- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Tarihe kayıt
Saatlerdir Taksim ve Gezi Parkı'na yapılan polis müdahalesini yerel ve uluslararası yayınlardan naklen izliyorum. Vatandaşına bu şiddeti reva görenler dünyanın gözü önünde tarihe kaydediliyor. Artık "marjinal gruplar" bahanesini inandırıcı bulmak mümkün değil.
Kimdir bu marjinal gruplar? Yirmi otuz kişi ile baş edemeyip bir kenti ateşe verdirerek son derecede insanı taleplerini duyurmak isteyen insanları sindirmeyi hangi vicdana kabul ettirebilirsiniz. Tekerlekli sandalyesinde tazyikli suya maruz kalan vatandaşın görüntüsüne mi inanalım yoksa Valinin insani tavır takınmaya çalışırken tüm ülkeyi tehdit eden ve tüyleri diken diken eden sesine mi? Gördüklerim adeta bir akıl tutulmasıdır. Vicdanlar büyük yara alıyor. Yapılanları ülkenin bekasına bağlayan siyasi otorite bana 12 Eylül askeri müdahalesinin boğuk ses tonunu hatırlattı. 1980'li yıllarda arkasını darbecilere yaslayan Turgut Özal'a benzer nedenlerle büyük tepki göstermiştik. Otuz yıl sonra bu devirde zorba devlet yeniden hortlatıldı. Şu anda Taksim Meydan'ı ,üniformalıların teslim aldığı Çin ve Kuzey Kore meydanlarını çağrıştırıyor. Onursuz, kişiliksiz nesiller mi hayallerdeki ülke gençliği? Unutulmasın ki uzak olmayan gelecekte bu gençler ülkenin yetişkinleri olarak toplumda yer alacaklar. Onlar bizim geleceğimiz. Bu gençleri sindirmek değil onları saygı duyarak kazanmak zorundasınız .Benzerlerini yakın tarihte yaşadığımız; umutları, heyecanları boğan zorbalıkların bedelini bu ülkenin gençleri defalarca kırılarak çok ağır ödedi. İnanıyorum ki bir kez daha çocuklarına bedel ödettirilmesine bu millet izin vermeyecektir.