- Kategori
- Blog
Test edin dedilerse...

Seneler önce, o zamanlar çalıştığım bankada, “bilgi işlemcilerin yeni bir sistem üzerinde çalıştığı” dedikoduları dolanmaya başlamıştı.
İşte o günlerde, bankada tanıdığım on kişiden onbiri, halihazırda kullandığımız sistemin ne kadar kötü olduğu, çok yavaş çalıştığı, sonra efendime söyleyeyim, Batak Bank’ta çalışan bir arkadaşlarından duydukları kadarıyla onların sisteminin tek basıp çift zıpladığı, o sistemin yarısı bizde olsa, ohoooo ne işler çıkarılacağı üzerine, buradan sonsuza uzanan geyikler döndürüyordu. “Yeni sistem” dedikodusu, bir yandan bu bezgin ve mutsuz kitleye “Ah, keşke!” dedirtmiş, diğer yandan da “Bizim emekliliğe yetiştirirler mi ki?” şüpheciliği yaratmıştı.
Gel zaman, git zaman, koridordaki kahve makinelerinden birinin önünde “yeni sistemin bitmek üzere olduğu ve yakında testlere başlanacağı” haberi patladı ve “Özel Görelilik Kuramı”na aykırı bir hızla yayıldı.
Kısa bir süre sonra, müdürüm yanıma gelip “uhudedipuhu, yeni sistemin testleri için bizden de bir kişi istiyorlar, sen git.” dedi. Eski sistemin girdisini çıktısını bilen ve bu bilgiyle oynamayı seven bendeniz, günlük işlerimden kaytaracak olmanın da sevinciyle “Olur.” dedim.
Başıma gelecekleri henüz bilmiyordum.
Testlerin başlamasından, sistemin kullanıma açılmasına kadar aylarca debelendik. Mini minicik bir kutucuğun yokluğunun, ya da üzerine tıkladığınızda sizi istediğiniz sayfa yerine Alice'in Harikalar Diyarı’na götüren bir yazılım hatasının, tüm sistemi nasıl günlerce felç ettiğini gördüğümüzde, monitörleri tekmelemek ve hatta fare kablolarını boyunlarımıza dolayıp intihar etmek istediğimiz anlar oldu.
Ne yaptık peki?
Kalkıp birer kahve içtik, geri dönüp masalarımıza oturduk.
Neden biliyor musunuz?
Bizim “Test Durağı”nda bindiğimiz o trenin, “Tasarım Durağı”ndan yola çıktıktan sonra, hangi dağları, tepeleri aşarak ilerlediğini az çok görebildiğimiz ve o noktadan sonra trenden inmenin bir seçenek olmadığını bildiğimiz için.
Milliyet Blog, yanlış hatırlamıyorsam bundan bir sene kadar önce, hazırlanacak yeni site ile ilgili önerilerimizi istedi. Bu çağrıya yanıt veren kaç üye olduğu ya da önerilerin ne kadarının tasarım aşamasında dikkate alındığı konusunda bilgimiz yok. Bildiğimiz tek şey, trenin bundan bir sene önce yola çıktığı.
15-20 gün kadar önce, sitenin yeni hali test etmemiz için bizlere sunuldu ve akabinde kıyametler koptu. “Beğenmedim...”ler, “Alışamam...”lar, “Eskisi kalsın...”lar, ya da “Yenisini sevmeyenler için eskisini de kullanma seçeneği olsun...”lar havalarda uçuştu.
Dostlarım...
Bize “Test edin.” dedilerse, “Beğenmediyseniz çöpe atalım.” demediler. “Biz hazırladık, bu aşamaya getirdik, şimdi siz sağını solunu kurcalayın, yazı girin, yorum yapın, hata varsa bildirin, düzeltelim.” dediler.
Yeni site ile ilgili pek çok eleştiri getirilebilir. Mesela “Sosyalleşelim, ağlanalım, bağlanalım...” derken, Facebook’un Milliyet’i kündeye getirmesi sakil olmuş. “GİRİŞ YAP to see what your friends are recommending” kutucuklarına mecburen alışmıştık ama yeni tasarım, sayfalarımıza hızlı bir sayımla 9 tane F harfi eklemiş ve Facebook uygulamaları Milliyet adının önüne geçmiş.
Öte yandan, adak ağacı gibi sayfaların dört bir yanından rengârenk birşeylerin sarkıyor olması, kullanılan yazı karakterlerinin uyumsuzluğu, “Yazdığım Kategoriler”, “Takvim”, “Yorumlarım”, “Ne yapıyor?” gibi alanların, yazılarımızın önüne geçmiş olmaları da hoş değil.
Yönetim panelinde, kullandıkça fark ettiğimiz bir dolu teknik hata var.
Örnekler çoğaltılabilir.
Ve fakat hem bu hataların zaman içinde düzeltileceğini, hem de gözümüze hoş gelmeyen, kullanımda sıkıntı yaratan bazı özelliklere ince ayar yapılacağını tahmin etmek zor değil.
Hal böyle iken, daha ilk günden “Eskisi kalmazsa giderim.” diyen üyelere verilecek cevabın, “Güle güle...” olması kimseyi şaşırtmamalı.
Kalanlara selâm olsun...