​ Takke düştü, kel göründü / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '07

 
Kategori
Siyaset
 

Takke düştü, kel göründü

Biliyorsunuz Türkçe'de böyle bir deyim var. Saklanan kötü amaçların, bir gün su yüzüne çıktığında söylenir.

Irak’ta da sonunda ABD’nin takkesi düştü, keli de göründü.

Amerika, Irak’a saldırırken ortaya koyduğu gerekçelerin hiç biri doğru çıkmadı. Ama arkasındaki esas amaç, gün yüzüne çıkıyor.

Önce “Kimyasal silah” dediler…

Baktılar ki yok.

Arkasından “Irak’a demokrasi getireceğiz” dediler, Irak iç savaşın içine düştü düşecek. Bu yalan da ortaya çıktı.

Bu kargaşa içinde adına “Ortadoğu projesi” dedikleri bir laf attılar ki, esas amacın ne olduğunun ilk belirtileri idi.

Lafı uzatmadan…

Bu güne gelince…

Bu gün amaç ortaya çıktı ki bu amaç ta işin başından beri bilinen bir şeydi. Ne var ki bu bilineni saklama gayreti içindeki Amerika ve onun ortağı İngiltere, giderek Irak’ta daha da gerginleşen ortamda, saklamanın bir anlamı kalmadığını apaçık görünce “Rest” dediler ve Irak’ın petrol kaynaklarının üzerine oturuverdiler.

Şimdi sırada, kendilerini orada koruyacak tetikçiler gerek.

Kim bunlar?

Talabani ve Barzani…

Tarihi filimin şeridini şöyle bir geriye doğru saralım.

Amerika “Kimyasal silah” gerekçesi ile Irak’a saldıracağının belirtilerini verdiği günlerde, bölgede gezen biri olarak “Türkiye, Amerika gelmeden Kuzey bölgesine gidip oturmalı” demiştik. Gerekçelerini de açıklamıştık. Şimdi o gerekçeleri bir kenara bırakalım.

Türkiye, Kuzey Irak’a girmedi. O günün Hükümeti, kendi girmemesi bir yana Amerika’nın da bölgeye gelmesini istemedi. Karşı çıktı.

Karşı çıkma, hükümeti götürdü. Çünkü ekonomi ipinin ucu “İt”in elindeydi. MGK toplantısında yaşanan “Anayasa fırlatma” olayı, işin kılıfıydı.

İMF ile ekonominin çıkmazından geri manevra yapmaya çalışan hükümet, ipin ucunu kaçırmıştı.

Yıkılan hükümetin çıkar yolu da erken seçim idi ve oldu. Sonucunda Amerika’ya “evet efendim” diyecek birileri gerekiyordu. Seçim öncesi ve sonrası Amerika’ya gidenler, bunun garantisini de vermişlerdi. Sonuç, istendiği gibi oldu AKP iktidara geldi.

Lakin kapalı kapılar ardında deneyimsiz politikacıların verdiklerin sözün ne kadarı tutulabilirdi? Tutulma imkânı var mıydı? TBMM içinde “Parmaklara” sahip çıkılabilecek ve verilen sözün yerine getirilmesi mümkün olacak mıydı?

Deneyimsizler, bunun hesabını yapamadı.

Türkiye’deki siyasi partilerin yapısı, aslında bunu “Olur” kılıyordu. Demokrasi ile yönetildiğini varsaydığımız ve böyle düşündüğümüz ülkemizde, ne yazık ki siyasi partiler “Demokrasi” ile yönetilmiyorlardı. O nedenle de “Yaparız” sözleri verilmişti.

Ne yazık ki olmadı…

Amerika, Türkiye’den istediğini alamadı.

İşte bu noktada Türkiye ile Amerika arasındaki ipler koptu. Türkiye, Amerika için “Güvenilmez” ama “Vazgeçilmesi de mümkün olmayan” stratejik ortak durumuna geldi.

Bunun bedelini ödemesi gerekiyordu ve şimdi biz onu ödüyoruz. Bilmem ayrıntılarına girmeye gerek var mı?

Ama bir iki örnek verelim: Kuzey Irak’ta bulunan ve ülkemizi tehdit eden unsurlara karşı hareketsizlik, Türkmen ili olan Kerkük konusunda söz sahibi olamama ve daha da önemlisi, bölgemizde hiçbir konuda söz sahibi olamama…

Böyle bir duruma gelen Türkiye, şimdi de “Ortadoğu projesi” içinde de söz hakkı olmayan bir ülke konumunda.

Ve…

Amerika ile İngiltere, en güçlü petrol yataklarının bulunduğu Ortadoğu’ya ve dolayısıyla da Irak’a artık çöreklenmiş durumda.

Takke düştü kel göründü de, Türkiye’dekilerin takkesi ne zaman düşecek, şimdi onu bekliyoruz.

Başbakan, dün yaptığı AKP gurup toplantısındaki ifadelerine baktığımızda, aklı başına gelmiş gibi görünse de, atı alan Üsküdar’ı geçti, haberi yok.

X x x

Bir fıkra ekleyeyim buraya. Çok alakalı değilse de bu aralar internette pek dolaşıyor.

Bir Amerikalı, bir İngiliz ve bir Iraklı, oturmuşlar çay içiyorlar. Amerikalı çayını bitirdikten sonra, bardağını havaya atıp, belinden çıkardığı silahı ile havada vurmuş ve “Bizde bardak o kadar çok ki, aynı bardakla iki kere çay içmeyiz” demiş.

İngiliz de aynı şeyi yapmış ve “Bizde o kadar bardak yapmaya yarayan kum var ki, bir bardakla ikinci çayı içmeyiz” demiş.

Iraklı da aynısını yapmış fakat belinden çıkardığı silahı ile hem Amerikalıyı hem de İngiliz’i öldürmüş sonra da “Bizde de o kadar çok Amerikalı ve İngiliz var ki, ikinci çaylarımızı hiçbir zaman aynı kişilerle içmeyiz.” demiş.

X X X

Demiş ve öldürmesine öldürmüş de, havaya atınca yere düşen çay bardağının da bedelini çok pahalı ödemiş.

Burasını da ben ekledim.

17.02.2007

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..