Tarikatlar ve ardındaki gerçekler.... / İnançlar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '12

 
Kategori
İnançlar
 

Tarikatlar ve ardındaki gerçekler....

Tarikatlar ve  ardındaki gerçekler....
 

popscreen.com


Tarikât, Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri olarak tanımlanırsa da bu tanımın tasavvuf döneminde kaldığını, günümüzde ise tarikat anlamının çok daha başka boyutlarda değerlendirildiğini unutmamak gerekir. Bazı görüşlere göre de dergah, lobi, cemaat gibi kavramlar da tarikat kavramı içersinde değerlendirilmektedir. 

 Tarikatlar sadece islamiyet içersinde yoktur. Örneğin;
 
Templar şovalyeleri veya İsa'nın yoksul şovalyeleri 1191 yılında Hıristiyan hacıları korumak, ve Müslümanlarla savaşmak için kurulmuş bir tarikattır. 
 
Fransivken tarikatı: 1209 yılında İtalya'da Assisi'li Ermiş Francesko tarafından kurulmuş yoksul yaşam sürmeyi ve tevbe etmeyi öngören bir tarikattır.
 
Daha sonları ise Ufo tarikatları olarak bilinen, Güneş Tapınağı Tarikatı, Adanoi Kozmik Kardeşlik Birliği, Edelweiss tarikatı, Tanrının Kurtuluş Kilisesi, Uzaylı Meyveş Nine'nin tarikatı, Realian Hareketi, Tanrının On Emri tarikatı, Cennetin kapısı (Heaven's Gate) tarikatı dünyadaki belli başlı tarikatlardandır. 
 
Yalnız günümüzdeki tarikatların başındaki bazı kişilerin akıl hastası olduğu ve muritlerinin de onlara uyduklarında başlarına neler geldiğini iki örnekle anlatmak istiyorum.
 
Birinci örnek Tanrının On Emri tarikatındaki intihar olayları:
 
Tarihin en büyük toplu intihar vakası 1978’de Guyana Jonestown’da oldu. “ Dünyanın sonu geldi hepiniz cennete gideceksiniz” diyen lider Jim Jones isimli rahip müritlerini ölüme sürükledi. Tam 914 kişi siyanürlü bir içki içerek hayatına son verdi ve son anda bu içkiyi içmekten vazgeçenler ise vurularak öldürülmüşlerdi. 
 
İkinci örnek ise Cennetin Kapısı tarikatından:
 
Do olarak bilinen Marshall Applewhite, tarafından 1975 yılında ABD ‘de kuruldu. Marshall Applewhite müzik öğretmeniydi.Öğretmenlik yaptığı okuldan bir öğrencisiyle eşcinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla ilişkisi kesildi. Bu olaydan sonra eşinden boşanarak ruhsal sorunlar yaşayan Marshall Applewhite 2 yıl Texas’ta akıl hastanesinde tedavi gördü.Burada kendisiyle aynı inançları paylaşan bir hemşireyle evlendi. Ve eşiyle beraber kurduğu Cennetin Kapısı kültü / dini ABD’de birçok eyalete yayıldı. 
 
Kendisinin İsa’nın dünyaya dönmüş hali olduğunu ileri süren Do (Marshall Applewhite) taraftarlarının aileleri dahil, dünya ile ilgili her şeylerini terkedip insanüstü bir yolculuğa hazırlanmasını istiyordu. 
 
1998 de Hale Bopp Kuyruklu Yıldızı’nın gerisine saklandığına inandıkları bir UFO’yla buluşacakları inancıyla ; hepsi de bilgisayar programcısı olan 39 müridi tarikat merkezi olarak kullanılan ABD’nin San Diego şehri yakınlarındaki bir villada toplu olarak intihar ettiler.
 
Kaynak: http://www.msxlabs.org/forum/din-ilahiyat/18797-tarikatlar-kultler-mezhepler-cennetin-kapisi.html#ixzz281g60seL
 
Mesleğim gereği birçok kesimden tanıdığım insanlar nedeniyle ülkemizdeki bazı tarikatların iç yüzlerini de öğrenme fırsatım oldu. 
 
Türkiye'deki uzaysal tarikatlar adı altında ise bilinen tarikat "Mevlana Kardeşlik Birliği" dir. 
 
Kendilerine uzaydan ilahi kitap geldiğini iddia eden bir grup olan Mevlana Dünya Kardeşlik Birliği çoğunluğunu kadınların oluşturduğu bir grup… Grubun kurucusu Bülent Çorak adlı bir bayan ve grupta kendisinin peygamber olduğuna inanılıyor. İstanbul’da 1300 kadar üyesi olduğu ve birbirlerini taşıdıkları çantadan tanıdıkları söyleniyor. Bu çanta içine koydukları “fasikül” olarak adlandırılan kitabı el altından dağıttıkları biliniyor. Bu grupla ilgili birçok şey Hulki Cevizoğlu’nun hazırladığı “Ceviz Kabuğu” adlı programda Zekeriya Beyaz tarafından anlatıldı ve tartışıldı.
 
