- Kategori
- Trafik
Trafik ve eğitim
Ülkemizde bir trafik terörünün yaşandığından herkes emin sanırım. Çünkü bilançolar bunu açıkca doğruluyor. Yılda 140-150 bin kaza ve 4-5 bin ölü. Tabii ölümlerin yanında iş gücü kayıplarından, sağlık harcamalarından ve maddi kayıplardan söz etmek bile istemiyorum. Bir de onları hesaba katarsak korkunç bir manzara çıkar ortaya.
Şimdi ben işim gereği özellikle sürücü okullarından bahsetmek istiyorum biraz. Zamanında çok iyi niyetlerle çıkarılmış ancak zaman içersinde yozlaşmış bir sistem. Bu okulların iki boyutu var. Birincisi Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi yanı, ikincisi sermayesi özel sektöre bırakılmış özel bir yanı. Birinci yanı kanun yönetmelik diyor, ikinci yanı sermaye koydum rant diyor. Ama bugün gelinen noktada her iki ayakta sağlıklı işlemiyor. Milli Eğitim yanı, buraları iyi gelir getiren birer kaynak olarak gördüğünden bazı uygulamalara göz yumuyor. Yani yasa ve yönetmeliklerin öngördüklerini kitabına uyduruyor. Diğer yanı karınca gibi çoğalan sürücü okulları yüzünden artık karın tokluğuna çalışan işletmeler haline dönüşmüş ve sürekli kaliteden ödün verir hale gelmiş.
Birinci yanı, yani resmi yanını halletmek kolay. Sıkı bir denetim[ tarafsız o bölgede çalışmayan müfettişler tarafından ] ve daha kapsamlı direksiyon sınavları yine o bölgede çalışmayan komisyonlar tarafından halledilebilir sanırım. Ancak bana göre asıl önemli olan ikinci ayak. Çünkü bugünkü şartlarda kar etmeyen işletmeleri biraz daha sıkıştırırsanız , hemen hemen hepsi kapatır. Zaten bugün hangi sürücü kursuna giderseniz gidin, satılık olmayananı zor görürsünüz. Ayrıca sürücü kurslarında aldığı ücretten tatmin olan elemanı da zor bulursunuz. Yani herkes mutsuz. Böyle bir sektörden verim ve kalite bekleyebilir misiniz? O zaman önemli olan bu sorunları halletmek. Bir defa bu kurumlara ilçeler bazında kota getirmek şart. Nasıl ticari taksilere uyguluyorsunuz? Aynen okullara da uygulayacaksınız. İlçe nüfusuna göre okul sayısı 20 ise 21 inciye müsade etmiyeceksiniz. Sırada bekliyecek. Böylece pastadan alınan dilimin her geçen gün küçülmesini önlersiniz. Ayrıca bu okulların gider yüklerini azaltacaksınız. Bugün yapılan bir uygulama var ki hiç kimse memnun değil. Sürücü kursu bir çalışma pisti açmak zorunda. Bugün araştırılsın sürücü kurslarının% 90 nı pist kullanmaz. Çünkü pistler kullanılacak durumda değildir. Ama zorunlu olarak ona her yıl kira öder. Hiç kullanmadğı bir alan için bir sürü gideri vardır. Halbuki bu sorunun kolay bir çözümü var. Pistleri özel sektöre devredin ve o ilçenin ihtiyacına cevap verecek kadar açın. Ayrıca pistler kaliteli olsun. Öğrenci sırasını beklerken çayını içebilsin, sıcak bir ortamda vakit geçirebilsin. Simülasyon ve toplantı odaları olabilsin. Her okul pistlere harcadığı paranın yarısını ödese, bütün bu söylediklerim hayata geçirilebilir sanırım. Böylece hem kalite artar, hem masraflar azalır.
Ayrıca devlet sürücü belgelerinden aldığı masrafları okadar arttırdı ki, sürücü kursunun ücreti ile devletin aldığı tutar eşit hale geldi. Dolayısıyla vatandaşın sürücü belgesi maliyeti arttı. Bu yüzden de birçok dar gelirli vatandaş sürücü belgesi alamıyor. Bugün E sınıfı bir sürücü belgesinin maliyeti neredeyse 1000 TL buluyor. Düşük gelirli bir vatandaş için bu caydırıcı bir sebeb tabii ki.
Sorunlar bunlarla da bitmiyor tabii ki. Ama isterseniz sürücü kurslarındaki eğitim konusunu başka bir yazıya bırakalım.