- Kategori
- Güncel
Taksşme cami (Gezi parkı bahane)
İstanbul’da yaşayan özellikle Çamlıca da ikamet eden büyük “Rant” ve arsa sahibi olan çoğu İstanbullu olmayan katı inanç sahibi dindar kesimin 1984 yılından beri direttiği bir konudur “Taksime Cami”
1982 yılında Yenicami İstanbul şubemizde geçici bir görevle atanmıştım, o zaman Taksim de bir Otel de kalıyordum. Otel de çalışanların bir kısmı Kayserili bir kısmı da Konyalı idi. Yaptığımız sohbetlerde eninde sonunda bir gün “Taksime” mutlaka “Cami” yapacağız, diyorlardı.
İktidar partisinin vekilleri de Bakanları da aynı kafadaki kişilerdi, zaman zaman bu konuyu seçim malzemesi yapmaktan bile çekinmeden, hemen her fırsatta Başbakanın ağzından dile getirip nabız yokladılar.
AKP iktidara geldikten sonra bu konuda biri dizi çalışma yaptı, projeler hazırlattı. Önce kendi yandaşları arasında anketler düzenlediler sonra da İstanbul genelinde anketler düzenlediler. Gerek bazı yazarlardan, sanatçılardan ve medya guruplarından beklenmedik tepkiler görünce de askıya aldılar.
Kendi yandaşları her zaman olduğu gibi maddi ve manevi olarak kendilerine destektiler, askıya alınmasına tepki duysalar da sonuçtan emin oldukları için sustular.
Ancak bir kere ok yaydan çıkmış alışılagelmiş Taksim’e balyoz vurmaya dev gibi iş makinelerini sokmaya karar vermişlerdi.
Yakın tarihte gündeme yine Taksime Cami yapma talebi ve önerileri geldi, bu kez eski kışlayı yanına koydular eski projelerin ve kafa karıştıran bir proje hazırlayarak, kendilerine köle olmak zorunda olan İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkanı hazırlamış ve onaylamış gibi ilan ettiler.
Şu anda “Taksime Gezi Parkı” adı altında düzenlenen projenin arkasında yatan gerçek “Taksim Cami” projesidir.
Ve Konyalıların Kayserilerin dediği gibi bir gün mutlaka Taksime dev gibi bir Taksim Cami dikilecektir, bu işler de onun ilk ayağıdır.
***
Bugün Taksim de yapılan ağaç katliamına ise dünyanın medeni çağdaş demokratik hiçbir ülkesinde rastlayamazsınız. Taksim bir tarihi içerisinde barındırır ve gerçek sahipleri de İstanbullu vatandaşlardır. Bu nedenle tıpkı çağdaş ülkelerde olduğu gibi orada yapmayı planladığınız değişikleri katkıları ve yok edişleri halka sunmak en azından bilgi vermek zorundaydınız.
On on iki gün önceden haber verir gerekli açıklamayı ağaçlar için ne gibi kararlar alındığını nasıl bir yok güdüleceğini anlatabilirdiniz.
Ama hiç kimseye haber ve bilgi vermeden bir gece yarısı yıkım araçlarınızı oraya sıkar yıkmaya kalkarsanız Taksimin gerçek sahipleri bilinçli vatandaşlar duyarlı davranıp haklı tepkilerini göstereceklerdir.
Yangından mal mı kaçırıyorsunuz da gece yarısı giriyorsunuz, ağaçları bir bir sökmeye çalışıyorsunuz.
Ben Adanalıyım, ancak İstanbul’a her gidişimde Taksim mutlaka uğrar ya Taksimdeki o parkta oturur dinlenirim ya da Beyoğlu’ndaki Çiçek Pasajında “insan” olduğumun farkına varırım.
İktidarın içinde bulunan vekillerin bu konudaki düşüncelerini çok iyi bildiğimden ve onlara kayıtsız şartsız destek verenlerin de onlardan bunu beklediğinden emin olduğumdan Taksimde yapılacak her yapıyı da oluşumu da şiddetle kınıyorum…
***
Lise yıllarımda Beşiktaş iskelesi ile Kızkulesi benim resimlerimde konu mankeniydiler. Yıllarca orada bulundum, defalarca gezdim dolaştım balık yedim, rakı içtim havasını teneffüs ederek, benim için ülkenin yaptığı en doğal tabloydu Beşiktaş iskelesi…
Devletin çıkardığı bir kıyı koruma yasası var, o yasa gereği kıyıların gerçek sahipleri “halktır” vatandaşlardır. Ancak yasanın bu amir hükümlerine göre Beşiktaş iskelesini bir otele satmak ve ileride o iskelenin ve çevresinin halka yasaklanacağını hesaplayamamak büyük bir handikap, handikap olduğu kadar da utanç vericidir.
Umarım yetkililer ve Beşiktaş İskelesine sahip olmak isteyen otel sahipleri de İstanbul’a ve halkına yaptıkları bu kötülüğün bir an evvel farkına varırlar.
Her şey para değildir, iktidar verdi istedi diyerek her şeyi “mubah” saymak da insanlık değildir.
***
Dünyanın hemen her yerinde büyük bir mevsim ve doğa değişiklikleri yaşanmaktadır. İstanbul’un içinde bulunduğu yerde tarih hazineleri ile dolu doğal bir mekândır. Onun içindir ki İstanbul dünya mirasıdır.
Eğer siz başta tarihi dokularını hiçe sayarak doğa ve bitki yapısını yok ederek tarihe sahip çıktığınızı ve dünya mirasını koruduğunuzu iddia edemezsiniz.
Hükümetin tüm üyelerinin yerinde olsam “içki” yasaklamakla, Suriye’nin altını nasıl oyacaklarını düşüneceklerine, PKK elebaşları ile ülkeyi nasıl parçalayacaklarını düşüneceklerine bence önce bunu düşünmeyi denesinler…
Bir gün değil artık AN ların bile geç sayılacağız dönemlerdeyiz, devleti ve ülkeyi yönetenler umarım akıllarını başlarına alırlar ve düşünürler.
Yoksa “sen seni bil sen seni, sen seni bilmezsen patlatırlar enseni” diye bir tekerlememiz var bizim, şimdilik hatırlatırım.
İyi akşamlar…
Erdoğan ÖZGENÇ