Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '13

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
241
 

Tarım örgütlenemediği için gelişemiyor

Tarım örgütlenemediği için gelişemiyor
 

"Tarım biterse ekonomi de biter"


“TARIM BİTERSE EKONOMİ BİTER”

Uluslararası Tarım Üreticiler Federasyonu’nun kuruluş günü olan 14 Mayıs (1946) “Dünya Çiftçi Günü” olarak kutlanmaktadır. Çiftçi, başta toprak olmak üzere hava, su, güneş , biyolojik varlıkları kullanarak elde ettiği üretimle geçimini sağlayan bir kişidir. Türk çiftçisi yıllardır sıkıntılı günler yaşamaktadır. Çünkü, piyasa mekanizması içinde sattığı ürünlerin ve satın aldığı girdilerin fiyatlarını kendi lehine oluşturabilecek bir organizasyona sahip değildir. Bu konuda en kapsamlı girişim 1930’larda yapılmıştır. Ne yazık ki çiftçilerimizin çoğu bunun farkında değildir… Farkında olanlarda konuyu çarpıtmışlardır. Çiftçiler gününde 2008 yılında yaptığım bir konuşmanın bir gazetede yer aldığı gibi aşağıda sunuyorum : (Milas Önder Gazetesi, 12.11.2008)”.

Atatürk’ün  aramızdan ayrılışının  69. yılı münasebetiyle Muğla Üniversitesi Milas Sıtkı Koçman Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen “Atatürk Dönemi Türkiye Ekonomisi” konulu konferansın sunumunu yapan Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN “istihdamın büyümediği ülkelerde ekonominin büyümesinin kaygılandırıcı olduğunu” söyledi…

Çok sayıda izleyicinin katıldığı konferansta, Atatürk dönemi ekonomi politikaları ve kooperatifçilik konularını ele alan Prof. Dr. Ayhan ÇIKIN şunları söyledi :

“1838 yılında İngiltere ile imzalanan Baltalimanı Ticaret Anlaşması sonrasında Avrupa malları Osmanlı pazarlarını doldurdu; ülkedeki geleneksel üretim, batılı ülkelerin ürünlerinin rekabetine dayanamadı, silindi. Osmanlı ekonomisinde Türk’ün adı yoktu. Kurtuluş Savaşı öncesi ülkedeki bankacılık, ticaret ve endüstri işletmelerinin beşte dördü azınlıkların elinde bulunuyordu; Bab-ı Ali, mali gücünü kaybetmiş, ülke gelirlerinin denetimi Duyun-u Umumiye’ye bırakılmıştı. Cumhuriyet öncesindeki sürekli savaşlarda ülkenin en genç, en kaliteli ve en verimli  insanları kaybedildi. Üstelik savaşlarda beşeri varlıkların yanında pek çok fiziksel varlıklar da tahrip edilerek kullanılamaz duruma geldi. Lozan anlaşması gereği, 1928 yılına kadar Türkiye gümrüklerini düzenleme yetkisinden de yoksundu. Çoğunluğu yaşlı ve çocuklardan oluşan nüfusun  yüzde 93’ü okur-yazar değil, yüzde 80’i de kırsal kesimde yaşamaktaydı. Üstelik 1929’da başlayan dünyanın en büyük ekonomik krizi tüm dünya ekonomisini cılız bir yaprak gibi  savurmaktaydı. Bütün bu olumsuz koşullara karşın 1923-1938 yılları arasında Mustafa Kemal öncülüğünde gerçekleştirilen ekonomik kalkınma için söylenebilecek söz, “mucize”dir.  Atatürk, ekonomik modelini oluştururken ekonomi ile ilgili olarak yerli ve yabancı 144 eseri okuyup incelemiştir. Ancak kurduğu ekonomik kalkınma modeli kendine ve Türkiye’ye özgü bir modeldi. 1923-1938 döneminde gerçekleştirilen ekonomik faaliyetleri 8 ana başlık altında toplamak mümkündür :

1. Ekonomi ile ilgili kongreler, kalkınma planları, yasal düzenlemeler;

2. Yabancıların elinde bulunan stratejik hizmetlerin ve madenlerin devletleştirilmesi;

3. Demiryolları ağının genişletilmesi;

4.Tütün, şeker, alkol ve petrol tekelinin devlete geçmesi;

