- Kategori
- Güncel
Terör ne zaman durur

Teröristler ve kampları
Aşağıdaki yazıda ortaya koyduğum fikir şahsıma aittir. Yani kişisel düşüncemdir.
Tamamen mesnetsiz veya külliyen yanlış olabilir. Zira bu, alan araştırmasının ortaya çıkardığı bilimsel bir sonuç değildir. Sadece, "terör ne zaman durur?" sorusuna zihnimde verdiğim cevaptır. Evet, terör ne zaman durur?
a- Terör, bu hükümet giderse ve Silivri Cezaevi boşalırsa;
b- Örgütü kullanan dış ve iç mihraklar net olarak açığa çıkarılabilirse durur.
Sondan başlayalım. Genel kanaat şudur ki, gerek PKK'nın gerekse dünyanın muhtelif yerlerinde faaliyet gösteren illegal örgütlerin asıl amacı görünenden farklıdır. Yani bir devletin, vatandaşı olan bazı etnik gruplar arasında ayrımcılık yaptığı veya zalim yönetimlerin halkları ezdiği iddiasıyla hayata geçtiği söylenen terör örgütleri esasen birer taşerondur ve görevleri şunlardır:
a- Güçlü ülkelerin zayıf devletler üzerindeki hegemonyasını sürdürmelerine (terör yoluyla) yardımcı olmaktır.
b- Kirli işlerin mucidi demokratik devletlerin (!) ve onların demokrat yöneticilerinin (!) adi ve aşağılık faaliyetlerini icra görevini yüklenerek efendilerini temiz kalmasını sağlamakır.
c- Eskiden gizli servislerce kotarılan öldürme, bombalama, yakıp yıkma, adam kaçırma gibi pis işlerin taşeronluğunu yaparak esas suçluları aklamaktır.
Demek istediğim, PKK (ve diğerleri) kendisi için değil başkaları için çalışmaktadır. Dolayısı ile dağları taşları havadan bombalayarak terör örgütü çökertilemez. Hatta tüm araziyi tarayıp, her bir gerillayı tek tek ortadan kaldırarak ta sonuca ulaşılamaz. Çünkü dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de üç beş kuruşa veya iştah açıcı bir kaç vaade kanarak, birilerinin dümen suyuna girecek sayısız insan vardır. Siz terör örgütünü bir şekilde ortadan kaldırabilirsiniz. Fakat, üzerinizde gözü olan iç ve dış düşmanlarınız, bazı kimseleri kandırarak onu tekrar hayata geçirebilir. O yüzden, illegal teşkilatlanmayı önlemenin yollarından biri ve asıl olanı, onu kullanıp yönlendirenlerin ipliğini pazara çıkarabilmektir. O devletin ve içinizdeki hainlerin hıyanetini delilleriyle ortaya koyabilmektir. İşte terörü sona erdirmenin esas yolu budur.
Yukarıda da ifade edildiği gibi terör örgütlerinin faaliyetlerinin, açıkladıkları gerekçeyle uzaktan yakından alakası yoktur. Mesela en çok gündemde olan El Kaide'ye ve PKK'ya bakalım. El Kaide, eylemlerinin çoğunu islam ülkelerinde gerçekleştirmekte ve bu, bir çok insanın hayatına malolmaktadır. Önderlerine, "müslümanları öldürerek hangi amaca hizmet etmiş oluyorsunuz?" diye sorulsa, eminim buna mantıklı bir cevap veremeyeceklerdir. Aynı şey PKK için de geçerlidir.
Döneminde, PKK eylemlerinin zirve yaptığı Erdoğan hükümet(ler)i, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez kürtlere dönüp, "gelin bakalım, bizden ne istiyorsunuz" diye soran, kürtçe televizyon kuran, dil konusundaki yasakları kaldıran, güneydoğuya sayısız hizmet götüren tek iktidardır. Bu açık ve yalın gerçeğe rağmen, güneydoğuyu temsil ettiğini söyleyen siyasal parti (BDP) ve bunun kolları, en büyük tepkiyi bu hükümete yöneltmekte, onu yokedilmesi gereken bir düşman gibi görmekte/göstermekte ve bu tavrını elan sürdürmektedir.
Kürt siyasi elitleri, her gün bir veya bir kaç insanın fail-i meçhul cinayete kurban gittiği, köylerin zorla boşaltıldığı, direnenlerin akibetinin resmi görevlilerin takdirine kaldığı dönemlerde bile, zamanın iktidarlarına bunun çeyreği kadar tepki göstermemişlerdi. Bu gerçekten dikkate şayan ve ibretlik bir durumdur.
Kürtlerin demokratik hakları için mücadele verdiğini söyleyen (ve fakat gizli mihrakların taşeronluğu dışında bir icraatı olmayan) kanlı katiller güruhu (PKK) ise, en acımasız icraatını son hükümetler döneminde gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Dün gece gene Hakkari'de, 24 askerimizi şehit ederek, süregelen kanlı faaliyetlerinden birini daha hayata geçirmiştir.
Gariptir, saldırının sabahında (yani bu sabah) 20 30 kişilik bir topluluk, "şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganları eşliğinde Başbakanlık önüne gelmiştir. Bu ne perhizdir ve bu ne lahana turşusudur anlamak zordur. Bunlar nasıl bu kadar çabuk haberleşip biraraya gelmişlerdir? Hedefi Başbakanlık olarak seçme fikri kimden çıkmıştır? Kaldı ki, şehir meydanları bu işler için daha münasiptir ve bir terör saldırısında tepki, hükümete değil terör örgütüne yöneltilir.
Ancak bu protesto eylemi, PKK yerine iktidarı hedef almış izlenimi vermektedir. Bu yüzden insan ister istemez kendini, yoksa teröristlerle protestocuları aynı mihrak mı yönlendiryor şeklinde bir vehme kaptırmaktadır.
İşte burada karşımıza, terörü sona erdirmenin ikici yolu olarak, "hükümetin istifasıi" çıkmaktadır. Kimse bu cümleden, "hükümetin istifasını istediğim gibi" bir sonuç çıkarmasın. Böyle bir şeyi aklımdan bile geçirmiyorum. Zira bu, ülkede (iyi/kötü) varolan istikrarın sonu olur. Ben sadece, bu iktidarı düşürebilmek için ciddi çabalar sarfeden ve bu konuda PKK dahil, herkesle işbirliği yapmaya hazır olan muhtelif güruhların varlığını (inanmayanlara) anlatmaya çalışıyorum.
İsterseniz, geçmişe dair meşhur bir soruyu şöyle bir hatırlayalım. Hani, 11 Eylül 1980 de akan kan, 12 Eylül 1980 sabahında şak diye durmuştu. Hayli zaman sonra bir bilge kişi, "11 Eylülde akan kan, 12 Eylülde nasıl durdu?" diye sormuştu da... kanı durduranlar buna bir cevap vermemişti. (1)
Onun için bana, "neden hükümet istifa ederse terör durur?" diye sormayın. Çünkü cevabını bilmiyorum. Ancak içimdeki ses, "Erdoğan istifa ettiği gün kan duracak, Silivri'dekiler bayram edecek, İsrail, derin bir nefes alacak ve rahatlayacaktır" diyor. Ben de ona inanıyorum.
(1) O, Demirel Süleyman'dır.
Resim: politikadergisi.com