​ Toplanma merkezleri, istihbarat komedisi ve terörle mücadele / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '12

 
Kategori
Güncel
 

Toplanma merkezleri, istihbarat komedisi ve terörle mücadele

Toplanma merkezleri, istihbarat komedisi ve terörle mücadele
 

Asker Toplanma Merkezleri diye bilinen ve güvenlik açısından tehlikeli güzergahlardaki askeri sevkiyatı, kontrollü  yapmak maksatlı kullanılan bu istasyonlar, yıllardır, özellikle doğuya giden ve gelen askerlerimiz için korkulu bir rüya gibi. 

Mantık olarak bakıldığında gerekçesi açısından haklı görülebilecek olan bu merkezler, uygulama safhasında ise biraz problemli. Yeterli altyapısı bulunmayan, özellikle kış aylarında askerlerimizin pek de rahat edemediği bu ortamlar öncelikli olarak elden geçirilmeli. İzne gidecek ya da izinden birliğine dönen  erler buralarda adeta uyku uyumadan birkaç gün geçirmekte gittikleri yerlerde de  kendilerine gelebilmeleri yine uzun bir süre almaktadır.

Son terör olayında olduğu gibi bu merkezlerden günü ve saati belli olmadan, araçlar rastgele hareket edip diğer illere ulaşmakta. Ancak teorisi bu olan ve  gizli,  kimseye bildirilmeden düzenlenen bu taşımaların gizliliği!  tam komedi. Şimdi Elazığ gibi batı ve doğu istikametine tek çıkışı olan illerde bu işi ne kadar  gizlerseniz gizleyin 10-15 araçlık, askeri araçlar  nezaretindeki otobüs konvoyunun gizli! hareket etmesi sadece lafla izah edilebilir. Aynı şekilde Bingöl, Muş gibi yine girişi ve çıkışı tek olan illerde bu şekilde hareket eden bir konvoyun varlığından, yol kenarında oynayan çocuklar bile haberdar oluyor emin olun. Bu güzergahta geçilen Kovancılar, Karakoçan, Solhan, Hasköy, Tatvan gibi diğer ilçeler de işin cabası.

Şimdi bu şekilde herkesin haberdar olduğu, hareketini izlediği bir konvoyla ilgili "kim haber verdi, yoksa aramızda casus mu var? " diye bir psikoloji, sadece mizahla izah edilebilir. Tabiri caizse kafasını kuma gömüp " Bir yerim açıkta kaldı mı?" diyen devekuşunu andırmış oluyoruz.

Bu işin bir yüzü, kimsenin dillendiremediği diğer yüzü ise daha acı: 5 Araçlık konvoyu koruyan ve 10 araç olduğu söylenen askeri araçların bu saldırıya karşı ne gibi bir tepki sergilediği. Haberlere yansıyan durum, iki kahraman askerimizin karşılık vermesinin, diğer araçları kurtardığı yönünde ama bir araçla kaçan ve  3-4 kişi olduğu söylenen canileri, 10 araçtaki minimum 30-40 kişilik koruma personelimiz nasıl ele geçirememiş ya da en azından takip edememiş orası tam muamma.

Bende her Türk erkeği gibi askerliğimi yaptım. Peygamber Ocağı olarak gördüğümüz kışlalarda kutsal kabul ettiğimiz bu görev; en küçük bir şüphe duymadan ödediğimiz  vatan borcu, her Türk evladı için, adım gibi eminim ki  en küçük bir kuşku duyulmadan icra  edilen bir görev. Ancak hiçbir karşılık beklenmeden ve düğüne gider gibi severek  gidilen kışlaların da, artık kendini yenileme, gözden geçirme hele hele terörle mücadeleyi yeniden masaya yatırma zamanı geldi.

Askeri sevkiyatın kontrollü yapılması şart ama Toplanma merkezlerinin elden geçirilmesi de şart. Geçen yıl bu ayda yapılan yönetmelik değişikliği ile artık askerlerimizin havayoluyla taşınmasının yolu da açıldı. Tek askerimizin bile burnu kanamayacaksa  haftada bir, bu taşıma  uçak ve helikopterlerle rahatlıkla yapılabilir. 

Peki terörle mücadele..... Bu işin biteceği yok.  Bana göre "terör nasıl biter?" çok anlamsız bir soru. Çünkü bu coğrafyada hüküm süren bir devletiniz varsa, her dönem terörle yaşamaya alışık olmalısınız. Komşularımıza bakınca bu söylemin doğruluğu da tartışılmaz oluyor. Bence "terör nasıl biter" yerine  "Terörle nasıl başa çıkarız?" tartışmasına dönmek gerek ve özellikle de şunu bilmek lazım: Hiç bir terör dönemi (toprak ya da özerk yönetim gibi tavizler  vermeyecekseniz) demokrasiyle, açılımlarla sonuçlandırılamamıştır. 

Artık karar vermek,  idam cezası da dahil tüm seçenekleri masaya yatırmak lazım. Karakollarda saldırı beklemek, yollarda "nereden pusu yiyeceğiz diye"  beklemekten sıyrılıp, terör yuvalarına saldırmaya, teröriste pusu atmaya başlamak lazım.

Aslında yazarken ya da anlatırken insana rahat geliyor da icraatı elbette zor. " Bekara boşanmak kolaydır" derler ya, şimdi yazıyı okuyan askerlerimiz eminim ki aynı atasözünü hatırlamışlardır. Ama inansınlarki halkımıza da asker yolu beklemek artık zor gelmeye başladı. Hele hele doğuda askeri olanlar, "kapımızı ne zaman bir rütbeli çalıpta kötü haber getirecek" diye uyku uyuyamaz oldu.

Terörün hüküm sürdüğü coğrafyada teröristten daha önce hareket edip, terörün yollarını tıkamak, yuvalarını yıkmak elzem. Bunu  da askeri hareketin yanı sıra halk bazında, sürgüne gönderilen değil işine meraklı memurlarla, devlet personelleriyle insanları kazanmaya çalışarak  yapmak  lazım. Umarım akan kanlar durur. O harika coğrafya, güzelliklerini ön plana çıkarıp, yatırım ve iş imkanlarıyla konuşulur. 

 
Toplam blog
: 164
: 672
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..