- Kategori
- Sosyoloji
Toplum yapısına Panaromik bakış

Bu bloğu yayınlama konusunda kararsız kaldım. Uzun zamandır " taslaklar " bölümünde beklettim. Yapacağım sosyo-psikolojik tespit belki de çok bilinen bir tespittir, bilineni tekrarlamak bir şey ifade etmez diye düşünüyordum.
Ancak bugün (13.11.2011) Hürriyet gazetesinde okuduğum bir yazı beni cesaretlendirdi. Bu bloğu yayınlamaya karar verdim.
Karakter yapıları çok değişik insanlardan oluşan toplumumuzu, panaromik bir bakış altında incelediğimizde, toplumumuzun sosyo-psikolojik olarak, başlıca üç kategoride gruplaştığını açıklıkla görürüz.
- Birinci kategori; " Kurallara uyan, terbiyeli, çalışkan, kimseyi rahatsız etmeyen, haddini bilen, son derece saygılı, kimsenin hakkına göz dikmeyen özetle mükemmel denebilecek insanlar" dan oluşmaktadır.
- Diğer bir kategori ise, zaman zaman kuralları bozan, yeterince çalışkan olmayan ancak kimseye de yük olmadan hayatlarını iddiasız bir şekilde devam ettiren sabırlı ve mütevekkil insanlardır. Suya sabuna dokunmazlar.
- En alt katmanı meydana getiren üçüncü kategorideki grup ise, tembel, iddiasız, kuralları hiçe sayan ve özetle başkalarının sırtından geçinen, saygısız, saldırgan, özet bir ifadeyle toplumun parazitleridir.
Bu sosyo-psikolojik sınıflandırmanın en belirgin örneğini, okul sınıflarında görürüz.
Herhangi bir derecede okul sınıflarını gözönüne getirelim. En üst katmandan başlayarak bir analiz yapalım.
Her Sınıfın beş altı öğrencisi çok çalışkandır. Bunlar sınıfın en üstün, en değerli, en terbiyeli öğrencileridir. Bu değişmez. Bu öğrenciler hem öğretmenlerine, hem de sınıf arkadaşlarına saygılıdırlar. Herkes tarafından takdir edilirler. Ancak bu öğrencilerin bir kısmı, sporda ve sosyal ilşkilerde başarılı değildirler.
İkinci gruptaki öğrenciler ise, hareketli, canlı, zaman zaman saygılı, zaman zaman saygısız, genellikle devamsızlığı az olan, "beşten şaşma, sınıfta kalma prensibini kabullenmiş", ikmalle sınıf geçenleri çok olan, öğrenci kesimidir. Genellikle bu grup sınıfların %70'ini oluştururlar.
Toplumların %70'i de bu yapıda insanlara sahiptir.
Üçüncü grup ise; haylaz, son derece tembel, kopye çekme uzmanı, sınıf geçmede çift dikiş yapmayı adet haline getirmiş olan, kurallara hiç uymayan, okullarda huzuru bozan öğrencilerdir. Bunlar ya okullarını şansa bitirip, ya da tasdikname alıp hayata atılınca, tabii ki çok ezilirler. Parazit yaşamaya alıştıklarından, gerçek hayat onlara zor gelir. Hep avanta peşinde koşarlar. İçlerinde zengin aile çocukları olanlar, kendini kurtarır, ama fakir aileden gelenler genellikle sürünürler. Zira bir türlü doğru yolu bulamazlar. Hep beleş yaşamak için çaba gösterirler. Çevrelerine, hele başarılı olanlara derin bir kin beslerler. Devamlı kin kusarlar. Bir kısmının hayatları hapishanelerde geçer veya sona erer.
Bu üçlü modeli, toplum içindeki her toplulukta, resmi ve özel kurumlarda, çeşitli iş yerlerinde, derneklerde, hatta bir apartmanın veya yazlık bir sitenin sakinleri arasında bile görmek mümkündür.
Bu üçlü modelin diğer bir ilginç yanı da, yüzlerce çeşit karaktere sahip insanların ortak yanlarını göstermesi, sadece üç gruba ayırmasıdır. (Yüzlerce karakter diyorum ama Sayın Bloggerimiz Sabiha Rana Hanımefendiden öğrendiğime göre "Dünyada insan karakterleri 14 gruptan ibaretmiş.)
Bu üçlü modelin bir başka şeklini, yazımın başında sözünü ettiğim gazete haberinde görünce hayret ettim. Hürriyet Gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök'ün yazısında belirttiğine göre, Prof.Süleyman Velioğlu kendisine sorulan bir soru üzerine , "Dünyada insanların yüzde 10'u çok aptal, yüzde 10'u çok zeki, yüzde 80'i ise vasattır. Ülkeleri de, bu yüzde 80 yönetir " demiş.
Esasında sayın profesörün " zeka" konusundaki bu tespiti neye göre yaptığını bilemem. Ancak benim karakter yapısına göre tespitim, tamamen gözlemlerime ve hayat tecrübeme dayanmaktadır. Zaten sosyal bilimler gözlemlere ve anketlere dayanmıyor mu ? sayın arkadaşlar.