​ Tıp'daki bu hainlik... / Tıp / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '12

 
Kategori
Tıp
 

Tıp'daki bu hainlik...

Tıp'daki bu hainlik...
 

Sapasağlam genç bir gelin, ilk bebeğini kucağına alacak; son muayenelerine kadar her
şey iyi gitmiş, bir sorun olduğu belirlenmemiş; sonra artık son bir muayene daha deyince, kendisine uzmanı tarafından “bebeğin ters gelebileceği; ameliyatta ters bir şeylerin beklenebileceği, onun için sezaryanla çocuğu almanın daha uygun olacağı” bebeğin babasına tebliğ ediliyor ve bebeğin babası da büyük bir sorumluluk duygusu içinde karısını sezaryenla doğuma girmesi için ikna ediyor; bunun için doktor gün veriyor; verilen günde kadın kesilip biçiliyor ve bebek ailenin kucağına teslim ediliyor.

Aile çok mutludur ama kadın artık sakattır.

Çünkü sezaryenla ameliyat olan; çocuğunu aldıran kadınların bir çoğu artık bir daha çocuk sahibi olamıyor.

Diğer yandan insan en ufak bir ameliyat bile olsa onun izlerini bütün ömür boyu taşır. Ben kırk yıl önce Apandisit Ameliyatı olmuştum. Yara izi hala sancır ve bazı kalıntılarını hala taşırım. Pişman mıyım? Değilim… Çünkü yapılması gerekiyordu… Ama sezaryenle ameliyat, doğum öyle değil…

Bu Sezaryen Ameliyatlarının çoğu öyle keyfi koşullarda oluşturuluyor. Kaç tane genç dostum, sapasağlam hastanelerin Doğum Servislerine gittiler ve Sezaryen Ameliyatı olarak “Ameliyatlı” olarak çıktılar. Bu daha çok nerelerde oluyor. Özel Hastanelerin Doğum servislerinde. Evet, denebilir ki “Bir kaç –bin liralık ameliyat farkı için, para kazanmak, Hastaneye kazandırmak için, genç gelinleri harcıyorlar. Bana göre öyle …” Yalnız bana göre mi… Sağlık Bakanlığı da bu işin üzerine gideceğinin sinyallerini veriyor, ama  ameliyatlar, sezaryanlar devam ediyor ; bir çok insan sakat bırakılıyor… Üstelik bu genç insanlara bu çeşit ameliyatların sakıncaları anlatılmadan… Onlar, bu işin anhasını minhasını çok sonra duyup öğreniyorlar ama iş işte geçiyor. Çoğu da emin olun, normal doğum yapmadıklarına çok pişman oluyorlar.

Şimdi bu konudaki haberlere bakalım:

“Sağlık Bakanlığı, son 3.5 yılda tam 1 milyon 858 bin 354 kadının sezaryenle doğum yapması üzerine, normal doğumu teşvik için kampanya başlatma kararı aldı. Hürriyet'te yer alan habere göre, Eylül 2011-Haziran 2012 arasındaki kampanyayla, yüzde 40’lara varan sezaryen ile doğumun, Dünya Sağlık Örgütü’nün öngördüğü yüzde 15 seviyesine indirilmesi amaçlanıyor. Bu amaçla anne adayları ve sağlık personeli normal doğum konusunda bilinçlendirilecek. Normal doğuma özendirmek için “Medya Kampanyası” da düzenlenecek.” (1)

Sayılamalar hiçbir ülke istatistiklerinde görülmeyecek şekilde yüksek. Bu rakamlar özellikle Özel hastanelerde yüksek.

Bu ne demektir. Birtakım Operatörler biraz daha fazla kazanç elde etmek için, genç insanları harcayıp duruyorlar.

Bu operatörlere bakacak olursanız, “Karışmayın bizim işimize, biz bu işin uzmanıyız; istersek normal doğumla, istersek sezaryanla  çocuğu alırız. Buna kimse karışamaz…” deyip çıkıyorlar. Zaten kimse de karışamıyor. Kim Ameliyathaneye girip , Operatörün elini tutup, “sen yanlış yapıyorsun, gel yapma , etme ..” deyip onlara akıl öğretebilir. Bu yanlıştır. Devlet bu doktorları vicdanlarıyla baş başa bırakmıştır, ama durum da hiç düzelmemiştir. Tersine giderek bozulmuştur. Bu doktorlar  diyorlar ki: “Normal doğumla, ameliyatlı doğum arasında hiçbir fark yoktur… Bunun şekline, nasıl olması gerektiğine  ancak biz, uzmanlar  karar verebiliriz…” “Amenna, siz karar verirsiniz de; çağımız da İstatistik diye bir bilim dalı var, bu bilim dalının gösterdiğine rakamlara göre, sizin Türkiye’de ameliyat etme ortalamalarınız, diğer ülkelere göre çok yüksek…Buna ne diyeceksiniz?” O zaman sesleri çıkmıyor.

Belli ki bazıları, para için genç insanları açıkça sakatlıyorlar. Yazık, günah…

Yine bazı Uzmanların görüşüne göre:

-“Avrupa Perinatoloji Birliği Başkanı Prof. Dr. Cihat Şen, “Sezaryenle doğum birkaç gün erken bile yapılsa bebeğin akciğerinin dış dünyaya uyum sağlamasında birtakım sıkıntılar yaratıyor” diyor.

-Prof. Dr. Şen, astım, tansiyon hastalığı bulunan anne adaylarının kesinlikle sezaryenle doğumu tercih etmemesi gerektiğini, ayrıca sezaryenle doğumun ikinci bebeklerde anne için risk oluşturduğunu kaydetti. (2) İşte buyurun…

Annelerden biri ABD’den sesleniyor:

-“Amerikada yaşıyorum ve burada isteğe bağlı sezaryen yaptırmak imkansız gibi;  sizin insiyatifinize kesinlikle bırakılmıyor ve de normal doğuma teşvik var; doktorlar cok anlayışlı ve sizi ikna etmek icin ellerinden geleni yapıyorlar. Normal doğumun ağrılarından kurtulmak icin epidural uygulanıyor. Ben ne yazık ki Türkiye’de iken insafsız doktorum yüzünden ilk cocuğumu sezaryanla doğurdum ve Amerika’ya gelince, cok ama cok pişman oldum.
Amerika’da sezaryanla doğum oranı yüzde 20 civarında. Buradaki arkadaşlarım arasında bile azınlık durumundayız . İlk yapmanız gereken normal doğumdan yana olan bir doktor bulmanız. Bence en önemlisi de bu... “ diyor, (3)

Sezaryenle doğumun çocuk ve anne için sayısız sakıncalarını bir çok kaynakta bulabilirsiniz. Bu yüzden burada ukalalık yapmak istemiyorum. Ancak anladığım kadarıyla artık Sağlık Bakanlığı da  bu çeşit kasap doktorların ciddi ciddi peşinde olacak. Bunun için yeni teknikler ve gözlem çeşitleri geliştirilmiş durumda. Umarız, genç insanlarımız acemi ellerde ziyan zebil edilmezler ve önümüzdeki yıllarda Normal Doğumlar artar; genç insanlar sakat kalmazlar.

1. http://www.internethaber.com/normal-doguma-tesvik-363536h.htm#ixzz3qFghNbXF

2 ve 3.http://www.bebekvar.net/dogum/37-dogum-cesitleri/398-sezaryen-sakincalari.html 

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..