- Kategori
- Sosyoloji
Toplumsallığın zararları
Toplumsallık çok yararlı bir şey olarak varsayılır, çünkü insanı insan yapan herşey toplumsallıkla oluşmuştur: Kent, yazı, savaş, ticaret, matematik, hukuk. Oysa, toplumsallığın hiç gözönüne alınmayan zararları da vardır. Onlara bir bakalım:
Öncelikle normal, sıradan, ortalama, aşgari müşterek, uzlaşma, her ne deniliyorsa ona bir bakalım. Bir toplumda boy ortalaması 169 santim artı 2 milimetre iken, tek bir bireyin bile boyu tam o uzunlukta olmayabilir. Böylelikle, ortopedik yataklardan otobüslerdeki tutamaklara dek herşey toplumun genelinde bir hoşnutsuzluk yaratır. Bu toplu bilinçsizlikte birikir ve bildiğimiz o ‘farklılıklara karşı gösterilen düşmanlığ’a dönüşür.
‘Kent’ dediğimiz şey, başlangıçta (12.000 yıl kadar önce) hepi topu 1.000 kişilik bir topluluktu. Şimdilerde 30 milyonu buldu. Gelecekte 100 milyon geçeceğe benzer. Oysa Yeryüzü’nde binlerce yıl boyunca, o kadar insan herhangi bir anda birarada yaşamadı. Fareleri düşünün: Eğer onları, birbirlerine belli bir uzaklıktan daha yakın yaşamaya zorunlu kılarsanız, birbirlerini ısırmaya, hatta öldürmeye başlarlar. Eh, insanlar da benzerini yapıyorlar zaten.
Ortalama bir kentli insan, optimumda 54 metre küp hacimde ve 18 metre kare alanda yaşama gereksinimi duyar. Üçüncü Dünya ülkelerinde ve bir milyar kişilik gecekondularda bu alanı kimse bulamaz. Ondan sonra da, gelsin ensestler ve töre cinayetleri. Ancak, bunun koşutunda gerçek bir durum daha var: Bilgi toplumuna geçiş, ancak o megakentlerde mümkün olabilmekte, çünkü internette gördüğünüz üzere, belli bir hızda ve yoğunlukta bilgi alışverişi, ancak o sıkış tepiş koşullarda yaşanabilmekte.
Geçmişe de bir bakalım:
Neolitik Devrim döneminde, yani avcılıktan tarıma geçildiğinde, bugün hala izleri ve etkileri görülen, mesai başladı ve karnını doyurabilmek için insanlar, haftada bir 2 saat avlanacağına, her gün gündoğumundan batımına dek çalışmaya başladı.Yani, taa tarihin başından beridir, toplumsallığın olumlu ve olumsuz yönleri birarada yaşanagelmekte.
Peki, toplumsallığın yararlarını es geçelim ve onlar yerinde kalsın. O zaman, toplumsallığın zararlarını nasıl telafi edebiliriz?
Öncelikle, yukarıdaki satırlarda açımlandığı üzere, herkese bireysel yaşama alanı açmak zorundayız. Üstelik, bunu yaşlılardan çocuklara dek, her tür demografik altküme için becermek durumundayız.
Ancak asıl ilke var: İnsanlara, birarada olmanın, yani cemaatliğin, yani erkek toplu mekanları olan stadyumların, kıraathanelerin, cami önlerinin ve televizyon karşılarının alternatifleri olduğunu göstermek durumundayız.
Haa, biz bunları yapınca, insanlar bireyselleşecek mi?
Nerdee…
Atalarımız, boşuna ‘alışmış kudurmuştan beterdir’ dememişler…
Dipnot: Bu açmazı henüz G-7 ülkeleri bile aşamadı. Konu üzerinde henüz yeni uğraşmaya başladılar ama tüketici toplum takınakları, insan sürülerini dağıtmaya elvermiyor.