- Kategori
- Spor
THY ve sponsorluk açılımı

Son aylarda, bir devlet kurumu olan THY’nin, kimine göre sansasyon yaratan kimine göre de hezeyandan ibaret olan sponsorluk anlaşmalarını duyuyoruz. THY’nin iyi işler başardığını ve doğru yolda olduğunu savunan ciddi bir kitle var. Evet, aslında bu tarz atılımlar marka değerini güçlendirebilir, müşteri sayınızı artırabilir ve prestij anlamında size çok şey katabilir ancak kapınızın önü temizse, sizin daha önce tamamlamak zorunda olan işleriniz ve yerine getirmek zorunda olduğunuz sorumluluklarınız yoksa.
THY kendi ülkesinde spor yapmak için imkan bulamayan insanları unutup ya da görmezlikten gelip, ki THY bir devlet kurumu, fahiş meblağlar (ucuza kapattılarsa açıklasınlar) ödeyerek Dünya’nın çok önemli kulüp ve organizasyonlarına sponsor olma fikrini hangi mantıkla hayata geçiriyor? Ve bu hayata geçirme sonrasında nasıl bu kadar gururla durumu insanlara lanse edebiliyor? Asıl önemli soru; insanlar bu durumu nasıl bu kadar hoş yaklaşımlarda bulunarak kolayca kabul edebiliyorlar? Bir an düşünüyorum ve “sanırım insanlarımızın spor yapma konusunda çok büyük imkanları var ya da insanlarımız THY’nin bu yaptığının ne anlama geldiğinin farkında bile değiller” şeklinde bir cümle beliriyor zihnimde.
Ülke olarak, sportif anlamda, o kadar eksik bir profil çizerken bu ülkenin çok büyük bir kurumunun “reklam ve prestij” kavramlarına sığınarak ortaya koyduğu bu dahiyane (!) stratejiyi, o kuruma gerek vergi yoluyla gerek de yolcu olma karşılığında parası aktarılan ve vatandaşlıktan dolayı o kurumun doğal paydaşlarından biri olmam sebebiyle reddediyorum. THY reklam ve prestij için daha makul yolları denemek zorundadır; hem global anlamda insanlarda yanılgı oluşturmaya ve Dünya toplumlarının ülkemiz hakkında hatalı fikirlere sahip olmasına ne lüzum var? THY'nin bu girişim ve uygulamalarını takip eden bir yabancı ülkemizin için ne düşünür, bizi bilen "bu ne iş?" der bilmeyen de çok zenginiz diye beller.
THY öncelikle kendi kapısının önünü süpürmek ve güzelleştirmek zorundadır. Bu kurumun yöneticileri Ahmet’in ve Mehmet’in parasıyla “ağalık” yapma hakkını nerden buluyorlar ve bir devlet kurumunu nasıl böyle bir hatalı yönetim sürecine sürüklüyorlar. Aklıma bir soru geliyor: bir devlet kurumu kendi ülkesinin durumu ortadayken bu şekilde hareket etmez; acaba haberimiz olmadan THY’de mi özelleştirmeden payını aldı?