- Kategori
- Gündelik Yaşam
Özgecan

Yine insanlığımızdan nefret ettik. Yine dünyanın en vahşi yaratığının insan olduğu hatırladık. Şu cennet dünyamızı cehenneme çevirenin insan olduğu, yüzyıllar boyu hala ders alamadığımızı düşündük.
Elden ne gelir, 20 yaşında hayatının baharında bir kızımız olabilecek en iğrenç saldırıya uğrayıp hayatından oldu. Herkes ayakta, herkes isyanda. Bu topraklarda mutlu, huzurlu yaşamanın ne kadar zor olduğunu düşünüyoruz.
Özgecan, ne yazık ki ilk değil. Son da olmayacak. Tecavüz gibi aşağılık suçların az gelişmiş ülkelerde neden çok görüldüğünü düşünmezsek, hele en çağdaş dinin inananları arasında en çok yaşandığını iyi analiz etmezsek bu tür üzüntüleri daha çok yaşarız.
Birileri soruyor,
Daha ne kadar, Orta Çağlar ve öncesine gömülüp kalmış olması gereken "cinsiyet-temelli yaklaşımlar" sergilemeyi sürdüreceğiz? Daha ne kadar penis ve vajinaya göre insanları kategorize etmeyi sürdüreceğiz? Daha ne kadar bu tür olayları açık açık teşvik eden, erkek-dişi farkının açılması yönünde desteklerini açıkça belirtmekten çekinmeyen sözde toplum liderlerine yol vereceğiz?
Biz ne zaman insan olacağız? Gel de cevap ver.
Gerçek adalet yerini bulmadığı, rol modellerin iyi örnek olmadığı, eğitimin temelden verilmediği sürece zor.
Umutsuzluk içindeyiz. Halbuki en kötü durum bütün umutların bittiği andır. Yapacak birşeyler olmalı.
Yoksa gidişatımız iyi değil. Bu yazıyı yazmakta zorlanıyorum, sırf tarihe not düşmek için yazmak istedim, yoksa hiç mi hiç keyfim yok.


