Toplum mühendisi ya da toplumbilimci / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Eylül '13

 
Kategori
Sosyoloji
 

Toplum mühendisi ya da toplumbilimci

Toplum mühendisi ya da toplumbilimci
 

Dans Etmek ya da Ettirmek...


Taa ilkokulda okuduğum Robinson Cruze’den gördüklerim ve düşündüklerimle… Robinson, adanın tamamını görebilmek için tepeye çıkmıştı. Ama o tepe de adanın bir bölümüydü; ada olmasaydı tepe de olmayacaktı. Bu nedenle Robinson tepeye çıkınca adayla olan bağını koparmış olmadı. Aksine adayı daha iyi görme ve tanıma imkânı buldu. Bu çabalar, sonradan bu adaya gelecek olanlar için değer biçilmez bir çalışmaydı. Adayı yıllar boyu tanımaya çalışmak, adaya katkıda bulunmak ve zamanı gelince de hiçbir duygusallığa kapılmadan adayı terk edebilmek... İşte gerçek sanatçının asıl görevi budur.  Yıllarca Henry hikâyeleri ile günümüzü kopya ederek; önümüze aynı yazıları içerikleri koyan günümüz yazarlarına defolun artık, terk edin adayı ve orayı başkalarına bırakın diyorum. 

Diyorum çünkü!

Bir toplumu incelemek isteyen toplum bilimciler, o toplumun geride bıraktığı sanat eserlerine, fikir yazılarına bakma gereği duyarlar.

Gerçek sanatçı; sorumluluğunun bilincindedir, yaptığı her işten ve yazdıklarından kendini. Toplumuna karşı sorumlu tutar.

Edebiyat eserleri toplum hayatının tutanağı gibidir, sanatçı bu tutanakta kendisiyle birlikte toplumunu da anlatır. Şunu da eklemem gerekir ki.

Her sanatçının toplumla ilişkisi aynı olamaz; Düşünce ve fikirleri ile hikmeti görmüş bazı sanatçılar toplumun önünden giderken, kimileri de yalan dolan kuru bilginin peşinden koşarak toplumun gerisinden gelir. Çünkü bilgi mazidir Hikmet ise gelecektir.  Günümüz olaylarına gelecekten bakmaya çalışan bu tür yazarların. Belki, gün gelecek toplum olarak! İlerleyen zaman içerisinde yazdıklarında efsunuyla gizlenen hikmetine bizlerde şahit olacağız

Her düşünce sistemi, birtakım imkânları dışlamak zorundadır ve bu yüzden ister istemez eksik ve yetersizdir. Yeni yetme bir yazar olarak yapmak istediklerim genellikle bu boşluğa parmak basmaktır. Belli bir dönemde egemen olan dünya görüşünü kopya ederek sunmaktan öte; onun eksik bıraktığı, görmezden geldiği, inkâr ettiği yönleri su yüzüne çıkarmak istiyorum. Tabi ki, 3 kuşaktan beridir. Okumaktan yoksun olan milletim. Günümüze dair her şeyi, ucuz hayallerin peşinde olan görsel medyadan öğrenip, sosyal medyada da ruhları satılmışların dilini kopya ederek, onların dili ile konuşarak kendi cümlelerini kurmaktan aciz oldukları sürece, onların yönlendirilmiş beyinler için de…

Tabii ki! İş bizim gibi... Üç gen ve huni biçimin de tepelerin dağların, çamların; kıvrımlar yaparak akan Kızılırmakların, oval tarlalarında geceleri yıldızlarını seyrederek; Bozkurt Gazi Mustafa Kemal Atatürkü gibi GEOMETRİK şekiller içinde büyümüş ve bu sayede 5 boyutlu düşünebilen bozkırın Yörük Türkü çocuklarına düşecektir.

Kısadan özle. Sözüm meclisten dışarı; Sizinle yaptıkları kısaca şudur;  gerçekleri yansıtamayan medya beyniyle hareket eden sanal acizlerle.  İnancını, değerini, kültürünü özünü halkından beslenmeyen tüm iktidarlar, politikacılar.  Önce sizinle dans ediyorlar, sonra ise salya sümük ağlıyorlar. Ağlıyorlar çünkü kendi özgür irademizle vereceğimiz; demokratik tepki harekâtımız yaklaşıyor. Sizde yaşamdan, geçmişten elde ettiğiniz onca deneyime rağmen hala bu riyakâr gözyaşlarına aldanıyorsunuz. Yahudi önce adamı dövermiş, sonra yetişin adamı dövüyorlar diye ağlar sızlarmış. Siz sevgili okurlar, ne demek istediğimi bir nevi anladınız? 

Sizi gelecekte, onlarla demokratik bir biçimde hakkınız ve tepkiniz olan sandık başlarında onlarla dans etmeye davet ediyorum.  Doğmamış çocuklarımız ve torunlarımız için ve onların gelecekte salya sümük ağlamamaları için dansa davet ediyorum.  Öğreneceğiz sevgili okurlarım, halkım; babasının evinde keki böreği defalarca fırınlı ocakta yakarak onu yapmasını öğrenen kız kardeşlerimiz gibi bizlerde öğreneceğiz… Sadece Zaman.

http://blog.milliyet.com.tr/batman-dark-knight-rises-filminden-once--siz-insanlar-ve-sosyoloji-part-3/Blog/?BlogNo=367358

http://blog.milliyet.com.tr/bir-zamanlar-koprubasi-koyu--2-/Blog/?BlogNo=412841

2020'ye doğru..! 

 
Toplam blog
: 67
: 4037
Kayıt tarihi
: 24.04.07
 
 

17 Şubat 1986'da: Soğuk karlı bir Şubat gecesi Koca Karı olan ebenin ellerine ''bilim otoritelerinc..