazıyı yeni mi görüyorsun? diye sorası geliyor insanın!!!
Çiftçiye “Ananı da al git” diyen, “Hadi be sen orda kimsin” deyip halka bağıran, kızan biri şimdi neyden bahsediyor… Halk aç, halk işsiz, halk evine ekmek götüremiyor…
İşveren iş yapamıyor, esnaf kan ağlıyor yani anlayacağınız "Yurdum insanı ağlıyor” Nerden çıktı bu türban. Yok yatırım indirimi, yok vergi teşvikleri diye koydukları kanunlar yerli yatırımcı için bir kurtuluş mu yoksa bir mayın tarlası mı bu da ayrı bir konu. Acaba bunlar yerli yatırımcılara teşvik diye yabancı yatırımcıların mı işine yarıyor?
Bir gün iş yapamadığında zarar gösteren bankalar yabancı şirketlere satıldığının ikinci günü nasıl kâr gösterebiliyor. Ve bizler için önemli olan sektörlerin özelleştirilmesi adı altında yabancılara satılması...
İnternette ekonomi sayfalarını geziniyorsunuz. Ne olsun bir de bakıyorsunuz ki 2007 çok güzel rakamlarla kapatmışız ve kişi başı gelirimiz yükselmiş, aynı zamanda ihracatta artış olmuş.
Allah Allah diyorsunuz, sonra elinizi cebinize atıyorsunuz hiçbir şey yok, sonra bir yazı görüyorsunuz “ihracat fazlası” ya nasıl yani diyorsunuz neyin fazlası... Hani hiç ekonomiyi bilmezsek, parayı da mı bilmiyoruz??? Kızıyorum bu iktisatçılara ve tabii ekonomi dergilerine, ekonomide yorum yapanlara onlarda bunları onaylıyorlar. “YTL” nin hızlı değer kazandığı ülkemizde nasıl olurda ihracat artar. Yani bizlere okutulanlar, iktisatçıların teorileri yanlış mı? Bir ülkenin para değeri artarsa ithalatta artar. Ve sonuç olarak da üreten olmaktan çok tüketen bir millet oluruz.
Tabii ki yine bizler yanlışı biliyoruz????
Türkiye’nin anlatmakla bitmeyecek sorunları varken şimdi sadece göze görünen Ayşe ablanın, Fatma teyzenin türbanı mıı? Bırakın bunları şimdi...
Sayın Başbakan “türbanı” serbest bıraktı. Ne önceden yok muydu? Bugüne kadar kim kime kapanıyorsun diye ses çıkardı. Asıl amaç bizi bize düşürmeye çalışıyorlar bunları görmeyecek kadar da kör(üz) değiliz...
Şimdi bu türban sorunu çıktı diye 40 yıllık komşum Fatma ablayı türbanlısın diye dostluğumuzu mu koparacağız ya da O. Şimdi türbanlı diye bana elini uzatana elimi vermeyeceğim.
Ben veririm, vereceğim de bizi birbirimize düşmek isteyenlere inat dostluk, sevgi için vereceğim vatanım ve milletim için vereceğim... Unutmamalı ki (unutanlar var) bu ülkeyi hep beraber kurduk. Türkiye Cumhuriyet’ti Laik bir ülkedir. Bu halk artık uyanmalı Kürttü-Türk’e, Alevi yi-Suni ye, Açığı-Kapalıya düşürmekten başka bir şey değildir. Bunlar Türkiye için bir iç ayaklanmaya yol açacak iç tehditlerdir. Yani kardeşi kardeşe düşürmekten başka bir şey de değildir. Ve bunu bugün yapan maalesef Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanından da başka kimse değildir. Şimdi düşünmeniz isterim bu kişi gerçekten inançlarımızı mı koruyor yoksa bizi birbirimize mi düşürüyor? Sizce hangi vatan evladı kardeşi kardeşe düşürmek ister hangi Müslüman bunu yapar soruyorum????
Aslında bugün buna müsaade verilmemelidir. İnancından dolayı kapanan insanlara saygımız sonsuz… Ve onlara düşen tek bir görev vardır; Kimseyi ama kimseyi dini inançlarını siyasette alet edilmesine izin vermemeliler. İnancından dolayı kapana insanlarımıza sesleniyorum; Kimseyi ne alet edin ne de onların aleti olun”
Tabii biz bunların peşinde koşarken geriye doğru baktığımızda yok olmuş bir özgürce ibadetimizi ve inancımız savunduğumuz(ki) bu ülkeyi de kaybedebiliriz.
Bu bir psikolojik savaştır ve hep beraber elele vererek bunu yenmeliyiz.
Ve en son sözümü de çok sevdiğim yazarlardan Sabahattin Ali’nin şu sözleri ile onlara cevap vermek isterim;
“Sakın Tepenize bir Sırça Köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir Sırça Köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üçbeş kelle fırlatmak yeter”
Ve diyorum ki;
“Dünyayı güzellik kurtaracak bir insanı sevmekle başlayacak her şey”
Not: Sırça Köşkü okuyanlar bunu daha çok iyi anlayacaklardı. Okumayanlara tavsiye ederim.