- Kategori
- Özel Lezzet Durakları
Zekeriya büfe
30 yıldır İstanbul’ dayım. 30 yıldır Rumelihisarı iskelesindeki Zekeriya Büfe’ den karnımı doyururum. Hisar, İstanbul’ a ilk geldiğim günden bugüne çok değişti.
Rıfat Ilgaz’ ın eski gözağrısı eczacı hanım vefat etti. Onunla birlikte, yanındaki eski sinekli bakkal birleşip Çapa Büfe oldu. Han Restoran kapandı. Karaca Restoran yerinde kaldı. Diğerleri, kezlerce el ve ad değiştirdi. Avcı yerle bir edildi.
Ancak, Zekeriya Büfe hep yerinde kaldı.
Çocuklarının büyüyüp koskoca adamlar olmasını izledim. Zekeriya Bey’in saçlarının ağarmasını izledim.Tüm bu uzun yıllar boyunca, Zekeriya Bey’in sosisli sandviçi ve salçalı karışık tostu hiç değişmedi.
Tost ekmeklerinin yanık kenarlarını budayışını, en pahalı markalardan olmasına karşın, kullanmaktan ısrarla vazgeçmediği Apikoğlu sucukların zarlarını soyuşunu ve sonra dilimleyişini, o hiç farketmeksizin sürekli seyrettim. El işçiliğine her zaman hayran olmuşumdur.
Geçenlerde bir hesapladım: 10.000 günü aşan bu sürede, Zekeriya Bey milyonlarca tost ve sandviç hazırlamış. Bir tek kez bile, o tostun ve sandviçin tadının oynadığını görmedim. Hep leziz kaldı.
Zekeriya Bey’in diğer bir özelliği tekel büfesi olması. Ben dahil, hisarlı ve hisardışı mey dostları, alkolün her çeşidini milyonlarca şişe ondan alıp, sahildeki betonların üzerinde içerek tüketti. İstanbul’un ve Türkiye’nin belki de en laik yüz metrekaresidir orası. Ramazanda bile dayak yemeden içebilirsiniz. Arada turizm polisleri gelir bulaşır, sonra onlar da kaybolur.
Ölümüm için en güzel anlardan biri, karışık tostla bira götürürken, orada şıp diye gidivermek olurdu.