- Kategori
- Gündelik Yaşam
Tevazunun fazlası…

Tevazu, yani alçakgönüllülük pek güzel bir meziyettir, lakin formlar üzerine kurulu toplumlarda ille de dozunu ayarlamak gerekir formlar çerçevesinde.
Bu da bir çelişkidir elbette, iyi niyetin, hoşgörünün ille de orta kararda tutulması gibi, zordur yani, içten gelen iyi niyet neden ve nasıl dizginlensin?
“Fazla hoşgörülü davrandım, hımm, az biraz tavrımı koyayım!”
“Niyetimin iyisinden az buçuk köşeye ayırayım, saf sanıp da kullanmaya kalkmasınlar beni…”
“Fazla tevazu gösteren kişiler saygı görmüyor, azıcık aba altından sopa göstereyim!...”
Cıks… Zor ve sakil, hatta anlamsız!
Ancak maalesef formlar üzeri kurulu toplumlarda gerçek!
İnsanlar ille de maskelenecek!
Ulaşılmaz durana hürmet gösterecek, korktuğu kişinin elini eteğini öpecek…
Haa, arkasından da ille söylenecek, hatta sövecek!
Maske üstüne maske taka taka, elbette ki herkesi de kendi gibi belleyecek, o nedenledir ki güç savaşları bitmez, benim maskem seninkini döver!
Çıplaklık basit gelir bu yüzden, inanmazlar da zaten, nasıl çıplak olabilir ki bir insan?
Olsa olsa saftır, salaktır! Bir şey bilmeyen dangalaktır! Hatta kadınlar için hafifmeşrep diye de tanımlama getirebilirler…
Eeee, saygı da duyulmaz tabii ki de onlara!
Tevazunun fazlasının zarar olduğunu öğreneli çok oldu, sanıyorum ilk on beşli yaşlarımdı, inatla da karşı çıkıyorum hala, o başka!
İş yaşantımda da çok örnekler yaşadım, Nurdan’ı yazmadan geçemeyeceğim!
Büyük bir markanın dış ticaret ofisi, fakülteden mezun olup, bir devlet bankasında iki yıl kadar ihracat akreditif konusunda çalıştıktan sonra iş değişikliği yapmıştım. Şirket skalasında pozisyonum iyi…
Kulakları çınlasın Nurdan çay servisi yapan hanımımız.
Herkes Nurdan aşağı, Nurdan yukarı, bir tek ben Nurdan’cığım bir bardak çay alabilir miyim diyorum!
Nurdan pek mutlu önceleri, rica ediyorum, “Nurdan Çay!” diye çemkirmiyorum.
Pek sevdi Nurdan beni, insanlar eşittir düşüncemden dolayı!
Sonraları işler sarpa sarmaya başladı, insan ilişkileri ile iş ilişkilerini Nurdan karıştırdı, özellikle de bir dönem fotokopi çekme işi ona verildiğinde!
“Nurdan, al çek şunların fotokopisini” diyenlerin işlerini bir çırpıda yapar, “Nurdan’cığım, uygun olduğun bir ara çeker misin” diye verdiğim evraklar gün boyu bekler oldu!
“Nurdan ne oldu benim fotokopiler” diye sorduğumda da rahatlıkla “Ayyy, işim gücüm var benim, çekemem şimdi!” deme hakkını da kendinde buldu!
Kızacak durumum yoktu, bu hakkı ben vermiştim enikonu ona!
Çok üzülmüştüm, o başka!
Yine de sevemedim dikenler çıkararak yer etmeyi kendime, o şartlarda edindiğim yere yakıştıramazdım kendimi bir kere!
Sıkça kendime “Salak” derim, “Bilemiyorum ayyy” derim, “Anlayamıyorum”…
Diyemeyenlerin yerine mi derim, bazı kişilerce öyle algılandığımı bilmekten dolayı mı öylesine eğlenirim, artık her ne ise…
Tevazunun fazlası zarar, ne ciddiye alınıyorsun, ne saygı duyuluyorsun, hatta kadın kısmıysan hafifmeşrep bile sanılıyorsun!
Orta kararda kalmayı başaranlar, yapamadığımı yapanlardır, tebrik etmek gerek, hiç sahip olmayanlara üzülürüm, cehennemi burada yaşıyorlar, yazık!
İnatla bilip de yapmayanlar: Yaşasın maskesiz hayat!
Sevgilerimle…
Gülgün Karaoğlu
Eylül,06/08