​ Ter (2) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

18 Ağustos '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ter (2)

Ter (2)
 

güneşi üzerinde kuratanlara,

veya,

ateşin terini üzerinde kurutanlara...

ağaçların, elektrik tellerinin, sabah sisinin, uçan kuşların, denizin buharının içinden doğardı güneş. o sabah, daha güneş yoldayken evlerden toplandılar. bir kamyonetin arkasında yirmi adam ve kadın, sıcağı ve teri karşılamaya gidiyorlardı.

genç adam:

-nerelisin gardaş,

-diyarbakırlıyım, sen?

-buralıyım. çileğe yeni mi gidiyorsun sen?

-daha önce limonda çalıştıydım, sen?

-ben de.

kamyonet, önüne çıkan köpeğe çarpmamak için sağlı sollu manevra yapar. kamyonet terli, arkasındakiler kum saatinden dökülen kumlar gibi birbirlerine karışırlar; karışandı zamanlar. çığlıklar,
gözler akan yolda, herşey yolunda.

genç kız:

-çekilsene üzerimden be!

-niye çıkayım üzerine ya!

-bana bak! ne biçim konuşuyon benim kızımla öyle?

-ya teyze, kamyon kaza yapacakken herkes gibi ben de savruldum.

diyarbakırlı:

-bilader, al sigara yak.

-sağol bilader. şuna bak ya, ana kız bana saldırırlar.

yaşlı kadın:

-yirmi kadar adamız burda. neden patron büyük kamyon göndermez 'de?

not: büyük kamyonları büyük şoförler kullanır hem 'de hava girer aralarına, nefes için.
ek: yaşama herbiri bir ek gibiydiler, hep birlikte terli gittiler...herbirine Allah rahmet eylesin.
***

o bir yazardı, ama çok güzel yazardı. hissederdiniz sesini, sinirini, sevincini.

çok komik bir olayla kaşılaşırsınız, az da ironiktir, gülersiniz ama gülmek size yeterli gelmez. düşüncelerinizin de çıkmaza girdiği durumlar gibi. ortada bir olay vardır ama olayı anlatacak kelimeler bulamazsınız; üstelik, öremezsiniz kelimeleri. yazarımızsa hem örer hem ular. o, ölümün genç sevdiği bir meslektendi. ülkeyle birlikte yürür, bazen hızlı yürür, ayrışırlardı.

ne olamamak kendi, ne

"de" diyen hayat,

ne de

düşmanlarıydı nefretlerinde...

kendini hissetmekti bildiği,

arada bırakılan kendiydi bildiği..

not: "arada"; arafta kalmak gibi, hiçbiryere ait olamamak veya olmamak gibi, aşırı yüklü ve ağır kalmak boşlukta gibi, yalnızlığın en erdemli hali gibi.
***

kaçıp gitmek isterdi. kaçıp gitmek istediğinde düşünde, yüzü gülümserdi. öğle sıcağı arası köfte ayran yemeğini bitirip, çayını söyleyip, yine gülümsemişti.

20 adım ilerdeki pencereden görünen,

gökyüzünü dilimleyen apartmanlar bloğundan,

incecik süzülen,

mavi gökyüzünden süzülen,

aydınlığa bakardı.

sabah altıda evden çıkar, akşam dokuzda evine geri dönebildiğinde "erken geldim bugün" derdi. onun derdi trafikte bedeninden alınan boşa geçen zamanaydı. sanki elektrik verilmiş varil bir fıçıydı kentin otobüsleri,

gecikmiş akşam saatlerinde.
herkes, evlerine gecikmenin stresinde.

kent; sekiz yıl önce "orada kimse var mı?" sorusunu beynimize kazıyacak, silkinişiyle uyandırdı üzerindekileri. saniyelerin bu denli uzun, yaşamın bu denli kısa olduğunu Hayat, kırkbeş saniye süren dersinde öğretiyordu.

not: ...kazıyacak, silkinişiyle.."; virgül cümlenin zenginliğine vurgu anlamında.

***
at terli.

***
not: büyük depremde yaşamlarını kaybetmiş insanlarımıza saygıyla.

 
Toplam blog
: 470
: 551
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..