İnanmakta güçlük çektiğim bu anlatılanları yerinde görmek  için ben de bu grubun bir toplantısına katılmıştım. Grubun Kurucusu olan bayan Mevlana'nın ruhunu taşıdığını ve bütün peygamberlerle bağlantı kurarak görüştüğünü, ayrıca Sirius ve Oragon gezegenlerindeki varlıklarla bağlantısı olduğunu ve onlarla görüştüğünü anlatıyordu. Dediğine göre bu varlıklar dünyamızı kötülüklere karşı koruyorlarmış.  Bunları bizzat canlı olarak kendi ağzından duydum. Ve etrafındaki kişiler de ağzı açık bir şekilde bu kadını dinliyor ve inanıyorlardı. Bu grubun içinde tanınmış birçok şahsiyeti görünce şaşkınlığım çok daha fazla artmıştı.
 
Ülkemizde 12 Eylül 1980 den sonra bütün sivil toplum kuruluşları kapatılmış, ancak hiçbir yerde kayıtları bulunmayan tarikatlara dokunulmamıştır. Türkiye'de ne kadar çok tarikat olduğunu ise Necmettin Erbakan'ın başbakan olmasından sonra, başbakanlık konutunda tarikat başkanlarına verdiği yemek sonrasında öğrenmiştik. Davetlilerin çoğu Başbakanlığa son model Mercedes araçlarla gelmişlerdi. 
 
Bu yazımda bazı kişilerin adlarını vermek istemiyorum ama Google arama motoruna "Tarikat sapıklıkları" kelimelerini yazıp, karşılarına çıkan sitelerden bu kişileri öğrenebilirler. 
 
Şu an için ülkemizdeki tarikatların amaçları acaba muritlerine Allah sevgisi aşılamak mıdır? Yoksa onları soymak veya akıllarını hurafelerle doldurmak mıdır?
 
ÖNEMLİ BİR AÇIKLAMA:
 
Bir blog yazarı yazmış olduğu blog içersinde benim adımı bir kaç kere kullanmış ve bana cevap hakkı doğmuştur. Ben bu cevap hakkımı yazmış olduğu bloga yorum yazarak kullanmak istememe rağmen, blog yazarı benim yorumlarımı yayına VERMEMİŞTİR. Bu nedenle bu kişinin yazmış olduğu blogunun linkini ve o bloga yapmış olduğum yorumları bu blogumun altında yayınlamak en tabii hakkımdır diye düşünüyorum.
 
Blogun linki: 
 
 
Benim bu bloga yapmış olduğum yorumum:
 
Türkiye'nin din konusunde yetkili tek resmi kuruluşu Diyanet işleri Başkanlığıdır ve Diyanet'in internet sitesinde size de linkini verdiğim yazıda aynen şunlar yazmaktadır:
Yaygın olarak mehdi  Yahûdî ve Hristiyanlıkta var olan inançlardır. Ancak mehdî inancı İslâm itikadının konuları arasında yoktur. Çünkü Hz.Peygamber ile birlikte nübüvvet kapısı kapanmıştır." yazmaktadır. O zaman Diyanet'in bu görüşünü kabul eden herkes Mehdi'yi inkar ettiği için Peygamberimizi de mi inkar etmiş oluyor?
 
Siz onbirinci, onikinci imamdan söz ediyorsunuz.  Aynı zamanda peygamber efendimiz tarafından söylenen hadislerden söz ediyorsunuz. Bu hadislerin peygamber efendimiz tarafından söylendiğini ispat edebilir misiniz? Hz. Muhammed'in ölümünden sonra hadis diye ortaya atılan birçok sözün uydurma olduğunu neden kabul etmiyorsunuz?
 
Konuya Kur’an vahyi açısından bakarsak, mehdîlik diye bir inancın varlığını kabul, Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu kabulle yan yana duramaz. Bunların biri doğruysa öteki yanlıştır. Biz, Hz. Muhammed’in son peygamber olduğunu kabul ettiğimizdendir ki, başka bir mehdî geleceğine asla ihtimal vermeyiz ve böyle bir şeye inanmayı Kur’an’a aykırı buluruz. Esasen Kur’an, kişilerin hidayet önderi olma devrini kapatmış, ilkeleri öne geçirmiştir, ilkelerin kaynağı ise Kur’an’dır.
 
Peki neden Kur'an da Mehdi'den hiç söz edilmez?
 
Diyanet işleri başkanlığının linki:
 
 
Söz ettiğim blog yazarı bu yorumlarımı yazmış olduğu blogunun altında yayınlayamadı. Herhalde verilecek bir cevabı yoktu. Ama insanları hurafelere inandırmak için yazmış olduğu bloglar bu sitede yayınlanmaya devam etmektedir. Kendisi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenlerin sayfasındaki galerilerini izlemeleri öneririm. 
 
 
 
 
 
Toplam blog
: 974
: 3444
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

2017 Basın özgürlük endeksine göre 180 ülkeden 155. sırada olan ülkemizde yemek tarifleri  ve tel..