- Kategori
- Gündelik Yaşam
Tatil dönüşü

Bundan yaklaşık 8 yıl önce, beş arkadaş yaz okulunda Makina Teorisi dersinde sıranın üzerine Türkiye'nin güneyinin haritasını çiziyorduk. Okulun bitmesine 10-15 gün kalmıştı ve yerimizde duramıyorduk. Bütün güney sahilini araba ile dolaşacaktık ve bunun unutulmaz bir tatil olacağının farkındaydık. Sertab’ın “Ni la bombe atomique”i ünlüydü o zamanlar. Hani “Uzanmışım kumsala, güneş damlar yüzüme...” diye başlayıp devam eden şarkısı. İstanbul’un bunaltıcı Ağustos sıcağında en serin sığınağımız olan anfilerde, "Hocam en son ne olur..." gibi manav pazarlıkları ile en azından bir "D" koparıp dersleri vermeye çalışan şair ruhlu bir makina mühendisi olarak bu şarkıyı çevirip şu şekilde söylemeye başlamıştım:
“Uzanmışım tezgaha
Makina yağı damlar yüzüme
Şanzıman milinin yatağında unutulmuş bir raspa
Rulmanla temasta...
Ni la bomb şanzuman
Ortalık toz duman!”
Manav pazarlıkları işe yaramıştı ve yola çıkmaya hazırdık. Hatırlıyorum, o zamanlar Ayna’nın "Akdeniz"’i ile başlamıştık yolculuğa. ”Cebimde ucu ucuna yetecek bir para ve içimde umutlar...” diye başlayan şarkı ile...
Aradan 8 sene geçti. Eskiden tatile başlangıcımızı ifade eden bu şarkı sözünün artık tatil dönüşü şarkımız olduğu kafama tam da terliklerimi naylon torbaya koyup bavula tıkıştırmaya çalışırken dank etti: ”Cebimde ucu ucuna yetecek bir para...”. Krediler, faturalar, harcamalar, para kazanma uğraşı, trafik, insanlar, stres... vs gibi her tatile gidişte evde bırakıp unuttuğumuz, ama her tatil dönüşünde evin kapısını açar açmaz “ceh heee!" diye önümüze atlayan haylaz gerçeklerimiz karşıladı bizi. Senenin 49 haftasında birlikte yaşadığımız hayat, onu 3 haftalığına bir başka hayatla aldatmamızın acısını bizden çıkaracağa benziyordu...
Terlikleri torbaya koyup, çorap - ayakkabı mahzeninde ayaklarımı boğmaya başladığım an başladı tatil dönüşü. İçimde umutlar var. Aklımda bir şarkı sözü:
"Yeryüzünde, gökyüzünde
Gün doğdu mu, her gün ilk gün..."