- Kategori
- Güncel
Ters slogan "Başbakan şaşırma sabrımızı taşırma"
Ağzınızdan çıkanların çoğu; içinizden geçirdikleriniz, beslediklerinizin sesidir.
Hiç düşünmediğiniz planlamadığınız aklınızdan geçirmediğiniz hiçbir şey ağzınızdan çıkmaz.
Bakmayın siz gaf hata yapanların “ay pardon” ağzımdan kaçtı dediğine, külliyen yalan.
Ne kaçması aslına bugüne kadar düşünüp de içine atıp söyleyemediği ne varsa dışavurumudur o…
***
Zaman zaman siyaset arenasında buna benzer söylemleri konuşmaları çok duyarız, hiç yadırgamayız çünkü ülkenin büyük çoğunluğu siyaset makamını “yalan dolan merkezi” olarak görüyor…
Bu ülkenin insanları bir de “avukatlara” hiç güvenmez nedense!
Başbakanı Atatürk Havalimanın da karşılayan toplama yandaşın attığı sloganlar kaldı akıllarda, “devletin” başının tehditlerinin, söylediği yalanların dışında…
***
Bir akıl hastanesinde delinin biri,
Ters tuttuğu bir çiviyi duvara çakmaya çalışıyormuş,
Bir vurmuş fırt fırlamış çivi
Bir daha vurmuş çekici fırlamış çivi
Her seferinde alıp geliyormuş çiviyi, ters tutarak aynı duvara çakmaya çalışıyormuş…
Onu gören başka bir deli, dayanamamış bağırmış kendisine;
“Bre salak elindeki çivi, o duvarın değil, karşısındaki duvarın…”
***
Benzetmiş gibi olmasın ama Başbakanı Ankara da karşılayan yandaşları öylesine dolmuşlar ki atılan yalanlara ve tehditlere dayanamamış olmalılar;
“Başbakan Erdoğan şaşırma, sabrımızı taşırma” diye slogan attılar…
***
Başbakanı gecenin o saatinde karşılama işini organize edenler duydu ama ne yapsın gariban;
“Ben size böyle mi öğrettim, bre zındıklar
O slogan bizim değil muhalefettekilerindi” diyemedi…
Korku baskı dayatma bile ters slogan atmaya engel değil gördüğünüz gibi!
***
Böyle zamanlarda Allah haksızların yalancıların dilini dolaştırır çoğu zaman, lafı eveler güveler durur.
Bir örnek verir tutmaz, bir olay anlatır kel alakadır neyi kast ettiğini kimse anlamaz…
Başbakan yardımcısı “ağlayan adam” bu gün bir örnek daha vermiş engin “tarih” tecrübesiyle;
Gezi Parkı eylemcileri ve Taksim Direnişine destek verenlerin ortak taleplerine yanıt verirken; gerici ve yobazların devrin çağdaşlığa modern dünya görüşü isteklerine karşı yaptıkları;
“Patrona Halil İsyanını” örnek göstererek “kelle isteriz” diyenlere kelle verecek değiliz demiş…
***
Kısaca şiddet kin nefret ve orantısız müdahale emrini verenleri sorumluları, siz istediniz diye görevden almayacağız, diyorlar. Almayın efendim almayın; ne olacak onlar halkın gözünde artık yoklar zaten…
Neyse bir tek doğru yanı örneğin Patrona Halil isyanı “Lale devrinin” sonudur…
Dedim ya dili sürçtü beyefendilerin, ters slogandan sonra ters örnek…
Allah mı söyletti acaba…
Kimin sonu neyin sonu niye sonu, kimin kellesi hangi kelle?
***
Çocukluğumuzdaki tekerleme geldi aklıma; “Deli deli tepeli kulakları küpeli,”
***
İçinde sevgi dolu olan yüreğinde ülke sevgisi olan ama sakallı ama başörtülü, ama kulağı küpeli(?)
Elinde silah değil çiçek daha fazla da kitap tutan;
Özgürlük demokrasi ve insanlık peşinde yılmadan koşan yürüyen mücadele eden;
Herkese sağlıklı huzurlu ve mutlu günler diliyorum.
Erdoğan ÖZGENÇ