​ Tuğladan kalp / Kentleşme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '11

 
Kategori
Kentleşme
 

Tuğladan kalp

Tuğladan kalp
 

Kepez Meydanı’na varmadan, ilk ışıklarda deniz yönünden gelen tali yoldan, yukarı tali yola geçeceğim. 

Kırmızı ışıkta durdum. 

Tam karşımda, yani geçeceğim karşı yolun sağında, mantar gibi biten bir inşaatın yan duvarı dikkatimi çekti. 

Üç katlı binanın birinci ve ikinci katında yan duvarlarda tuğla ile yapılmış iki kalp şekli. 

Tuğlaların çok delikli yerleri dışarıya verilerek, örülen tuğlaların arasında kocaman bir kalp şekli oluşturulmuş. 

Aynı şekil, iki katta da var. 

Usta kimse, iş edinmiş iki katta iki kalp oluşturuvermiş. 

Alt kattaki kendi kalbi. 

Üst kattaki sevdiğinin kalbi olmalı. 

Attım işte. 

Öyle geldi aklıma. 

Tuğla ustası, çalışırken hayal dünyasının içine dalıp yapıvermiş kalpleri. 

Tuğlaların aralarında da beton var. 

Bu kalp kırılır mı acaba? 

Bence kırılmaz. 

İnce ruhunu, betona yansıtmış usta. 

“Hangi sevdalar sende demlenir usta 

Hangi tuğlada gözlerin nemlenir usta.” 

Ne bileyim, nerden bileyim. 

* 

Kırmızı ışık yanana kadar bakıyorum duvara. 

Uzaktan da hoş görünüyor. 

Aklıma geliyor birden. 

Bu binanın dışına sıva yapılacak. Bu kalpler kapanacak. Sıvanın altında kalacak, bu görüntü. 

“Niye kendini yordun be usta? 

Yaparken kime sordun be usta?” 

Yoksa bu usta, sevdasını ve kalbini gömmek mi istiyor duvarların içine? 

Yoksa duvar gibi yüzüne çarpan karşılıksız bir sevdanın içine mi gömüldü usta? 

Ah usta ah! 

Niye bırakırsın duvarların içine kalbini. 

Sökülmesin diye mi duvarlara sığınırsın? 

* 

Ağaçlara kazınmış, kalpler gördüm. 

Taşlara oyulmuş, kalpler gördüm. 

Sahildeki kumlara çizilmiş, kalpleri gördüm. 

Pastalar üstüne yapılmış, çikolatalı kalpler gördüm. 

Balondan yapılmış kalpler.. 

… 

Ağaçlardaki kalpler kabuk altına saklandı. 

Taşarla oyulmuş kalpler aşındı yok oldu. 

Sahildeki kalpler ilk dalgada silindi gitti. 

Pastaların üstündeki kalpler önce parçalandı, sonrada yenilip tüketildi. 

Balondan kalpler, iğnesiz patladılar. 

Senin kalbin tuğla ile örülü kalacak. Sıva ile gizlenecek. Bir gün gizlendiği yerden fırlayıp çıkar mı be usta? 

Seslenir mi sevdiğine. 

“Ben buradayım, ben burdayımmm!” 

Duyan olur mu? 

* 

Arabamla geçtim karşı yola. 

Gittim okula. 

Fotoğraf makinemi alıp çektim fotoğrafını tuğladan kalplerin. 

Ben fotoğraf çekiyorum. 

Birileri bana bakıyor, aval aval. 

Koyun olsalar çalarım kaval. 

Anlamıyorlar beni, görmüyorlar tuğladan kalpleri. 

İnşaattan birisi bana bakıyor. 

Birisi aşağıdan tuğla çıkarıyor üst kata. 

Birisi tuğla örüyor orta katta. 

Aşağıdaki tuğla yükleyen gence soruyorum. 

“Binanın yan duvarına kalp desenlerini kim yaptı?” 

Orta kattaki tuğla öreni gösteriyor. 

“Onun kardeşi.” 

Soruyorum. 

“Nerede o tuğla kalpli adam?” 

Binanın üst katından birisi kafasını uzatıp, gülerek el sallıyor bana. 

Bakıyorum, bende el sallıyorum. 

Tuğla kalpli dediğim hisli adam, genç bir adam. Okul okumuş birisi. Yapı işçiliği ile ilgili dört yıllık fakülte bitirmiş birisi. 

Öğreniverdim, bir çırpıda. 

Mürekkep yalamış hem de. 

Entelektüel görünümlü. 

* 

Kepez çok hızlı gelişen bir yer. 

60 günde üç katlı bir binayı bitiriyor yapıcılar. 

İnşaat sektörü, yurdumuzun çeşitli illerinden insanları mıknatıs gibi çekiyor Kepez’e. 

Göç alıyor Kepez. 

Yapılan evler anında satılıyor. 

Diyor ki bir bayan; 

“Evimin balkonundan, yoldaki araçları, boğazdaki gemileri, abidenin üstünden dönüp gelen uçağı görebiliyorum.” 

Üçü bir arada. 

Kahve değil. 

“Otomobil, gemi ve uçak.” 

Bir tek tren yok. 

Hayal değil, oda olur. 

Bu defa, ”dördü bir arada.” 

* 

Yapılan binalara bakıyorum. 

Farklı bir mimari tarz uygulayanlar, doğru ve kaliteli malzeme kullananlar dikkat çekiyor. 

Dikkat çekmeyen bir binada, tuğladan oluşturulmuş kalpleri göremezsiniz. 

Usta iyiyse, binanın görünümü de güzel oluyor. 

Benim gözlerim yamuk görür. 

Gözlerimin dereceleri farklı. 

Düz çizgi, yamuk görülür bana. 

Okul bahçesinden bir inşaata bakıyorum. Balkonların arasından inen sütun yamuk görünüyor gözüme. 

Bir çocuğa sordum. 

“Bu binada yamuk yer var mı?” diye. 

Çocuk baktı baktı. 

“Öğretmenim balkonların arasındaki çizgi yamuk” dedi. 

Valla ben, kör gözle yamukluğu gördüm. Gözü sağlam genç bir öğretmene de gösterdim. O öğretmende aynısını söyledi. 

Tuğladan kalp yapanlara sözüm yok. 

“Tuğla kalplilerin” yaptıkları binalar yıkılınca, kalpsizliklerine üzülüyor insan. 

Diyarbakır’daki, çöken apartmanı gördünüz mü? 

Yapanın kalbine bakmak lazım. 

Tuğladan mı? 

Taştan mı? 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 420
: 1641
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..