Toplumsal bilinç / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Toplumsal bilinç

Toplumsal bilinç denince aklıma hemen Kennedy'nin göreve başladığında Amerikan halkına söylediği şu cümle gelir;

"Amerika'nın size ne yapacağını beklemeyin, siz, ülkenize ne verebilirsiniz, onu düşünün"...ABD Başkanı herşeyi başkasından beklemenin, hep kendine bir şeyler yapılmasını istemenin yapılanlar altında ezikliğe yol açacağını, bağımlı olunacağını ifade ederken bir yandan da hep vermek durumunda olanın da, ki bu ülkemizde hep devlet olur, bir gün gücünün tükeneceğini vurgulamak istemiştir.

Ulusal bilincin en önemli göstergesi vatanını sevmektir. Vatan sevgisinde ölçü ise üreterek, ürettiği ile de vatanını insanca yaşanacak bayındırlığa ulaştırarak olur. Bu da ancak ve ancak bilinçle, emekle olabilir; ötesi boş lafla ömür tüketmektir.

Ülkemizde ise bu tarz bir toplumsal bilinç Cumhuriyetimizi kuranlar tarafından yaratılmış ancak 1950'lerden sonra sekteye uğramıştır. Hemen herşey paraya ve alaturka liberalizme endekslenmiştir. Bunun en önemli nedenlerinden biri de bir türlü kökleşemeyen şirketlerimizdir.

Bugün güçlü ekonomiye sahip ülkelere baktığımızda, derinlere kök salmış büyüklü küçüklü şirketlerin varlığını, yaygınlığını ve etkinliğini görürüz... Mesela, Fransız Chateau De Gouilaine şirketi 1, 007 yıllıktır, Japon inşaat şirketi Kongo Gumi 1, 428 yıllıktır... Ya da seyahat ederken İtalya'da ayakkabı satan bir dükkana girdiğinizde dükkanın 1800'lerden beri aynı işi aynı aile tarafından yaptığını görürsünüz.. Böylelikle üretmek için gerekli olan bilgi ve tecrübe kaybolmamaktadır. Bu şirketlerle rekabet etmek imkansızdır adeta...

Ülkemizde ise 35 milyon insan doğduğu yerde yaşamamakta, ailesinin yaptığı işi yapmamakta, önemli bir bölümü de mesleği dışında bir dalda çalışmaktadır. Genelde İş adamlarımız ise işlerini paraya, kâra, şana, şöhrete ulaşmak ve öncelikle kişisel zenginliklerini kendi yaşamlarında sağlamak amacı ile iş yapmaktadırlar... Bu yüzden ülkemizde Şirketler FAKİR, patronları ZENGİNDİR...

Ülkemizde şu sıralar yaşanan özelleştirme ya da daha doğru bir deyimle yağmalama politikası halkımıza bir başarı hikayesi gibi pazarlanmakta, Türkiye'nin değerinin arttığından dem vurulmaktadır. Halbuki, hangi şirket borçlarını kapatmak için varlıklarını satarak hayatını idame ettirebilir hiç düşündünüz mü? Bu tip bir şirkete kim kredi verir, üstelik borç azalmıyor aksine daha da artıyorsa...

Görülüyor ki toplumsal bilincimizi "devletin ömrü sonsuzdur"üzerine kurmalı ve bu sonsuzluğu sağlamak için de üreterek kalkınma bilincini toplumun tüm kesimlerine yaymamız, sağlamamız gerekir... Aksi takdirde küçük ülke olmaktan kurtulamayız.

Neden mi? Koppler'in dediği gibi "Küçük ülkeleri kimlerin yöneteceği, büyük ülkelerin ise nasıl yönetileceği" konuşulur. Şu sıralar tüm ülke olarak ne yapıyoruz dersiniz?

www.celaltoroglu.com

 
Toplam blog
: 115
: 586
Kayıt tarihi
: 29.01.07
 
 

Tarsus Amerikan Lisesi (1984) O.D.T.Ü - İnşaat Müh. (1989) SUNY at Buffalo - Yüksek Lisans (1992) 19..