- Kategori
- Gündelik Yaşam
Telefonsuz Bir Buçuk Gün

Geçen cumartesi iş çıkışı cep telefonumu masamda unutmuşum. Geri dönüp almak için geç kalmıştım. Pazartesi sabahına kadar acaba telefonsuz saatler nasıl geçecekti, merak içindeydim. Bunu denemek aynı zamanda beni heyecanlandırıyordu. Telefon numaralarım, mesaj hatlarım, kısa internet ulaşımlarım artık elimin altında değildi. Sokakta yürürken engin denizde yalnız başına yüzen biri gibi kendimi çaresiz hissediyordum. Fotoğraf çekememenin burukluğu içinde boynu bükük durumdaydım.
Ne kadar alışmışız şu hareketli, akıllı telefonlara. Dostunu, bir yakınını kaybeden birinin ruh halini yaşıyorum desem yalan olmayacaktı. Bir insan telefonunu kaybederse ne duruma düşer diye düşündüm, onca kaydettiği telefon numarasını nasıl toparlanırdı. Gerçi şimdi yeni sistemlerde yedekleme yapılıyor, gençler işi garantiye alıyorlardı. Neyse o akşamı diz üstü bilgisayar ve televizyonla geçirdim.
Ertesi sabah klasik Pazar kahvaltısını elimin altında telefon olmadan yaptım. Her akşam telefonumu şarja bağladığım adaptör o sabah kendi halinde rafta öylece dururken gözüme çarptı. Tatildeymiş gibi sanki bana göz kırpmıştı. Gazetelere göz atmak için telefonum yoktu, ama diz üstü bilgisayarım vardı. Olup bitenler hakkında bilgi almak önemli idi. Her eve her gün en az bir gazete girmesi önemliydi, geçmişte. Oysa şimdileri sanal ortam hem haberleri veriyordu, hem de haberlerle ilgili yorumları. Hem de anlıktı her şey, Müzeyyen Senar’ın ölüm haberini gazeteden değil de, twiter ve facebook’tan öğrenmem bu işin en iyi örneği idi.
Gelecekte televizyonun bile internet ortamına yenileceğini düşündüm. Kısa süreli dışarıya çıktım o pazar, yaşlı halamı ziyaret ettim. Bizim hanım dönüşte marketten neler alacağımı bana not ettirdi, evden çıktıktan sonra irtibatımız kesilecekti, ta ki ben eve gelene kadar. Aslında evden uzaklaşmak telefonsuz oluyormuş. Hareketli telefonunuzla uzaklaşmak, ayrılmak ne kadar anlamsızmış duygusuna kapılmıştım.
Geçmişte yaşanan ortam ne kadar sağlıklı ve anlamlı da olsa bugünün şartları ve alışkanlıklarına karşı çıkmak doğru değil. Aşırıya kaçmadan çağımızın ortamına ayak uydurmamız gerekiyor, yoksa çağın insanı olamıyor, bir anlamda çağdaşlıktan uzaklaşmış oluyoruz.
Çocukların tabletini istedim, eksik olmasınlar beni kırmadılar. Belki de acımışlardır. Sabah kalkma saatini ayarlayıp, alarmı kurdum. Telefonsuz sabah kalkmak bile çok zordu anlıyacağınız.
Pazartesi işe gidince telefonumla kavuşma sahnesini görmenizi isterdim. Şarjı %6 da idi.


