- Kategori
- Gezi - Tatil
Terkedilmiş bir köy Dereköy

Birkaç ev dışında tamamen terk edilmiş bir köy Dereköy. Eskiden Balkanların en büyük köyü imiş. Şimdi tamamen yıkılmaya direnen evleri hüzünlendiriyor insanı. Dereköy de bir Rum köyü ve günümüzde SİT alanı. Mübadele sırasında Yunanistan’a giden köylüler terk ettikten sonra kimse yerleşmemiş buralara. Bu hali ile Fethiye’deki Kayaköy’ü hatırlattı bana.
Gökçeada’daki diğer Rum köylerinden farkı bu köy diğerleri kadar tepeye değil de nispeten düz bir alana kurulmuş. Rumlar köylerini yamaca kurarlarmış. Her biri de bir diğerinin ışığını engellemeyecek şekilde inşa edilirmiş. Bizim yapılaşma anlayışımızdan ne kadar da farklı…
Köy meydanındaki asırlık çınarları, kahveleri, kiliseleri ve çamaşırhaneleri Rum köylerinin ortak özellikleri. Bizim alışageldiğimiz köy bakkalı ise yok buralarda. Alışverişi nerden yapıyorlar diye düşündüm doğrusu.
Dereköyde eski bir zeytinyağı imalathanesi de varmış. Girişi her an yıkılabilirim gibi durduğu için güvenip giremedik içeriye.
Çamaşırhane günümüzde çamaşır yıkamak için kullanılmasa da su sürekli akmakta. Köyde hayatın devam ettiği, bacanın tüttüğü birkaç ev var, bu evlere arıza nedeni ile su verilemediğinde köylüler gelip sularını çamaşırhaneden alıyorlarmış. Gezerken yorulmuş bir hayli de sıcaklamıştık. Buzzz gibi suyun ne kadar iyi geldiğini anlatamam.
Çınar gölgesi bir başka olur derlerdi de nedeni Gökçeada gezimize kadar anlayamamışım. Adada görmediğimiz yer kalmasın diye koşturmaktan bir de havanın sıcağından fazlasıyla bunalmıştık. Arabayı çektik asırlık bir çınarın altına, açtık kapıları camları. Ne güzel geldi çınarın gölgesi. Hem yorgunluğumuzu aldı hem de hararetimizi. Boşuna her köy meydanına bir çınar dikmemiş eskiler.