- Kategori
- Spor
Teşvik- iyeden Beşiktaş' a

Trafiğini, kalabalığını, alt yapısını, falanını filanını saymazsak eğer, şu bizim İstanbul epey yakışıklı bir şehir aslında.
Yinede gündelik hayatta hep o falan filanlar sinirlerimizi zorlar. Bu yüzden mecbur kalmadıkça İstanbul'da araba kullanmayı sevmiyorum. Ama benim gibi Beykoz’da oturursanız ve hala metro denilen şeyin sadece Avrupa yakasında santi-metro olarak kalması nedeniyle ister istemez kıtalar arası yolculuğunuzu arabanızla yaparsınız.
Nişantaşı’ndan Beşiktaş’a inip, oradan da Beykoz’a geçmenin hesaplarını yaparken kulağım radyoda ki spor haberlerindeydi.
Spiker BJK Asbaşkanı Levent Erdoğan beyin televizyonda, "Teşvik pirimi etiktir, " dediğini söylediğinde tıpkı trafik gibi dura kaldım. Tam şaka gibi bir şey olmalı bu diye düşünürken ardından spikerin Beşiktaş kulübü başkanı Yıldırım Demirören beyin olaya anında müdahale ederek, "Benim olduğum yerde teşvik meşvik olmaz, " dediğini söylemesiyle stop ettim.
Türkiye’nin en eski kulübünün yöneticileri ekran başında birbirlerini yalanlarcasına konuşmaya başladıysa inanın bu ülkede teşvikten öte şeylerde oluyordur. Elbette bu özürlülük hali sadece Beşiktaş’la başlayıp bitmiyor. Galatasaray ve Fenerbahçe başta olmak üzere sırasıyla hepsi zaman zaman ağabeylerini takip ediyorlar. Ediyorlar da yinede şimdiye değin hiçbiri Levent Bey kadar açık yürekli olmamıştı vallahi!
Bu nasıl bir sportif ahlaktır ki halkın önünde sıkılmadan bunu söylüyorlar? Onursal başkan Süleyman Seba döneminde aynı uçaktaki rakipleri üzülmesin diye kupa sevincini bile ertelemiş olan bir takımın asbaşkanı kulübünün imajını hangi hakla bu kadar tarumar edebilir?
Bir yandan bunları düşünürken diğer yandan da aklıma son altı haftaya giren liglerimizde oluşabilecek (etik) durumlar geldi. Yukarıda yarış iyice kızışırken aşağıda da düşmeme savaşı verenler Levent beyin öğretilerinden muhakkak bir şeyler almıştır. Öyle ya nasıl olsa etikti artık teşvik!
Hatta beklide birileri Cangele’yi teşvik edip "Runje’yi kızdır da millete bir yerlerini gösterip tedbirli olarak disiplin kuruluna gitsin" bile demiş olabilir. Hakikaten çok etik!
Geçelim başka bir varsayıma. Kim bilir Haluk Ulusoy'da MHK’yi etrafına toplayıp "Fenerbahçe’ye penaltı vermeyen hakemlere Ulusoy turizmden gidiş dönüş otobüs bileti vericem, " demiştir!
Eminim sizlerde bu yazıyı okurken aklınıza daha neler neler gelmiştir. Hepimiz evde, işte hatta tüm yaşantımızda bu tip olayların aslında ne kadar ayıp ve olmaması gerektiğini söylerken ilk maça gittiğimizde ya sahaya çakı atıyoruz ya da koro halinde X futbolcunun sülalesine hal hatır soruyoruz.
Kimse kulüp yöneticilerini aptal sanmasın. Onlar ellerinde ki malzemeyi iyi biliyorlar. Bizlerin hayat ile tribünler arasında ki bu samimiyetsiz duruşumuz onlara da böyle demeçler için olanak sağlıyor. Ve şimdilik bu malzemeden çıkacak menü üç aşağı beş yukarı belli. Eğer şansımız varsa Süleyman Seba ya da İbrahim Altınsay tadında ki yöneticiler kulüplere talip olurlar da malzemenin de kalitesini yükseltirler. Aksi takdirde en azından bir süre daha böyle yaşamaya devam edeceğiz.
Trafiğe dönecek olursak eğer, ben Teşvikiye’den Beşiktaş’a çok zor ulaştım. Umarım Levent Erdoğan Bey bu yazıyı okurda TEŞVİK-İYE’den Beşiktaş’a gitmeyi tercih etmez.
Sağlıcakla kalın…