5. Ulusal bankaların kurulması ve güçlendirilmesi;

6.Sanayileşmeye önem verilmesi ve sanayi kentleri oluşturulması;

7. Üretimin, tasarrufun ve yerli malı kullanımının teşvik edilmesi;

8. Tarımda halka öncülük etme, tarımsal üretimi geliştirici önlemler…”

Atatürk döneminde, özellikle 1930’lu yıllarda, tarım-sanayi ve hizmet sektörlerinin birbirileriyle karşılıklı bir etkileşim dokusu içinde ele alındığını dile getiren Muğla Üniversitesi Milas Sıtkı Koçman Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ayhan Çıkın; “ Dokunun ülkenin her tarafına aktarılması için “iş içinde eğitim” ilkesini hayata geçirmek için Köy Enstitüleri kurulmuştur. Tarımın önce bir “artık” yaratabilecek bir duruma gelmesi, daha sonra bu “artık”ın denetimli olarak sanayide kullanılması, sanayinin tarımsal üretimi çerçevelemesi düşünülmüştür. Kırsal alanlara devletin tarımla ilgili özendirme ve desteklerinin iletilmesine  ve sonuçlarının izlenmesine gereksinim duyuluyordu. Üretimin pazara sunum ve istem olarak yansıması için kooperatifçilik, sistemin ‘olmazsa olmaz’ı olarak tamamlayıcı bir unsur olarak ele alınmıştı. 1923-1938 döneminde kooperatiflerle ilgili 7 yasa çıkarılması, Atatürk’ün  konuşmalarında kooperatifçiliğe özel bir yer vermesi, konu ile ilgili 1930’lu yıllarda ‘Kooperatif’, ‘Kadro’, ‘Kooperatifçilik’, ‘Karınca’,vb.. dergilerin çıkarılması; başta üniversiteler olmak üzere bir çok okullarda ‘Kooperatifçilik’ dersleri okutulması, TDK, TTK yanında ‘Türk Kooperatifçilik Kurumu’nun kurulması ,vb.. olaylar, 1930’lu yıllarda kooperatifçiliğin ne ölçüde ciddiye alındığının bir ölçütüdür. Atatürk, kooperatifçilik konusunda konuşmalar yaparak, düşünceler üreterek, kooperatiflere ortak olarak, bizzat kooperatif kurarak, kooperatifçilik konusunda araştırmalar yaptırarak, onların finansmanı ve yönetimi, oluşturulması konusunda yasalar çıkarılmasını sağlayarak çok hizmetler vermiştir kooperatifçiliğe. Kooperatiflerin, ekonomik ve sosyal sorunların çözümüne katkısını çok iyi kavrayan Atatürk, bir devlet başkanı için son derecede ayrıntı olarak  kabul edilebilecek kooperatifçilik konusuna büyük zaman ayırmış olması , onun nadir bir devlet adamı olduğunun kanıtıdır” dedi.

Sunumunu yaparken daha çok tarım ve kooperatifleşme konuları üzerinde duran Prof. Dr. Çıkın’ın, "Bir ülkenin tarımını bitirdiğiniz anda ekonomisi de biter. Dışarıdan alımlar bir yere kadar yapılabilir. Tarım iyi örgütlenemediğinden gelişemiyor. Türkiye bir şeyi çok atlıyor. Atatürk’ün önem verdiği kooperatifleşmeye şu anda önem verilmiyor. Atatürk daha cumhuriyeti kurmadan kooperatifçilikle ilgili bir kitap yayınlamıştı" sözleri dikkat çekti. Muğla Üniversitesi Milas Sıtkı Koçman MYO Müdürü Prof. Dr. Ayhan Çıkın, sunumunu tamamladıktan sonra kendisine yöneltilen soruları yanıtladı...

Milas Önder Gazetesi, 12. 11.2008

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 174
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 473
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Şair ve bilim insanı (Tarım Ekonomisi). 1 Ocak 1946, Muğla doğumlu. 1968'de asistan olarak girdiğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster